8 Kasım 2013 Cuma

Kasım ile gelen

En güzel giysilerimizi giydik .Sararmaya yüz tutmuş beyaz gömleğimi günlerce çamaşır suyunda beklettim,yeni gibi olmalıydı,bembeyaz. Dolmuşta ki bütün gözler üzerimizde,düğüne giden karı kocalar gibi süslenmiştik.Doktora gidiyorduk.Bir çanta dolusu test ve raporları sıkı sıkı kucaklamış eşime son taktikleri veriyorum" Asla doktor ücreti için pazarlık yapma,asla!"Kabak çıkan karpuzu geri götürüp işi şansa bırakmayıp parasını geri isteyen,her şeyde pazarlık yapmak zorunda olan eşim

gözlerini açarak dinliyordu beni."Pazarlık yapmayan,hiç bir masraftan kaçınmayan müşteri imajı vermeliyiz." " Her şeyi yapmaya hazırlıklı gibi görünmeliyiz".Her şeyi yapmaya hazırlıklı...
Dolmuşla kendi düğünlerine giden çiftler gibiydik,çok güzel,çok umutluyduk...
Duvarları,diplomalarla dolu profesör " Dünyada olmaz,paranızı boşa harcamayın,"derken burnuma acı acı çamaşırsuyu kokusu geliyordu.Acaba sözümü dinlemeyip,benden gizli profesörle pazarlık mı yaptı , ihanet mi etti,bu kadar büyük bir ihanete kalkışmaz,profesör koltuğunda kaybolmuş  eşim.
Çamaşırsuyunun kokusu midemi bulandırıyor.Gözlerimi kırpmadan gömleğimin manşetlerine bakıyorum,çamaşırsuyunda fazla bekletilmekten küçük yırtıklarını fark ediyorum.Çamaşırsuyunun keskin kokusu gözlerimi yaşartıyor,yırtık manşetlerimle siliyorum.
Dönüş yolunda,dolmuşun salladığı vücütlarımızda ki gevşeme...Sıkı sıkı tuttuğumuz bir şeyi profesörün
odasında bırakmak zorunda kalmıştık,onun verdiği bir gevşeme...

"Dünyada olmaz" ...Dünyada olmazsa başka dünyalarda olur,umut hiç ölmüyor,profesör bile öldüremiyor.Umut zombi gibi...

Başka dünyalarda umut aramak,bedava...
İstanbul'un en ünlü türbelerine gidiyorum.Binlerce insan...Binlercesi ile ellerimi açıyorum,,binlerce insanla birlikte ellerimi türbe taşlarına sonra yüzüme sürüyorum...Adak adıyorum,aylar geçtikçe adaklarımı çoğaltıyorum..Herkesin adadığından daha büyük...Binlercesinin adaklarına kulak kabartıyorum,en büyük adak benim ki olmalıydı...Her gün bir türbedeyim...Binlerce insanla birlikte
Yıllar geçtikçe ünlü olmayan türbelere de gitmeye  başladım,her türbenin başı dolu ama ikindi vakti gün akşama dönerken binlerce kalabalık evinin yolunu tutmak zorundalar,dularına son verip
ellerini türbeden çekmek zorundalar...İşte dört gözle arandığım vakit,ikindi güneşinin sarardığı herkesin evlerine çekilmek zorunda olduğu vakit,tek başıma türbe ile başbaşa kalabildiğim
o vakit...İşte o vakit çantamda ki defteri çıkarıp yazmaya başlarım. Defterimi çok aradım sayfası bol olsun diye oniki ortalısını aldım.En güzel yazım ile kalemimin
yetişebildiği hızla" umut ettiğimi" yazarım... ancak yazı ile isteyebilirim...dilim kalbimin aynası olamıyor,ancak yazı ile kendimi,derdimi,isteğimi anlatabilirdim...Ama hiç bir yazım okunmazdı.sırıksıklam olmuş ,parça parça olmuş yazılarımı türbe çıkışı bir yerlere savururdum.
Ankara'nın yıkık bir türbesinde ikindi vakti hiç kimseler yok iken çantama sarıldım,defterimin sayfaları tükenmişti.Konuşmayı yeni söken çocuklar gibi dilim ağzımda dönüp dönüp duruyordu,ne sahte ne acemi ne acınasıydım..Bitmişti işte,bitmez diye aldığım defterimin sayfaları tükenmişti.Artık
anlamalıydım "umut" da tükenmeli,sonu gelmeliydi.bitmeliydi...
Ankaranın kimsesiz bir türbesinde umudumu kurban gibi kestim.Çocuksuz bir kadın olarak yaşamaya çalışacaktım.Kansız bir kurban...Umudun içimden sökülüp gitmesi için bir şeylerin dışarıya akması
gerekiyordu...Tek başıma başaramadım,yine bir profesöre gidiyorum,ruhumun derinliklerinde ki için için içe akan o şeyi bulup dışarıya akıtacak ruh doktoruna...Bu sefer pazarlık üzerine pazarlık yap diye
tembihliyorum eşimi,ne kadar kurtarırsak o kadar iyi...Dolmuştayız.Ellerim yanıyor.Sabah mutfak tezgahının mermerini çamaşırsuyu ile silmiştim,her gün çamaşır suyu görmezse mermer kapkara oluyor,ellerim çatlak,kuru..Krem süremeden çıkıvermişim.Profesör ile fazla pazarlık yapmış olmalı eşim,adam saatinin dolmasını beklemeden beni yollamak isterken"ayşe hanım verin ellerinizi"....ellerimi vermek istemiyorum,
"verin ellerinizi"...ellerimi vermek istemiyorum...profesör koltuğundan kalkıyor,çatlak,kuru tıkır tıkır ellerimi avuçlarının içine alıyor...Çamaşırsuyu....çamaşırsuyunun kokusu bütün odayı sarıyor...
Gözlerim doluyor,çamaşırsuyu beni iki profesörde de hiç yalnız bırakmamıştı...

