24 Ocak 2014 Cuma

Leyleğin geciken adımı


 
 
15 yıl evvel sadece altı ay oturduğum apartmanda bir komşum vardı.Aynı yaşlarda olduğum bu komşumu her perşembe günü araba bagajına ekmek ve plastik kaplar koyduğunu görüyordum. 
Meraklı komşu olmak istemiyordum, sadece selam veren komşu olmak istiyordum.
Bir karşılaşmamızda " boş yoğurt kaplarınız olursa bana verir misiniz" dedi.
"Veririm" dedim, neden,ne yapacaksınız diye sormadım.
Bir perşembe sabahı boşalan yoğurt kabımla komşunun kapısındaydım.Komşum kocaman tencerelerde çorba yapıyordu, boş yoğurt kabıma10 kepçe çorba koydu.
Muhtardan durumu iyi olmayan ailelerin adresini almış,her perşembe çorba ile ekmeği kapılarına kadar götürüyormuş.
"Ben de gelebilir miyim?" diye ilk soru soran komşu oldum.
Zengin sitelerimizin arkasında tek odalı barakalarda her perşembe bir plastik kap içinde çorba bekleyenler vardı.Kapılar ardından uzan hep çocuklar ile kadınların elleriydi.
 
Çorbalar bitip eve dönerken," bu gece başını yastığa koyduğunda huzurla uyuyacaksın"
dedi komşum.
O gece başımı yastığa hiç koyamadım.Bütün gece düşündüm durdum,
kapılar açılıyor, soğuk,küf kokulu evlerin kapıları , çocuklar ilk önce gözlerime bakıyor.Ben çocukların gözlerine bakamıyorum,çorapsız çıplak ayaklarına bakabiliyorum.Çocuklar gülerek ellerime uzanıyorlar,teşekkür ediyorlar, sevinçle içeri koşuyorlar.
Acımıyorum, huzurda bulmuyorum.
Her açılan kapının ardından ben çıkıyorum.Perşembe günleri bir ekmek ile bir çorbayı bekleyen benim.Plastik kabı tutup içeri alan benim ellerim.Soğuk ve  küf kokan evler benim evim.
 
Theo Angelopoulos'un bir filminde Yunan politikacı birden bire kayıplara karışmış hiç kimse izine rastlayamamıştı.Politikacının karısı yine eski  yaşantısına devam ederken kocasından haberler almaya başlar...Hangi haber doğru,hangisi yanlış her şey belirsizdir.
Kocasından haber getirenler, onu mülteci kamplarında yaşarken görmüşler, mültecilerle şakalaşırken, pazarda patates satarken,bir tren vagonunda uyurken , bir çocuğa masal anlatırken...
Kayıplara karışan politikanın karısı şaşkındı, anlam veremiyordu.Rahatları yerindeydi, mutluydular
hayat hep onlara güzeldi...Ülkeleri ayıran sınırlar gibi yaşam koşulları...
Bir adım ötesi başka bir ülke...
Hangi ülkenin insanıyım...
Bir adım...
Mültecileri gördükten sonra eski yaşantısına devam edememiş onların arasına karışarak yaşamaya devam etmişti Leyleğin Geciken Adımı adlı filmde.
Perşembe günleri soğuk evlerinin ardından çorba bekleyen çocuklar olmamalı, anneler olmamalı
soğuk kapıları açan ben olmadığım,Yunus olmadığı için şükür etmemeliyim, hiç yoktan iyidir diyerek bir çorbanın ardından huzur bulmamalıyım.
Bir sınır çizgisinde tek ayağımız havada bekliyoruz....
Dün eski komşuma gittim, yıllardır devam ediyormuş, çorbanın yanına sulu sebze yemeği eklemiş.
Hafta da bir yemek isteyenler hep çoğalmış, hiç eksilmemiş...
 
 
 
 
 
 
 

10 yorum:

  1. ne farklı insanlar tanıyorsun hayret ediyorum sana :) benim çevremde hep sabah işe akşam eve giden, çocuklarını büyütmeye çalışanlar mı var ? ben mi göremiyorum yaşama farklı bakan insanları....
    bence komşun eğer akşamları huzur buluyorsa başını yastığa koyduğunda iyi bir şey yapıyordur, buna eminim....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yıllar önce görmüştüm,dün yine aynı kişiyi aynı huzurlu kişiyi gördüm,ben niye onun gibi onlar gibi olamıyorum niye hep huzursuzum
      sorun kesinlikle bende...

      Sil
  2. böyle olmamalı diye düşünmek, insanları o halde, hele çocukları öyle çıplak ayak görmek istememek yani onlar öyle olmasın istemek aslında.. ama kimisi için elinden geleni yapmak mutluluk bazen de elinden gelenin yetmemesi mutsuzluk.. en azından 1 gün komşunuz sayesinde sıcak yemek yiyip, tok uyuyor olmaları bile birşeydir belki..

    YanıtlaSil
  3. Benim mahallem de ki insanlar için koca bir yalan " yoksulluk"...Herkes istediğini alabilecek seviyede yaşıyor.Her gün kendilerini görüyorlar,kendilerini dinliyorlar...

    YanıtlaSil
  4. Ne koca yürekliymiş o komşu... Nasıl insanmış, bir plastik kaba; ele avuca sığmaz bir mutluluk bir tokluk sığdırabilmek... gerisi boş...sevgiler

    YanıtlaSil
  5. Keşke onunla hep komşu olabilseydim,sadece bir kaç ay...filmde ki kahraman gibi onları görünce bir daha eskisi olamayanlardan...

    YanıtlaSil
  6. bu yazıyı okuduğumda galiba insanlığımdan utandım dersem abartmış olmam sanırım . insanlara yardım etmek beni rahatlatmıyor adeta utandırıyor . ama çok teşekkürler yaptıklarınız ve paylaştıklarınız için anck bu kadar güzel anlatıla bilinirdi sanırım elinize gönlünüze sağlık ..

    YanıtlaSil
  7. Ben de yazinizi okuyunca oyle bir komsum olsa diye cok istedim. Simdi o kadar az ki huzurlu insan bulmak.Tevekkulden kaynaklanan huzur olsa gerek. Sorgulamiyor hayati sadece kabul ediyor. Ben 4 yasindaki oglumu yetistirmeye calisirken istemedigimiz birsey oldugunda neyse canimiz sagolsun diyerek vermeye calisiyorum insallah bir nebze de olsa ise yariyordur.

    YanıtlaSil
  8. Herkes Keske o komsun gibi olsa, elinden geleni yapsa, o gormek istemedigimiz manzara, haftada bir Yemek bekleyen kimse kalmazdi. Sevgiler. Gulay

    YanıtlaSil
  9. Kumsaldaki denizyıldızlafını denize atan kişi gibiymiş o komşun. Ne mutlu ona. Evet yoksulluk olmamalı ama dünyanın düzeni böyle. En azından birileri için bir sevinç olabilmek, Hayır duası alabilmek güzel ( Züleyha )

    YanıtlaSil