7 Mart 2014 Cuma

Büyük Bir Mirasa Konmak

Geçtiğimiz haftanın bir akşamında ,ailecek yemek sonrası çayımızı içerken eşimin telefonu çaldı.
 Bir yandan çayımı yudumlayıp bir yandan kucağımda ki kediyi okşayıp bir yandan Yunus'un ev ödevini kontrol ederken bir yandan da başka odada telefon görüşmesi yapan eşimden gelen seslerden anlamlı bir cümle oluşturmaya çalışıyorum. Urfa , çok zengin,
eski, 1940, arsa, toprak, tapu, dönüm, hektar, imar, site, verimli, nerden çıktı, bu zamana kadar, niye haberimiz olmadı, gerçek mi...Başka odadan gelen bu kesik kelimelere öyle odaklanmışım ki, kucağımda ki kedi  kaçmış, Yunus ödev başından kalkmış kedi ile oynamaya başlamış. Telefon görüşmesi bitmiş ve
eşim ," büyük bir mirasın varisçilerinden biriymişim" dediğinde yeni doldurduğum çayı öyle kafaya dikmişim ki günlerce damağım yanacak,eti kabarıp kabarıp soyulacaktı.

Gerçek mi? Gerçekti,  Urfa'nın en zenginlerinden biri ölümünün üzerinden yarım asırdan fazla geçmiş  ama  bize mirasından  bırakmıştı  . Urfa'ya gidilmesi gerekiyordu.
Uçak parası çok paraydı, eşimin yanında benim de Urfa'ya gitmeme izin vermeyecek kadar...
Eşimi Urfa'ya yolladığım gün ,dün değil evvelsi gündü, sabahın beşiydi, biletin en ucuz olduğu vakit.
Yunus uyuyordu, okul için uyandırılmasına iki saat vardı.İlk kez eşim bizden ayrı tek başına bir şehre gidiyordu, bizsiz hiç bir yere gitmediğinin farkına vardım.Onsuz evimiz, onsuz bir sabahın beşi...
Henüz aydınlanmamış gökyüzülü pencereme kafamı dayadım, düşüncelere daldım.
Değişecek olanların hesabını yaptım.Bahçenin garajında hemen göze ilk çarpan en eski araba,arabamız..Pencereden beri ona bakındığımı hissedecek kadar bizimle, otuz yaşına çoktan girmiş arabamız.Satılmalı ,kimse almaz hurdacıya verilmeli,yerine garajda ki şu, kendi çizgisine sığmamış komşu çizgiyi ihlal edecek kadar  dev gibi yeni arabalardan almalı...Pencere pervazından kart kurt gelen seslerin sahibi tahta kurtçukları , garaj da ki hangi arabayı seçsem ikileminden beni ayırdı.Kart,kurt,kart , kurt....Sesli pencere pervazlarım, kapakları yavaşça açılması gereken ,aksi takdirde devrilme tehlikesi olan dolabım,koltuklarım ,kütüphanem,masam...hepsi değişmeli,hepsinden iyelik eklerini çıkarmalıyım.Minderi çok oturmaktan erimiş,yüzü sararmış ,kedinin tırmıklarını özgürce savurduğu "koltuğum" değişmeli , kendine özgü tarz sahibi yeni" koltuk" gelmeli. Kedinin tarz sahibi yeni koltuğu tırmalamasına izin veremem, öyle zengin olacağım ki her şey kusursuz olmalı diye düşüncelere dalmışken,kedi kendi daldığı yerden uyanmış kucağıma atlayıverdi,patileriyle yüzüme sevgi gösterileri atarken içimdeki zengin ayşe ondan nasıl kurtulabileceğinin hesabını yapıyordu...Gün ,kucağında uykuya dalmış bir kedi ile pencere önünde başka bir ayşe'ye doğru , aydınlanıyordu.