Çamaşırsuyu ile bugün çok haşır neşir olmuşken geçmiş canlandı ,Kasım ayının bir gününde en sevdiğim vaktinde umudumun dünyaya geldiğini hiç unutmuyorum.Kasım ayı ile gelen mucizeyi çok seviyorum...

13 yorum:

  1. Ne güzelsiniz siz öyle anne oğul,ben de sizi çok seviyorum demek istedim :) Harika bir anlatımdı, sanki ellerimde çamaşır suyu kokusunu hissettim o kadar gerçek ve güzeldi..

    YanıtlaSil
  2. Ben de mucizeme Kasım ayında kavuştum. İyi ki gelmiş mucizelerimiz :)
    Yalnız bişey itiraf ediyorum, şayet fotoğraftaki sizseniz.
    Ben sizi çok farklı hayal etmiştim.

    YanıtlaSil
  3. Bana da doktorum benzer bir şey söylemişti. İtiraf ediyorum içten içe sevinmiştim. Çocuğum olmayacak diye. Ben zaten çocuk istemiyordum. Eşim de artık koskoca profesörün ağzından duydu diyerek teselli buluyordum. Her iki hamileliğimi de tesadüfen öğrendim. Hele ki ikizler ikiz olduklarını bile sakladıkları için tam sürpriz olmuştu. Annem hala söyler; çocukları alıp şu profesörü ziyaret edelim diye. İnat olsun diye gitmek istiyorum da o şık caddedeki çok şık ofise gitmeyi gözüm yemiyor. Beyaz gömleğim de var aslından. Denesem mi yoksa.

    Yunus iyi ki doğmuş. Ne güzel bir ayda doğmuş. Birlikte nice güzel yıllarınız olsun.

    Kasım doğumlu Heidi den sevgiler.

    YanıtlaSil
  4. Sevgili Ayşe,
    Yazdıkların beni çok duygulandırdı,
    Ama belirtmek istediğim başka birşey;
    Çok usta bir yazıydı, haberin olsun!
    Selam ve muhabbetle♥♡♥

    YanıtlaSil
  5. Kasım ne güzel bir aymış öyle. Benim mucizem de o ayda içime düşmüştü. Bizimki de kendi çapında bir mucizeydi evet seninki kadar olmasa da. İyi ki gelmiş Yunus size, iyi ki...

    YanıtlaSil
  6. Simdi onlar okumali bu yaziyi.Bugun calistigim okuldaki diger bir ogretmen beni uyardi,ogrencilere universte konusunda cok umut veriyormusum diye:)ne komik geldi,ne aci.umut paraylami?bence x ogrencisi 4 yillik okul yapamaz dedi.bence yapar dedim,en azindan denedim olmadi der dedim.Puflaya puflaya geldim eve sonra.umudun bile siniri mi var diye?yazin iyi geldi simdi bana

    YanıtlaSil
  7. Yunus adı o umut çiçeğinin :) Alttaki fotodaki ikiniz misiniz?

    YanıtlaSil
  8. ayşe hanım çok güzelsiniz
    bakışınız duruşunuz gülümsemeniz de çok güzel
    sevgiler

    YanıtlaSil
  9. Yazılarınızı çok severek okuyorum, her gün bakıyorum yenisi var mı diye.
    Oğlunuzla fotoğraftaki gibi mutlu, sağlıklı nice yıllar dileğiyle...
    Yazılarınızı dört gözle bekliyorum.
    Ayşe

    YanıtlaSil
  10. güzel Yunus'un güzel annesi, bir kasım mucizesi olarak, senin kasım mucizene Allahım nice güzel hayırlı, sağlıklı, mutlu ömürler versin inşallah, sevgiler elif

    YanıtlaSil
  11. ayşe' cim iyi ki fotoğrafı koymuşsun, seni görmek ne iyi geldi... umut insan yüreğinde asla tükenmiyor... hele ki mevzuu bir bebekse, bebek hasreti çekenler bilir sadece, allah isteyen herkese umut versin diyorum ve umutları en kısa sürede gerçek olsun, sizi seviyorum :)

    YanıtlaSil
  12. hep umutların olsun :) hep umutların bol olsun..bebek istegini anlıyorum ..o güzelligin kucagıma geldigi anda gerçekligine inanmıştım.çok güzel bir yazıydı lale

    YanıtlaSil