12 Aralık 2013 Perşembe

Okullar Nasıl Mutsuz Çocuklar Yetiştiriyor?

Okullar Nasıl Mutsuz Çocuklar Yetiştiriyor?*


"Velilere ve öğretmenlere, ‘Çocuklarınız için ne istiyorsunuz?’ diye sorunca hemen hemen hepsi mutluluk diyor.
Ama maalesef okul sistemimiz buna göre tasarlanmış değil. Tam tersi mutsuz bireyler yetiştiriyor.
Nasıl mı?

ÖDÜL VE ÖVGÜ
Okulların çocukları motive etme yöntemlerine bakalım.
En çok kullanılan yöntem ödül ve övgü. Ödül ve övgü çocukları okulda öğretmene, evde de aileye bağımlı kılıyor. Çocuk başarılı olduğu zaman onay görüyor, olmadığı zaman görmüyor. Bu da çocukta onay ihtiyacı yaratıyor.
Bu onay ihtiyacı da onları mutsuz kılıyor. Çünkü bir gün onay görebilir, bir gün görmeyebilir.
Dahası ödül ve övgü yoluyla bu yargılama olmasa, çocuk bilecek ki işler sadece öğrenme, gelişim  ve zevk için yapılır. Bu durumda herkes birey olarak zaten kabul görür.
Kabul görme neden başarıya bağlı olsun ki?
Çocuk sadece kendisi olduğu için değer görmeli, başarıları ile değil.
REKABET
En çok kullanılan bir diğer yöntem  de rekabet ve yarışma.
Sınıf  içi yarışmalarda kazananlar ve kaybedenler aşağı yukarı hep aynı kişiler oluyor. Kazanan kazandığı için kabul gördüğünü, kaybeden ise kaybettiği için reddedildiğini düşünüyor.
Kazanmak onay ihtiyacını arttırdığı, kaybetmek de ret duygusu yarattığı için çocukları mutsuz kılıyor.
Dahası sınıfta kazanma standartlarını en başarılı öğrenciler belirlediği için, bazı öğrenciler bu standartlara ulaşamayacağını düşünüp çalışmayı bırakıyor.
NOT SİSTEMİ
Aynı mantık notlar için de geçerli. Yüksek not alanlar ile düşük not alanlar hemen hemen aynı çocuklar. Hatta araştırmalarda da görüyoruz ki, bir öğrencinin önceki notlarına bakarak, bir dersten alacağı notu aşağı yukarı tahmin edebiliyoruz.
Yüksek not, onay ihtiyacını artırırken, düşük not reddedilmişlik duygusu yaratıyor.
Dahası hem rekabet hem notlar karşılaştırma ortamı yarattığı için, çocuk kendi değerini diğerlerine göre belirliyor.
Bu durumda çocuğun mutlu olması zor tabii ki.
ÇOCUKLARIN STRATEJİLERİ
Zaten bu sisteme karşı çocuklar farklı stratejiler geliştiriyor.
Başarılı çocuklar, başarılarıyla kabul gördüklerine inandığı için, başarısızlıklarına bahane bulmakta ustalaşıyor.
Son dakika çalışırlar, kendilerine farklı engeller ya da yüksek hedef koyarlar.
Başarısız olurlarsa bahaneleri olsun da karşı tarafın onayını kaybetmesinler diye.
Ya da başarıyı garantilemek için kopya çekerler, öğretmenler ile aralarını iyi tutarlar, ya da okul etkinliklerine katılarak popülaritelerini artırırlar.
BAŞARISIZ ÇOCUKLAR
Başarısız çocuklar da  okulu veya dersi önemsizleştirir ya da hiç çalışmaz.
Bu derste başarısız olmak benim için önemli değil mesajı verir.
Bu vesileyle ödül, övgü ya da rekabet sisteminin kendi değerlerini düşürmesine izin vermezler.
Bu çocuklar kabul görecekleri başka alana yönlenir. Çete kurma ya da saldırganlık yapma gibi.
Sonuç olarak, insanı mutlu eden en önemli şey kabul görmektir.  Okullar ve aileler kabul görme mekanizmasını dış etkenlere bağlayarak mutsuz çocuklar yetiştirir.
Her çocuk sadece kendisi olduğu için değerlidir. Çocuk bunu bilsin ömür boyu mutluluk garantilenmiş olur."
*Özgür Bolat'ın Hürriyet gazetesinde ki köşesinden.

