11 Şubat 2014 Salı

Yaşlı empatisi


Annemin tansiyonu yükseliyormuş,doktora gitmesi gerek ama doktor yolu onun için büyük bir eziyet.
Annem Ankara Eryaman'da oturuyor,Eryaman şehre çok uzak kalıyor,otobüs ve dolmuştan ibaret toplu taşıma araçları çok kalabalık, taksi ise alternatif olamayacak kadar pahalı. Otobüs ve dolmuş şehir merkezine, 40 dakikada ulaşabiliyor, annem ayakta onca zaman kalamaz, yer verenlere de kıyamıyor "benim için yerlerinden oluyorlar 40 dakika ayakta kalıyorlar" diyerek hep evde kalma seçeneğinde yaşayıp gidiyor.

Araba kullanmayı sadece annem için istedim. Gönül rahatlığı ile onu istediği yere götürebilmek için.Ama hala trafiğe çıkamıyorum. Ankara tatilinde annemi doktora, doktorlara götürdüm. Otobüse binmeye mecbur kaldı . Çok şaşırdığım bir şeyle karşılaştım,beli bükülmüş ,70 lerine gelmiş bir yaşlıya hiç kimse yer vermeye yanaşmadı. Genelde gençler oturuyordu , hepsinin kulağında kulaklık
annemi görünce gözlerini kapayan da vardı,gözleri açık kulağında ki şarkıları mırıldananlarda.
Annem koltuk kenarına yapışmış dengede kalmaya çalışıyordu, benim içim parçalanıyordu. Annem diğer yaşlılar gibi gençlerin gözüne dik dik bakıp "kalk bakalım oturduğun koltuk benim hakkım" diyemeyecek kadar gençleri seviyor, hepsinin dersi var, işi gücü var,yorgunlukları var bir de yaşlıya yer verip ayak ta kalma çilesi yaşamasınlar diyordur,biliyorum.Yaşlı olarak otobüse binmeye utanıyordu ama mecbur kalmıştı işte.
Hiç bir genç 40 dakika ayakta kalmaya değer bulmuyordu, bir oyana bir buyana dengede durmaya çalışan iki büklüm yaşlıyı...İlk 20 dakikadan sonra annem dengesini buldu,  otobüs beşik gibiydi, huzursuz edecek hiç bir şey yoktu ve tatlı bir uykuya daldılar otobüste ki tüm yolcular...
Az kaldı anne,az kaldı anne diye söyleniyordum ve bir hafta boyunca her otobüste  aynı şeyleri söyleyecektim.
Eryaman otobüslerinde 20 sene önce ben de bir gençtim. Dersimiz vardı, sınavlarımız vardı,yorgunluklarımız vardı bir de benim bayılmalarım vardı.Her sabah yarım saat otobüs durağında beklerdim sıkış tepiş otobüse binip okula daha 20 dakikalık yolumuz varken gözüm kararırdı, kahvaltı yapmadığım için.Ama dayanırdım,düşüp bayılmayı dönüş yoluna saklardım.
20 küsür sene evvel Eryaman' da oturanlar beni unutmamışlardır, okul dönüşü otobüste ayaktaysam
yolculuğun sonuna doğru mutlak düşer bayılırdım . Önce kulaklarım çınlar sonra gözüm kararır sonra da birinin kollarında benim için boşalan bir koltuğa oturtulurdum. Yine mi aynı kız bayıldı derdi otobüs şoförü, kızım cebine bir şeker koy , düşmeden ağzına atıver diye de eklerdi.
Herkesin içinde düşüp bayılmak benim için  utanç vericiydi ama yaşlıya yer vermemek daha çok utandırıyordu.Yaşlılar benim gibi ayakta kalınca düşüp bayılmıyorlardı ama oturmak onların hakkıydı, büyük gelince ayağa kalkmak gibi, saygı göstermek gibi...
İstanbul da ise bana bile yer verenler oluyor," abla geç otur" diyerek...Seviniyorum,ayakta iyiyim
desem de için için seviniyorum.
Nerden çıktı bu yaşlı empatisi,yer verme olayı, ülkede onca dert varken...
Belim iki büklüm olana kadar yaşlı olsaydım ve bir otobüse binseydim, 19 yaşında bir oğlum olsaydı
tekmelene tekmelene öldürülseydi,3 yaşında ki cansız oğlumu çuvala koyup taşısaydım,(şimdi yazı yazıyorken kucağımda mışıl mışıl uyuyan bir kedinin uyanmaması için yazımı uzattıkça uzatmaya çalışırken) karnı deşilmiş ve ölememiş bir kedi olsaydım,yarından sonra Perşembe, Perşembeleri çorba bekleyenlerden olsaydım,kulaklarımda en sevdiğim şarkı da olsa huzurla gözlerimi kapayıp uykuya dalabilir miyim?
( Kedicik kucağımda uyuyor, ön ayaklarını koluma doğru atmış, yukarıda ki fotoğrafta bir karışlık yastık üzerinde televizyondan radyo 3 ü dinliyor, gözlerinde ki yaşlık ve hapşırık beni korkutuyor yarın ilk veteriner tecrübemi yaşayacağım herhalde)





7 yorum:

  1. Aslında var ya bütün sorunun kaynağı tam olarak "empati". Dünyanın tüm sorunu sadece bundan kaynaklanıyor işte; empati yoksunluğu. İnsanın sadece insanla da empati kurması yeterli değil, doğayla, diğer hayvanlarla ve her şeyle empati kurması lazım. İşte o zaman yaşanabilir bir dünyamız olur belki.

    YanıtlaSil
  2. Malesef Ankara da bu is neden boyle bilmiyorum ama gercekten yaslilara yer verme adeti pek yok. Cok yasli var Ankara da ondan mi bilmem. Istanbul da yasam sartlari daha yorucuyken insanlarinda anlamadigim bir canlilik var.

    YanıtlaSil
  3. kediciğiniz hayırlı olsun... değişim toplumun böyle küçük kesimlerinde başlıyor işte, annene şifa diliyorum en acilinden...

    YanıtlaSil
  4. Ben de İstanbul'da yaşıyorum. Anlattığınız manzara ile bende karşılaşıyorum. Yer verilmemesine dayanamadigim icin genellikle ben yer veremiyorsam mutlaka birinin yer vermesini istiyorum. Bunu yaparken inanın her türlü karşılığa hazırlıklıyım..... Asıl acıklı olan o gençleri biz yetiştiriyoruz. Benim de 18 ve 14 yaşında oğullarım var. Ben onlara kendim örnek olmaya çalışıyorum. Empati kurmaları adına her şeyin insanlar için olduğunu sık sık onlara hatırlatıyorum. Kimse benim başıma gelmeyecek demesin. Bunu hepimizin idrak etmesi gerek... Bananecilik.......

    YanıtlaSil
  5. annen en guzelini yapiyor.beklememek en buyuk zenginlik,ve olgunluk,hersey icin hemde,sadece otobuste yer degil

    YanıtlaSil
  6. Beklememek en guzeli,annen en dogrusunu yapiyor beklemiyerek bence..beklesede degismiycek cunku sonuc..hayata dair bence iyi bir ders bizlere..

    YanıtlaSil
  7. annene çok geçmiş olsun, üzüldüm doğrusu nerede hata yapıyoruz gençleri yetiştirirken bilmiyorum, fazlaca verilen özgürlük ve özgüven, rahatlık gençlere bunlarımı yaptırıyor acaba ...sevgiler elif

    YanıtlaSil