20 Şubat 2014 Perşembe

Kedi Kardeşliği


Sokaktan, tek gözü yaralı, donmak üzere bir kedi yavrusunu evimize aldığımızda , kediye değil de kendimize iyilik yaptığımızın farkındaydım.
 Kediyi sahiplenmedik, aslında hiç bir şeyin sahibi olmadığımızın farkına varmaya başladık.
Evimize adım atan kedicik, önce yeni geldiği bu evi köşe bucak kokladı, her odanın kapısı ardına kadar açıktı.Sonra anneyi,babayı ve çocuğu kokladı.Burnu ile koklarken gözleri kaçamak kaçamak
bakıyordu.Yıllardır bizimle aynı evde yaşıyormuş haline bürünüp, kucağımıza atlayıp ,hırlamaya başladı.
Bu ev benim evim, bu koltuk her zaman düzgün durmalı,tırmalanmamalı,tüy olmamalı,benim düzenim ,benim otoriterim benim sözüm diye başlayan her cümle  kedicik ile son buldu...
Kediciğin gözünde ki hayat ile yaşıyorum son bir haftadır.Kediciğin gözünde ki hayat çok basit
çok yavaş ,bazen oynanılması bazen tırmalanılması gereken şeylerden başka özgürce her şeyin koklanılması, merak edilmesi ve canı sıkılana kadar takip edilesi şeyler silsilesi...
Ve uyku, doyasıya uyku, bir kucakta,minderi çökmüş,çukurlaşmış koltuğun o köşesinde, pencere kenarında ,kalorifer üstünde derin derin uyku...
Kedi evimize geleli kendimi onun hizmetkarı gibi görmeye başladım.Ev sanki kedinin di ve ben  onun işlerini kolaylaştıracak hizmetli...Evim kediden sonra çok daha temiz ve düzenli oluverdi,bana bir canlılık geldi,bir can daha bizim evde yaşıyor hissi ile...
Akvaryumda ki balık, kafeste ki kuş gibi değildi kedicik, yanımızda dolaşan,her işimize burnunu sokan , her yaptığımızı merak edendi.
Yunus'un sessizliğini bozan oldu,arkadaş oldu,kardeş oldu...
Kedicikten hiç bir beklentimiz yoktu, bize şöyle iyi gelir,hayatımıza renk olur.neşe olur diye hiç beklentimiz yoktu,hatta dert olabilir,sıkıntı olabilir diye içimizden geçmedi değil...
Ne istediğini bilen, kendini çok iyi bilen bir canlıydı,kedi.Kendini bilen biri olmayı çok istediğimden mi bilemedim ama kediye hayran kaldım,hizmetkarı olmayı gönülden istedim...Bir hafta içinde çok şeyler öğrendim kedicikten ama önce Yunus ile kediyi yazmalıyım.
Okul servisinden zıplayarak inip eve koşa koşa gelen bir Yunus var.Evin kapısında Yunus'u karşılayan kedicik...Öpüşüp koklaşmalar,sarılmalar var...Hal hatır sormalar,ne yedin ne yaptın,beni özledin mi? diye ...Sonra bir ipin ucunu tutup oda oda koşturmacalar, çekmecelere ,dolap arkalarına
yatak altlarına saklanıp bulunmak istenmeler, bilyelere pençe atıp dağıtmalar,koltuk altlarına gidenleri almak için kediciği görevlendirip,kağıttan top oynamacalar...
Ev ödevi zamanında çantadan kalem kutuyu çıkarma, kalem kutudan kalemleri çıkarma işini seve seve yerine getirin kedicik,yazı yazan Yunus'a büyük bir hevesle bakmaya başlar. Keşke kedicik de okula gidebilse,kediciğinde ev ödevleri olabilse gibi...Kitap okuma zamanını ise sabırsızlıkla bekler.Ne zaman Yunus eline kitap alsa koşarak kucağına oturur.En derin uykularına dalmak heyecanı ile sabırsızdır...Kitap okunurken kulakları yavaş yavaş düşer gözleri kapanır...



 

 
( perdelerde artık canlı , her an bozulabilir ve dağılmaya hazır:)
 
Kediciği uyandırmaktan korkarak kucağından indirirken "kedicik bir kardeş gibi" diyen Yunus,kediciğe çok şey borçlu olduğunun farkında...
 
 
 
 
 
 



7 yorum:

  1. Çıtırımı ne kadar özlediğimi farkettim. Sabahları kalktığım da karnını sevmem için yerde yuvarlanırdı. Geceleri ayaklarımın üzerinde uyurdu.

    YanıtlaSil
  2. Ne güzel de anlatmışsın Ayşe...sana katılıyorum, gerçekten de biz hiçbir şeyin sahibi değiliz, onların hizmetçisiyiz adeta :)
    Benim de evim artık daha temiz, daha çok özeniyorum.
    Daha iki gün önce akşam çayımızı içerken, benim mutfağa gitmemden fırsat bilen kızlar hemen eşimin yanına kuruluvermişler, ben de gidip sandalyede oturdum onların rahatı bozulmasın diye :)

    YanıtlaSil
  3. Kediler evin tadi tuzu oluyor. Hayatin rutininde muhtesem bir renk onlar. Sizin kleminizden kedi hayatini dinlemek ayri b8r keyif

    YanıtlaSil
  4. Muhtesem! Ne guzel bir ev bulmus kedicik, ne guzel bir dost bulmus Yunuscuk :)

    YanıtlaSil
  5. kedili yaşamı ne de güzel anlatmışsın

    YanıtlaSil
  6. Yazdığın gün okuyup içimden geçenleri yazamamıştım, önce Yunus! Yunus'ta kendi oğlumu, tek çocuk olmalarının, yalnızlıklarının ne kadar büyük olduğunu görüyorum. Sevincini çok iyi tahmin edebiliyorum, keşke biz de bakabilsek bir kedi. Hala cesaret edemiyorum, kılı tüyü, kumu gözümde büyüyor. Seni takdir ediyorum, büyük bir hayranlıkla ve merakla takip ediyorum. Ne kadar güzel bir gönlün var Ayşem...

    YanıtlaSil
  7. Ayşe, içimi ısıttı yazın. Ne güzel anlatmışsın. Fotoğraflara da bayıldım.

    YanıtlaSil