Bir masalın içindeymişim gibi...
Zengin olmak gerekliydi, masalın sonu,filmin sonu hep zenginleşerek bitmeliydi.
Paranın alabileceği hiç bir şeyden yoksun kalmamak gerekliydi.
Paranın satın alamayacağı şeylerin her türlüsü ile  çok avutmuştum kendimi , artık yeterdi.
Gönül zenginliği, içinin güzelliği, ailenin mutluluğu ,huzuru diye diye hep kendimi kandırmaya uğraşmışım
hakiki zenginlik nasılda rahatlattı beni...Yavaş yavaş yüzünü göstermeye başlayan güneş,penceremin önünde ki ağaçda tünemiş serçeleri uyandırdı,kalbimin sesi sanki dışarıdan işitiliyor, cıvıldaşan serçeler gibi...Zengin olmak çok güzel bir şeymiş.Ohh diye iç geçirdim,çok şanslıyım,zengin olmak büyük bir şanstı ve bana da nasip oldu.Zengin olunca bambaşka oluyormuş insan, kendimi tanıyamadım,pencere önünde oturmuş kendime odaklandım.Yeni ayşe nelerden hoşlanır,nelerden hoşlanmaz...Her şey farklı,her cevabım eski ayşeye göre çok farklı,işte zenginlik insanı farklı yapıyormuş,doğruymuş...Yunus'u uyandırma vakti gelmiş de geçiyor,pencere önünden fırlayıp okula hazırlama rutinine geçtim.Uykulu Yunus'a okul önlüğü giydiren ,çantasına beslenme koyan artık eski ayşe değil,yeni ayşe ama yeni annesinin farkında değil henüz...Yunus'u okula uğurlayıp,Urfa'dan gelecek telefonu beklemeye başladım.Eski ayşeye tahammül edemiyordum,hemen eski ayşeden kurtulunmalı,yenisi bütün cümle aleme ilan edilmeli...Aklıma bloğum geldi, artık yazılarımda değişecekti,mecbur değişmeliydi.Ben de yeni elbiselerimle,cafelerde,eğlence yerlerinde,gülücükler saçarak yeni telefonum aracılığıyla herkesi haberdar etmeliyim. Hayat zengin olunca güzeldi,aksini duymaya kulaklarım kapalı çünkü aksine karnım toktu...
Dakikalar vardı, haberin gelmesine ,hayat ne güzeldi, ne süprizliydi,dakikalar sonrasında ki ayşenin hayatını çiziyordum, ne güzel bir resimdi....Bunca zaman dünyanın tüm nimetlerine gözüm kapalıydı ama işte gözlerim açılmaya başladı...hayat... tatlı hayat...
......
" Aloo Ayşee, şarjım bitiyor, çabuk çabuk anlatayım, Urfa'ya yirmi kilometre uzaklıkta ki bir köyden 300 metre kare bir arsa,payımıza düştü,hepsi bu kadar, tapu işlerini halledip akşam uçağı ile dönüyorum".

*İki gün sonra bugün; iki gündür şoklanmış gibiyim, henüz gerçeklerin farkına varamadım.Kendimi bulamadım,eski ayşe 'yi bir paçavra gibi üzerimden sıyırıp attığım o sabahın beşinde ki pencere önünde kaldım.Utanıyorum.Yeni ayşeye ne meraklıymışım,ne çabuk eskisinden vazgeçebiliyormuşum, üstelik oynaya oynaya,ohlaya ohlaya...Hayalden de olsa hurdaya sattığım araba ve eşyalarım ile yeniden barışmaya çalışıyorum, karnım tok dediğim şeyleri yine arzulamak için, paranın sahip edeceği tüm şeylere açtığım gözlerimi yeniden kapatmak için,gerçek güzellikler için
diyerek yine kendi kendime ninniler söylemeye başlıyorum...
Bu arada Urfa'yı hiç bilmem,eşim de bilmez, hiç gitmişliğimiz yok,tanıdık yok...
Hayatın getirdiklerine karşı ilkeli bir duruş göstermem gerektiğini hatırlattı Urfa daki küçük toprak parçamız...









15 yorum:

  1. Ayşe zengin olaydı iyiydi:/

    YanıtlaSil
  2. Ters papuçlar, bir önceki yorumuna burdan cevap vermek istedim,ne güzel demişsin,özel okuldan aldı mı zengin çocukları ile aynı ortamdan uzaklaştı mı
    sorun çözülüyor mu ...Bizim mahalle lüks havuzlu siteli,sokağımız tek yönlü ve doğru yönden emektar arabam ile ilerlerken ters yönden gelen dev arabalı kadın ışıklarını bana yakıp yakıp söndürüyor,yol vermem mümkün değil geri vitese takıp yoldan kaybolmalıyım...Bir sorun var ama bu zenginlik ve fakirlik değil..insanlık ile ilgili ...hep birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz,birbirimizin hassas duygularına karşı duyarlı olmak içindi yazılarım...hissedebilmek içindi...ayrışmak,kutuplaşmak, için değildi...hep beraberken mutlu da olabilmek içindi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ayrıntılara takılmak ve bu ayrıntıları fark edebilmek zaten ayrışmaktır.Fark etmediğiniz ve kabul ettiğiniz zaman bir olursunuz.

      Sil
    2. bilmiyorum ayşe bugünlerde benden de gelecek bu tarz bi yazı sanırım. Birşeyler var zenginlik fakirlik mevzusu değil sanırım insan olup olmamakla ilgili

      Sil
  3. başka bir yaşam zenginlik, nasıl olurdu acaba diye düşünce bir anda güzel gibi gelse de, Allah'ım elimizdekileri almasın inşallah, çok isteyene çok versin bizimkini bize versin benim zenginlikle ilgili dua budur sadece, sevgiler Elif

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elifçiğim bir iki saatliğine de olsa para beni değiştirdi,zenginliğin ölçüsü
      herkese göre değişir,bizim zenginliğimiz huzurumuz,huzur her an uçacak kaçacak bir kuş gibi,kafesinin kapılarını hiç bir şeyin açmasını
      istemiyorum, aslında...sevgilerimle...

      Sil
  4. :) Sen değişmezdin bence, etraftaki eşyalar değişirdi ama kullanım rahatlığı olan, gerekli değişiklikler olurdu olsa olsa. Yine de, bence Urfa'da bir arsa küçük de olsa güzel, arada gider bakarsınız, önemli olan iç huzuru!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de değişmem zannederdim ama :)
      Urfayı araştırıyorum şimdi, sanki bir şeyler bizi çağırıyor,hayırlısı..

      Sil
  5. Ayyyy Aysecigim, simdi birde her sene vergi ödemeniz lazim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Lale, ilk kez tapulu bir yerimiz oldu,öğreneceğiz:(

      Sil
  6. Cok ilginc bir posttu uzun zaman sonra ancak zaman bulabildigim! Heyecanla sonucu bekledim,cok istedim ordan birseyler ciksin,bu seferki rüya degil gibiydi,bir ara uyudun rüyadasin sandim,tek tek okumaya gayret gösteriyorum yoksa cok sey kacirabilirim! Her kelimesi müthis güzel,anlamli ve sürükleyici olan yazilarini okumak cogu zaman hüzün versede ne diyecegimi bilemiyorum bazen,gercek bu. Ben degismedim Aysecim,sende degismezdin,böyle icini döken insan daha baska hangi sekle girer ne olur ona!

    YanıtlaSil
  7. Sevgili Bir terazı kızı;rüya gibiydi , ama uyanması kötü oldu,ben kendimi tanımıyorum,tanıyamadım,kendini bilen insanlara hayranım...
    yorumun için teşekkür ederim,sevgilerimle..

    YanıtlaSil
  8. çok heyecanlıydı ama kendimi senin yerine koydum kim bilir ne hayaller kurardım ben de :))) gayet normal sana paranın düşündürdükleri, kimin başına gelse aynı rüyaya dalardı...

    YanıtlaSil
  9. Ayşeciğim çok tatlısın Allah gönlünün istediği her şeyi versin inşallah. Ne kadar güzel yazıyorsun nefessiz okudum, sevinçle. Sonra bir ara rüyamı yazıyor ki dedim. Ama değilmiş. Hayırlı olsun bonus arsa. Hayat hep güzellikler getirsin sana.

    YanıtlaSil
  10. Ayşe Urfa kutsal topraklar, eski tarihi kesin hazine vardir o arsada :) Hadi gidip arayalim :))

    YanıtlaSil