"MUTLULUĞUN KAYNAĞI(*)
Mutluluğun en önemli kaynağı kabul görmek.
Ama kabul görme ihtiyacını nasıl karşıladığınız çok önemli.
İç kaynaklı mı, dış kaynaklı mı?
DIŞ KAYNAKLI KABUL
Bazı insanlar kabul ihtiyaçlarını; para, başarı, mevkii, ünvan, ün, veya seks gibi dış kaynaklar ile sağlıyor.
Kabul ihtiyacını dış kaynaklara bağlayanların mutlu olması çok daha zor.
Çünkü sonu yok ve kontrol sizde değil. Örneğin, para ile mutlu olmaya çalışan kişi sürekli para kazanmak zorunda. Sürekli para kazansa bile, dış kaynaklı olduğu için kaybetme riski var. Bu da mutsuzluk kaynağı.
Zaten dış kaynakları bir bütün olarak kabul edebiliriz. Para isteyen kişi, ün de ister, başarı da, güç de.
İÇ KAYNAKLI KABUL
Kabülünü iç kaynaklar ile sağlayanlar çok daha mutlu. Çünkü mutlu olmaları kendilerine bağlı. Kontrol edebilirler.
Nedir bu iç kaynaklar?
Kimlikleri, değerleri ya da ilişkileri.
İLİŞKİLERİN ÖNEMİ
Aslında ilişkiler o kadar önemli ki bana göre insanlar zaten sadece diğer insanlar ile var olabilir.
Örneğin, bir araştırmada kişilere 20 dolar veriliyor ve bu parayı kendileri için harcamaları isteniyor. Başka bir gruptan da bu parayı başkaları için harcamaları isteniyor.
Parayı başkaları için harcayanlar kendini çok daha mutlu hissediyor.
Yine başka bir araştırmada insanlar arkadaşları ile bir saat sohbet ediyor. Başka bir grupta bir saat yalnız bir etkinlik yapıyor.
Sohbet edenler zamanın nasıl geçtiğini anlamazken, yalnız etkinlik yapanlar zamanın farkında.
Yani insanlar başkası ile zaman geçirince hem zamanı dolu dolu yaşıyor, hem de daha mutlu.
İnsan insan için yaratılmamış olsaydı, psikolojik yapı bu şekilde oluşmazdı.
Dostlarınıza, arkadaşlarınıza ve ailenize zaman ayırmanız bundan dolayı çok önemli.
NEDEN DIŞ KAYNAKLI?
Peki insan insan için yaratıldıysa, neden herkesin mutluluğu iç kaynaklı değil?
Burada işte ailenin önemi devreye giriyor.
Çocuk ilk olarak annesi ve babasıyla zaman geçiriyor. En baştaki bu ilişkiler koşulsuz ama sonra aile koşullar koymaya başlayınca, yani başarı beklentisi,  uslu çocuk ol beklentisi, ayıplama gibi, çocuk ilişkilerinin kabul için yeterli olmadığını düşünüyor.
Bu durumda çocukta farklı yollar ile onay görme ihtiyacı ortaya çıkıyor.
Başarılı, zengin ve popüler olmaya çalışıyor.
Unutmayın çocuklarda dış odaklı bir onay ihtiyacı oluşturursanız ve çocuk başarısız olursa, bu sefer alkol, madde  ya da seks bağımlısı olur.
İÇ KAYNAKLARA BAĞLI KOŞUL
Sonuç olarak mutlu olmanın bana göre tek yolu var. Onay ihtiyacını dış kaynaklar ile değil iç kaynaklar ile sağlamak.
Dış kaynaklı bir çocuk yetiştirdiyseniz, bunu değiştirmeniz mümkün.
Çocuğunuzu onun iç kaynaklarına koşul koyarak sevin. Örneğin, yüksek not beklemeyin ama elinden gelenin en iyi yapmasını bekleyin.
Bu durumda herkes mutlu olacaktır."

*Özgür Bolat'ın internet sitesinde ki yazısıdır.


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder