7 Kasım 2013 Perşembe

Diyarbakırlı Leopar

Sabah kahvaltısını, sabah haberlerini izleyerek yapabiliyorum.Çayımdan bir yudum alıp karısını onaltı yerinden delik deşik eden kocanın bıçağına bakabiliyorum,yağlı beyaz peynirimden bir çatal alıp,göçük altında kalmış,inşaat üstünden düşmüş işçilerin ailelerinin haykırmasına bakabiliyorum,
yeşil,siyah zeytinlerimden tane tane ağzıma atarken,kırmızı ışıkta durmayan araçların yayaları ezip öldürdüğüne,trafik cezalarına gelen affın son günü olması sebebiyle uzun insan kuyruklarına bakıyorum,bıçağımın ucuyla erik reçelimden alırken,düğünde atılan  silahlardan bir merminin küçük bir bedene saplanıverdiğine bakabiliyorum.Kahvaltımı yaptıktan sonra sokağa çıkacağım.Sabah haberlerinin hepsi benimde başıma gelebilir,boşanmak istemeyen bir kocanın yanından geçebilirim,her yeri inşaat olan sokağımda kafama bir şey düşebilir,bir araba altında kalabilirim,kör kurşuna hedef olabilirim,bunlar doğal şeyler her gün izlediğimiz şeyler,izleyemesek de duyduğumuz şeyler.
Ama sokakta yürürken arkamdan bir leoparın sırtıma atılması...
Sabah haberlerinde Diyarbakır'ın bir köyünde dili dışarıda cansız bedeniyle  yatan leoparı görünce
elimdeki çatalı bıçağı  kahvaltı masasına bırakıverdim.Ölmüş leopar karşısında fotoğraf çekilen köylüler , İstanbul balıkçılarının  köpek balığını sallandırarak önünde zafer pozu vermelerini andırıyordu.Tabi öldürülmeliydi leopar,yoksa köyde ne canlı insan ne de sürü kalırdı hepsini yerdi.
Diyarbakır görmek istediğim şehirlerin başında geliyor,acaba birbuçuk yaşında ki leopar Diyarbakır'ın nerelisiydi? Annesi babası kardeşleri ile gizli gizli yaşarken ,insanlara niye göründü?Diyarbakır'ın sonbaharında hangi rüzgar esintisinde postu ürperdi,hangi yağmurda tüyleri ıslandı,hangi çiçekleri kokladı,hangi manzaraya uzun uzun baktı,en çok neyi keşfettiğinde sevinerek
zıpladı?diye tehlikeli sorgulamaları hemen terk ettim,yoksa leoparı kendime yakın hissedecektim,empati kurup,öldüğüne üzülecektim bile.Hemen kendimi sabah haberlerinin hipnozuna
verip vurdumduymazlığa kapılıverdim.Aldım elime çatalı bıçağı haberlere devam;

Tüfekle leoparı vuran çoban"vurmayıp da beni öldürmesine izin mi verseydim,siz olsanız ne yapardınız?"diye sordu.Çoban da benim gibi sabah haberlerini kahvaltı yaparak izleyebilenlerden.
Olması gerekeni,doğal olanı  yapmak ona da kolay geliyor.Aldatılan bir erkek namusunu temizlemesin de ne yapsın,gittikçe kârı azalan işveren işten çıkarmasında ,işçilerin ölüm riskini azaltmak için nasıl para harcasın,trafik cezaları af edilirken acelesi varken kırmızı ışıkta geçmesinde ne yapsın,her sevincinde belinde ki silahı davranan adam, hiç mi sevinmesin ,ne yapsın,siz olsanız ne yapardınız ? Herkes nasıl yapıyorsa öyle yapmalı.Sokakta gezerken arkamdan bir leopar üzerime atılsa hemen tüfeğime davranmalıyım.Senin öldürülmen çok doğal bir şeydi birbuçuk yaşında ki
leopar,gizli gizli ininde dursaydın,belki şimdi yaşar olurdun.Niye insanlara göründün?




2 yorum:

  1. Life of pi, aklıma geldi birden. Bir de muhtemel ki sevgi ve şefkati ile erkek türünü medeniyete kazandırdı kadınlar, bu fikre ulaştıran ise halen kocalarının vahşeti altında yaşayan ve ölen kadınların hikayeleri ile birkaç bilim kurgu hikayesinin fikirleri. Leopar'ın o yumuşacık derisine şöyle kucak dolusu sarılmak vardı ya, oyle yerde yatarken bunu da düşünmeden edemiyorum.

    YanıtlaSil
  2. Benim de Life of Pi aklıma geldi ama yorumu görünce şaşırdım.. Avcıya görünmeseymiş keşke senin de dediğin gibi çünkü görününce artık saldırmasa da adı saldıracaktı oluveriyor.. Oysa aslında o daha çok korkmuştur adamı görünce belki, kimbilir.. Postundan da bir zengin görmemişe kürk yaparlar :(

    YanıtlaSil