10 Mart 2014 Pazartesi

Basit bir ev hanımı



Cırt cırt almak için tuhafiye arıyordum.Yunus'un okul pantolonu belini sıkmaya başladı, geçen sene iki beden büyüğünü almıştım, seneye de giysin diye. Okulların tatil olmasına ne kalmıştı ki, birazcık daha idare etsin diye çözüm arıyorum, cırt cırt belki zor açılan düğmeye alternatif olabilir diye.
Tuhafiye ararken bir ses beni çağırıyordu, kafelerden birinden . En son geçen sene gördüğüm arkadaşım,öğle tatiline girmiş, iş arkadaşları ile kahve içiyor. Çok özlemiş beni, sarılıyor,öpüyor, yanında ki iş arkadaşları beni merak ediyor," kim bu arkadaşın, ne iş yapıyor? diye beni süzerek tanımaya çalışıyorlar.Arkadaşım gözümün içine bakıyor, kendini tanıtsana der gibi...
-Ev hanımıyım diyorum,evdeyim.
-Evde bütün gün ne yapıyorsun? diye sordu biri, diğeri " iki gün evde kalsam çıldıracak gibi oluyorum" dedi, başka biri,"ev hanımlığı çok zor, dışarıda çalışmaktan sıkıldığım zamanlar evde olsaydım diye iç geçiriyorum ama bana göre değil , dedi , en sonuncusu" büyükşehirde tek maaş ... cık cık...diye cıkladı, özgürlük denildi, güven denildi,özel hayat denildi...Aslında hepsi hayatından
bir şekide memnundu.Ben memnun muydum? Bütün gün evde ne yapıyordum?
İşe ve okula gitmesi gerekenlerin, çalışanların işlerini kolaylaştırmaya çalışıyorum. Kahvaltı hazırlıyorum, önceden ütülediğim kıyafetleri çıkarıyorum, uygun çorap arıyorum, giyinmelerine yardımcı oluyorum,arkalarında unuttukları bir şey olmasın diye çantalarını kontrol ediyorum, el sallıyorum, kapıyı kapatıyorum .Bozulmuş yatakları topluyorum, çıkarılmış pijamaları katlıyorum,
lekelenmiş banyo aynasını,lavaboyu siliyorum,büzüştürülüp atılmış yüz havlusunu katlayıp yerine asıyorum,dünkü çorapları ve kıyafetleri çıkarıldıkları yerlerinden alıp kirli sepetine atıyorum,kahvaltı sofrasını toplayıp, dünün havası ile dolu evime yeni günün havasını doldurmak için pencereleri açıyorum .Pencereden beri sokakta hızlı hızlı bir yerlere giden insanları görünce içimi tuhaf bir korku,ürküntü kaplar.Bütün insanlar işleyen bir saatin parçası gibi .Hepsinin hızlı hızlı gidecek işleri var,öğle tatilleri,kızacakları patronları,çekemeyen iş arkadaşları,halledemedikleri sorunları var, her gün bitirilmesi gereken ödevleri var,sorumlulukları var, sadece kendilerinin yapabileceği,kendileri olmazsa batacak şirketleri,yetişmeleri gereken bir zamanları var.
Ben pencerenin öbür tarafındayım,zaman ile yarışmıyorum.Zaman alıp zaman satmıyorum.
Zaman, her gün misafirliğe gelir evime, sakin sakin onu ağırlıyorum, ne isterse onu vermeye çalışan cömert bir ev sahibi olmaya çalışıyorum.Zamanın istediği neydi,diye uzun uzun düşünebiliyorum.Bulaşıkları yıkarken,çıkmayan lekeler ile savaşırken,zor ütülenen gömleklerde ter dökerken,akşama hangi yemeği yaparsam herkesi sevindirebilirim diye tercihler yaparken, zamanı
düşünmekten hiç geri kalmam,hep düşünürüm.Günün bir saatinde,zaman genişler genişler aklımın alamayacağı kadar büyür,ben ufaldıkça ufalırım...Kaybolmaktan korkarım,dışarıda ki, pencerenin dışında ki insanların zamanını özlerim.Kendimi kaybetmekten korkarım.Bir duada, bir kitapta, bir sayfa da , bir yürekte kendimi ararım...Zamanın ağırlığı azalır, azalır,gün saatlere bölünür,saatler dakikalara,dakikalar geçer,biter,yok olur... Misafirim kalkar gider,ikramımı
beğendi mi diye kendimi sorgularım...
Akşam olur,dışarıdakiler evlerine gelir,kapıyı açarım, sıcak yemekleri olurum,yıkanmış temiz çamaşırları,toplanmış yatakları olurum...Zamanın ağırlığı ve büyüklüğü içinde  kendimi kaybettiğim de
bulunabileceğimi hissettikçe mutlu bir ev hanımı olabiliyorum. Kendimi buldukça ,mutlu oluyorum.
Basit bir ev hanımıyım  ,dedim ,kafede ki gruba, öğle molalarını meşgul etmeden yanlarından ayrıldım.Cırt cırt inşallah işe yarar diye dua ederek tuhafiye aramaya kaldığım yerden devam ettim...

