6 Aralık 2013 Cuma

Hayatımın ilk dizisi

Hayatımın ilk dizisini izleyememiş ,sadece dinlemiştim.İki oda bir salon evimiz soba ile ısınıyordu.
Oturma odasında, üzerinde yün döşekli bir demir divan ,soba ve dikiş makinası masası üzerinde bir televizyon vardı.Kışın her aktivite bu sobalı odada olmalıydı,yemek yenir,misafir ağırlanır,ödev yapılır,oyun oynanır,müsait yaşa kadar kırmızı bir leğen içinde soba başında yıkanılırdı.
İlkokul ikide sabahçıydım,babam erken yatmam konusunda çok titizdi.Sobalı odada ki demir divan benim
yatağım.Annem haberlerden sonra televizyonun kapatılmasına karşı çıkıyor "parmak damgasını"
izlemek istiyor,babam "olmaz, çocuk uyuyacak" diyor.Demir divanda yün yorgan altından beri" babacığım televizyonu kapatmayın,ben arkamı dönüp uyayabilirim" diyorum.Babam kabul ediyor annem çok seviniyor yün yorganı kulaklarıma kadar çekip alnımdan öpüyor.Işıklar kapalı,kısık sesli
parmak damgası oynuyor.Kulaklarıma kadar çekili yün yorgandan parmak damgasının duvarda ki ışık yansımalarını izleyerek huzurla uykuya dalıyorum... Sonra ki zamanlarda yün yorgan altında ki kulağım hassaslaştı,kısık sesli televizyonu rahatça duymaya başladım.Gizlice kafamı televizyon yönüne doğru döndürebilirim ama anneme ihanet etmeyi aklımın ucuna bile getirmiyorum.Seniha ile Mahmut aşık ve Gurbet'in annesinin Yedibenli  Huriye olduğunu anlıyorum.En çok Gurbet'in yüzünü merak ediyorum,benim yaşlarımda bir kız çocuğu olmalıydı,benim gibi ilkokullu...Yedibenli Huriye 'nin hayatı gibi seside acıklıydı.Ödevlerim bitince akşam yemeğine babamı bekleyene kadar soba başında Seniha,Mahmut,Yedibenli Huriye ile Gurbet'i defterime çizdim,makasla kestim.Yün yorgan altına bu dört kahramanla girmeye başladım.Seniha konuşunca kağıttan Senihama bakıyor,Mahmut denize gidince kağıttan Mahmut'u yolluyor,Gurbet'in sesini duyunca ellerimle kağıttan Gurbet'e dokunup uykuya dalıyordum.



Kaloriferli eve geçince televizyon özgürleşti,Perihan Abla'yı sırf arkadaş grubumdan dışlanmamak için izliyordum,en çok da o hafta ki şarkısını ezberleyebilmek için..

Her hafta konuya göre şarkılar bestelenirdi Perihan Abla'da,ertesi gün bütün sınıf bir ağızdan
söylemek mecburiyeti vardı,
kimin başı sıkışsa
koşa perihan abla
işte bu mahallede
yaşar perihan abla
 
kuzu kuzu mee meee şakir koş yetişseneee
 

 



 
Birden büyüdüm ama yine de mahalle dizilerinden kopamadım,bir de Ahmet Uğur'lunun "day day"
dizisi vardı 2000lerin başında kanal 6 da oynardı...

Şimdilerde dizilerden korkuyorum.Gözlerimi kapatıp dizi dinlesem ,eskisi gibi, bir şey canlandıramam herhalde.Korkarım "yoksa hayal gücümü mü kaybettim" diye...

Şu Çalıkuşu'nu Anadoluya yollamayı başarırlarsa,  gözlerim açık izlerim...


3 yorum:

  1. artık çalıkuşuna tahammül edemiyeceğimi bildiğim için hiç izlemedim. (Kitabı demiyoruuum, hala ağlamak istersem elime aldığım kitaplardan biridir. çok severim)
    Aa hala Anadolu'ya gidemedi mi? Eyvah eyvah.
    Benim diziler şaşıfelek ve yeditepe.:)
    İkinci baharı da severdim ama onlar kadar değil.
    şimdi televizyonla alakam kalmadı, hep pc , hep pc.:))

    YanıtlaSil
  2. Güzel bir nostalji oldu benim için.. Çalıkuşu , bıkmadan defalarca izlenecek bir dizi benim için :)

    YanıtlaSil
  3. uzun yıllardır yerli dizi izleyemez oldum, ya kafamda konuyla ilgili sorular oluşuyor, ya da abartılı/kötü oyunculuğa,makyaja,dekora filan takılıyorum sonunda peşini bıraktım taa ki leyla ile mecnunu keşfedene kadar...iyi oyunculuğu,senaryosu,ince mizahı,samimiyeti ikna etti...

    YanıtlaSil