12 Kasım 2013 Salı

Ya mutluysak da bilmiyorsak?




Dün Yunus'u okuldan almak gerekti.Nasıl oldu anlayamadım,özel okul annelerinin ortasında bacak bacak üstüne atmış bir halde kendimi anlatır buluverdim.Hepsi, parmaklarını kocaman bir ekranda sürtmeyi
bırakıp yeni gördükleri beni keşfetmeye odaklanmış bir halde.."ayşe hanım sizin mali müşavir olduğunuzu duyduk,üç sene oldu yüzünüzü göremiyoruz , çok çalışıyor olmalısınız".Hepsi kendi mali müşavirlerini anlatmaya başladı,şöyle zengin,böyle zengin...Zengin sözcüğü ile ne zaman karşılaşsam
kaçacak yer ararım,önce ayakkabılarımı kaçırdım, sessizce masa altına çekiverdim.Ayakkabılarımdan
utanmıyorum ama ayakkabım üzerine dikilmiş şaşkın bakışlardan hoşlanmaz,biliyorum.Bakışları çok iyi tanırım. Gözlerimden,  ayakkabılarıma kayan bakışları için bunca yıl onlardan uzak kaldığımı bilseler...Neyse işte,bacak bacak üstüne atamadan konuşmaya devam ettim,ceketimin altına sakladığım  sokak simidimi çıkarıp,ısıra ısıra...15 dakikalığına da olsa kocaman parlak ekranlarda parmak sürtmekten daha ilgi çekiciydi konuşmam...Çok sevdiler beni,pazar günkü brunchlarına çağırdılar ,alışkanlıktan olsa gerek" kişi başı kaç lira ,orası" dedim,oysa ilk kez gidilecek bir yere parası sorulur mu,artık sorulur,onbeş dakika boşuna konuşmamıştım,beni tanımış olmalılar...
Uzun zamandır kimseler ile konuşmamıştım,ne iyi geldi.Keşke ,pahalı kafelerde,brunclarda buluşmasalar ,sahilde ki, bardağı 75 kuruş olan çaycı da buluşsalar,ben de arkadaşsızlıktan kurtulsam.. Çocuklarımızın aynı sınıfta olmasından başka hiçbir şeyde ortak değiliz, ama olsun yanlızlıktan iyidir.Yunus'u aldım.Metroya kadar yürüdük,elele.Hava kararmaya başlamıştı.Yunus sokakta ki bütün kedilerin başını okşamak istedi,araba altında ,pencere demiri arasına sıkışmış,çöp tenekesinin
ardına saklanmış bütün kediler Yunus'un elleri ile okşandı...Metro çok kalabalık,Yunus ile bir köşe de sıkıştık.Metronun havası bunaltmıyor,kılimalı,camları tertemiz ,parlak.Yunus ile sıkıştığımız
yerden parlak camlara bakıyorum,kafamın yansımasını görüyorum.Siyah beyaz silüetim karanlık bir tünelde hızla gidiyor.Tuhaf bir his kaplıyor içimi,Yunus'un başı gözükmüyor,Yunus'un başı, karnım ile göğsüm arasında bir yerimde gömülü.Bütün yolcuların silüeti kayboluyor bir benim yansımam var camlarda, kapkara bir tünelde hızla gidiyor.Metro camında ki yansımamda gözyaşı aranıyorum,göremiyorum.Gerçek yüzümde gözyaşları yanaklarıma kadar akıyordu ama camda ki yansıma da gözyaşı yoktu..Metrodan indik.Sokağımızın başında bir lunapark var.Yazmıştım daha önceleri.Lunaparkın hep yanından geçtik,içine hiç girmedik.Fotoğrafını bile çekmedik.
-Anne bir fotoğrafını çek şu dönme dolabın..
Çekmeli fotoğrafını şu dönme dolabın, hiç binmediğimiz...Çünkü en mutlu anlarımızı yaşıyoruz.İçinde biz olmasak da dönme dolab çekilebilmeli.Bu fotoğraf çekilirken en mutlu günlerimizi yaşıyoruz,senin başını karnım ile göğsüm arasında sıkıştırarak karanlıkta, evimize doğru gidiyoruz...

( ya mutluysak da bilmiyorsak,Yankı Yazgan'ın yotube den bulduğum bir videosunun başlığıydı, aslında Yankı Yazgan'ın bu konuşmasını yazacaktım ama olmadı)

7 yorum:

  1. bende üzüldüm şimdi, kendini onlardan eksik görme ne olur, insanlar kıyafetleri ile karşılanır fikirleri ile uğurlanırmış. Senin konuşmalarını beğenmeseler davet ederler miydi hiç, sen hayatından memnunsan kime ne...sevgiler elif

    YanıtlaSil
  2. Evet, geçmiş hep şimdiden daha iyiymiş gibi geliyor gerçekten...

    YanıtlaSil
  3. Aşkolsun Sevgili Ayşe; Yalnızlıktan iyidir diye katlanır mı o brunch kuşlarına. Bir akşamüstü İstanbul u seyredalıp çay içebiliriz. Hem de 750 kuruşluk bir çaycıda.

    YanıtlaSil
  4. ayse yanlizlikla dostlugunu anlat bize.senin secimin mi?zounlugu bir dostluk mu?

    YanıtlaSil
  5. “ belki bilerek mutlu olmak mümkün değildir, belki mutluluk geriye dönük olarak sadece yitirdikten sonra anlaşılabiliyordur." diyor michael foley ve ben de "ne kadar doğru" diyorum.

    YanıtlaSil
  6. Mutluluk nedir, ne değildir? Ne çok kafa yordum ebn buna biraz biliyorsun ama sonunda anladım ki mutluluk sahip oldukların ya da olmadıklarına bağlı bir durum değil, mutluluk bir tercihtir. "Mutluluk bir davranış biçimidir" yazıyordu geçenlerde okuduğum bi yazıda zira içinde bulunduğun durumdan keyif almak sana bağlı aslında.
    Senin durumun için(maddi olarak istediğin kadar refahta olamamayı kastediyorum bununla) vah vah çekerken, sen o kadınların "kişi başı kaç lira" sorusu karşısındaki yüz ifadeleriyle çokca eğlenebilirsin mesela ya da sokak kedilerine çocuklarını yanaştırmayan annelerin haline kıs kıs gülebilirsin de sonra. Evet ölüm gibi, hastalık gibi içinden mutluluk bulup çıkaramayacağın durumlar olabilir ama benim gördüğüm mutsuzum diyen insanların tamamına yakının gerçek bir derdi yok aslında ve bu kadar rahat içinde olmak mutsuzluk hissi yaratıyor kanımca çünkü çok düşüncesi olan insanın fırsatı olmuyor mutlu olup olmadığını sorgulamaya..

    yankı Yazgan'ı bir arkadaşım önermişti, ben de beğeniyorum onu çokca..

    YanıtlaSil
  7. yapmayin lutfen. insan harcadigi kadar degil hayatta biriktirdigi deneyimlerle zenginlesir ki o deneyimler pahali kafelerde degil sahildeki martilara simit atatak cocuklarin kuma topraga girmesiyle olur. ozellikle cocjkkara eski olanin emekle elde edilmisin degerini ogretebilmeliyiz. sizin anlatyiginiz annelerin cocuklari simdiden kiyafet secip gisterise onem vermeye basliuirlar ki ne yazik

    YanıtlaSil