12 yorum:

  1. İçlerinde "ev hanımı"olan evler ne şanslı! Bir bilseler... Çok sıkılıyorum sürekli yakınan bu insanlardan. Evde olunca mutlu değiller, işte olunca mutlu değiller... "Evde nasıl vakit geçiyor? İşte çok sıkıldım, akşam olmak bilmedi..." sürekli duyuyoruz. Onlara şu cevabı vermek lazım aslında: Siz hiçbir yerde mutlu olamazsınız çünkü şekilci ve doyumsuzsunuz. Birilerini mutlu etmek nedir bilmezsiniz. Çünkü kendinizden başka kimseyi düşünmezsiniz. İş yerinde akşama kadar boş boş oturup, sosyal medyada kim nereye gitmiş, kim nerede ne yemiş onu takip etmekten, bir şeyler üretmenin mutluluğunu unutmuşsunuz."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Betül, çalışmak kutsal bir şey bence, üretmek ise var olmakla ilgili..alın teri ile kazanılan para ise çok kıymetli...alın teri ile para kazanmayı çok istiyorum,birgün nasip olacak inanıyorum,evimde de çalışıyorum,terliyorum ama para getirmiyor, yaptığım şeyin para ile ölçülmesi mümkün değil,çok büyük bir şey yapıyorum gibi geliyor,huzurluyum...yorumun için teşekkür ederim..sevgilerimle..

      Sil
  2. Yine kaleminin gücü konuşmuş Ayşem. Öyle güzel bir ironiyle özetlemişsin ki olayı. Üstüne ne denir bilemiyorum. Sadece şunu söyleyebilirim belki; çok geçmişte kendimi asla bugünkü gibi hayal bile edemezdim. Çok düşünmüşümdür bunu ve son sözüm hep "hayat" oldu. Ben ki sessiz, sakin, ürkek, naifmi naif, narin mi narin bir kızken yaşanılan binlerce olayda kimi zaman bir kabadayı kadar gözüpek, kimi zaman bir avukattan daha öte çenebaz olmak zorunda kalmışımdır. Belki sektörel olarak erkeklerin dünyasında bir kadın olarak onların anladığı dilden konuşmak zorunda kalınınca ve tamamen başkalaşıp değişmek zorunda kalabiliyorsun. Ha bu insanı mutlu ediyor mu? Hayır bilakis çoğu zaman gerektiği yerde, hakedene adam gibi gözdağı verdikten sonra gözyaşlarım bazen seccademe bazen içime akmıştı. Olsun sen belki de en şanslısın. Gerçekten. Hiç değilse aksa bile göz yaşın sebebi hayatında hiç alakası olmayan hiç muhatabın bile olamayacak insanlar için akmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili yüzyılıkonak,bazen yazdıklarımı okumakta zorlanıyorum,bazen iç sıkıntısı ile yazıveriyorum sonra utanıyorum niye yayınladım diye...blog benim için bir kurtarıcı oldu,yazarak ,sizleri okuyarak rahatlıyorum,mutlu oluyorum...iyi ki varsınız...

      Sil
    2. Iyi ki sen varsın ve iyi ki yazıyorsun seni okumak öyle keyifli öyle doyurucu ki; dilerim Allah'tan kaleminin gücü bir gün tüm Türkiye'ce bilinir ve okunur...

      Sil
  3. Bu konuda ben de çok düşünüyorum sevgili Ayşe. Kızım doğana dek çalışıyordum, ilk 1 sene onunla olacağım derken, zaman nasıl geçti bilmiyorum 9 ay olmuş bile! 3 ay sonra işe dönecek miyim, yaz da geliyor, yaz geçsin sonra derken.. Bilmiyorum. Ev hanımı mı denir bana, işe ara veren mi denir ama benim hoşuma gidiyor evde olmak, senin çok güzel ifade ettiğin gibi zamanı ağırlamak.. Ama iş isteyip de bulamamak, yani senin seçimin olmadan ev kadını olmak zor geliyor bana, umarım her kadın istediği yerde, işte ya da evde, ama mutlu ve üretken olsun..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ceren,harika bir mesleğin var,mesleğin gerektirdiği her şeye fazlasıyla sahipsin,çalışmadan yapamayacağınıda biliyorum.Nasıl olursa olsun Maya'nın her şekilde üreten,çalışan bir annesi olacak,eminim...

      Sil
  4. Yaptığın iş çok güzel. Sevdiklerin için yapıyorsun çünkü. Ama kendin için neler yaptığından hiç bahsetmiyorsun. Kendin için ayırdığın zaman "arta kalan zaman" olmasın ne olur...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın Hüznün tadı," arta kalan zaman " peşinde koşmayalı çok oldu,kendime ait zamanlarım çoğaldı..teşekkür ederim...sevgilerimle..

      Sil
  5. uykunun tatlı yerinde saatin sesiyle kendimi kaldırıp,gözüm açılmadan giyiniyorum,hava ağarmamış oluyor,bi parça peynir,zeytin ekmek paketleyip çantama atıp servisi bekliyorum.,
    yatağımda olup uyumanın hayallerini kurarken ben, yanına oturduğum bir iş arkadaşı sabahın köründe nerden bulduğunu bilemediğim bir enerji ile iş dedikodularına başlıyor...
    iş yerine varıp çay eşliğinde geçiştirme bir kahvaltının ardından iş başlıyor...gün boyu görmek istemediğim bi çok kişiye,duymak ve umursamak istemediğim bi çok lafa maruz kalıyorum,
    akşam dönüşte kendimi servise attığımda yanıma aldığım kitabı okumaya enerjim kalmamış oluyor...
    ve bütün bunları yaparken bir gün evinin huzurunda yaşayan bir ev hanımı olma hayalleri kuruyorum...

    YanıtlaSil
  6. Yorumunu okurken ,yanıma ekmeğimi alıp gün boyu seninle olmak üzere servisine atlayıverdim...Aradığın huzura kavuşman dileğiyle....

    YanıtlaSil
  7. Kendini mutlu edemeyen insan çalışırken de evdeyken de mutlu edemiyor. Belki de bu dünya bize göre değil diyorum ben. Çok bunaldığım zamanlarda nasıl olsa geçici bir yer burası sıkma canını inşallah daha güzel biyere gideceksin şimdilik sabret ve sevdiğin şeyleri yaparak mutlu olmaya çalış diyerek avutuyorum kendimi. İnşallah Ayşecim sonsuz mutluluklar bizim olsun orda hiç kendimizi suçlu hissetmeyelim.
    IŞIL

    YanıtlaSil