7 Kasım 2013 Perşembe

Bekar odaları-Küçükpazar


Küçükpazar adlı bir belgesel izlemiştim,trt'de.İnternette aradım ama bulamadım.Belgesel 2011 de çekilmiş olmalıydı.Elimden bırakamadığım dönüp dönüp okuduğum( kitabı geri vermek zorunda olmam nedeniyle) "Yaşar Kemal röportaj yazarlığında 60 yıl" kitabı, aklıma getirdi bu  belgeseli.
 "Bir odada yatan yirmi kişi"adlı röportajı Yaşar Kemal 1950li yıllarda yapmış.Okuduğum metin,izlediğim belgeselin alt yazısı gibiydi.Hiç bir şey değişmeden tıpkısıyla korunabilmişti.1950lilerde Yaşar Kemal'in konuştuğu insanları 2013 de izliyorum sandım.


 
Röportajdan bir bölüm yazıyorum;(Yaşar Kemal soruyor,bekar odalarındakiler cavaplıyor)
"Kahvede yırtık elbiseli,perişan yüzlüler,yıkılmış gitmiş,yüzü gülmezler...-Nerde yatarsınız?-Sorma-Görebilir miyim?-Gösteririm.
Bir sabahtı.İnsanlar sırtlarında kendileri kadar büyük yüklerin altında iki büklümdü.Karıncalar gibi.
Denizden de ağır bir sabah kokusu geliyordu.Bir odanın kapısı açıldı.Suratıma ağır,koyu,taş gibi bir hava çarptı.Yumruk yemiş gibi sendeledim,içerde kir içinde,kapkara kesilmiş ranzalar.Kirli çar çaput
yığını yataklar.Ve kaşık gibi biribirininiçine girmiş yatan ,yirmibeş kişi.Oda şu kadarcık,oda avuç içi gibi.Hasan Hüseyin yattıkları yeri gösterdi...-Ayda on beş lira veririz.-Kaç kişi yatarsınız?-Yirmi kişi.
- Ne iş görürsün Hasan Hüseyin?
-Belli bir işim yok.İnşaattan tut da hamallığa kadar her işi...
- Eve ne kadar para gönderiyorsun?
-Hiç.
-Kaç yıldır çalışırsın.
-On yıldır çalışırım,eskiden iş vardı,para kazanıyordum,Şimdi İstanbul adamla dolu.Adam almıyor
İstanbul.Ağzına kadar dolu.Gelmeyelim desem o da olmuyor.Aç kalsak da ,sürünsek de gene de tek umut kapısı İstanbul.Belki bir gün iş bulunur.Bekliyorum.Evde de çocukların hali perişan.Dört aydır
bir kuruş gönderemedim eve.Perişan aç sefil,ekmeksiz aşsız...Benim oğlan boyuna mektup yazıyor.Her biri yağlı kurşundan beter.Gurbet çok zor,ölümden de beter ya...Başka çaremiz de yok.
Ben de para bulamayınca çocuklara bir mektup gönderdim ki dokunaklı,burada ki halimizi anlattım.
Bilsinler ki ,İstanbul'da biz cennette yaşamıyoruz.
Oniki yaşlarında bir çocuk vardı ötede.Arkasını dönmüş,uyukluyordu.Yüzü kıpkırmızıydı.
Uzun ,kara,yağlı saçları alnını,gözlerini örtmüştü.Sırtında lime lime bir ceket vardı.
-Bak, dedi birisi,bakın şu çocuğun haline.Köyünde olsa anası bunu yün yataklara yatırmaya kıyar mıydı?Kim bilir ne kadar uykusuz kalmış fukara.Kim bilir kaç gündür açtır.Anacığı bunu öpmeye
kıyar mıydı?Kim bilir ,belki de hasta babasına bir kutu ilaç parası için gurbetlere düşmüştür bu yaşında...
Konuşmak,macerasını öğrenmek için çocuğu uyandırmaya çalıştım.Bir türlü uyanmıyor.Gayretle uyandırdık.Ama konuşmuyor,yüzü yerde,müthiş bir utangaçlık içinde.Kimsenin yüzüne bakamıyor.Yüzü kıpkırmızı,gözleri,kocaman,kara gözleri dopdolu,dokunsan boşanacak.
Gurbet senin öpmeye kıyamadığını dinler mi anacığım,çaresizim,eli kolu bağlım.Gel gör ki,senin oğlunu,canını,ciğerpareni gurbet ne hale getirmiş!Boynundan da kocaman bir bit gidiyordu.
Burada bite gurbet kuşu diyorlar.Senin oğlun gibi gurbetçilere de "gurbet kuşları"......
 
"Alain Bosguet ile görüşmeler-Yaşar Kemal kendini anlatıyor" kitabından da
 
Yaşar Kemal'in İstanbul'a ayak bastığında bekar odalarında bile kalamamış olduğunu,Gülhane parkında yatıp kalktığını öğrenmiştim.
 
Fotoğraflar yeni,internetten buldum.
 
 
  

10 yorum:

  1. bu insanların hayatını görünce kendi dertlerimden,sorun ettiğim şeylerden utanıyorum

    YanıtlaSil
  2. 1950 de Yaşar kemalin gördüğü kara gözlü oğlan, 2013de izlediğim belgesel de de vardı.2013 ün bekar odasında yedi yaşında kara gözlü bir oğlana çok para kazanırsan ne almak istersin diye sorduklarında"annemi yanıma almak isterim" demişti.
    Teşekkür ederim nihavent renkler

    YanıtlaSil
  3. Bu belgeseli ben de izlemiştim. Umut fakirin ekmeği.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bloğa koyduğum izlediğim belgesel değildi ,zafer akturan ın belgeseliydi ama bulamadım..evet haklısın ve taşı toprağı altın olan da İstanbul..sevgilerle..

      Sil
  4. Yüklediğiniz videoyu izlemedim. Elim gitmedi. Sanırım o bahsettiğiniz belgeseli izlemiştim. Bir bayram günüydü izlediğimde. Annem misafirleri için hazırlık yapmış beklerken ben bayramların içimde bıraktığı o anlamsız sıkıntı biraz dağılsın diye televizyonu açtım. Süleymaniye civarındaydı evler.Vefa nın arka sokakları belki. Allah ım izledikçe nasıl karardı içim. Bir odada kalan bir sürü umudu olan gencecik insanlar. Yaz akşamlarında kapı önlerinde camları açık odalarında radyo dinleyip çekirdek çitleyen hayal kuran gençler...

    Böyle işte hayat. Kimileri egolarının şımarıklıklarının peşinde. Kimileri sadece annesini yanına alabilmenin.

    Ne güzel yazıyorsunuz Ayşe. Bunu sürekli söyleyip anlamını yitirmesini istemiyorum cümlemin. Ama çok güzel yazıyorsunuz. Hep yazın lütfen. Geçen gün çalışmak üzerine yazdığınız yazıya yorum bırakamadım ama isterimki siz hiç çalışmayın o kurumsal dünyanın çarkına yenilip şu güzel ruhunuzu yitirmeyin.Yani en azından rakamların arasında kaybolup mutsuz olacağınız bir iş değil de sizin keyif alacağınız bir iş olsun.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sabah-işsizlik-yaram yine kanadı,hiç durmuyorlar ha biri kanatıyorlar
      ve çok canımı acıtıyor.Her işi yapmaya kendimi hazırlamam gerek diye
      çırpınırken "kasım ile gelen yazı"yı yazarak rahatladım...çok sağol,güzel temennilerin için...gönül dolusu sevgiler..

      Sil
  5. Son olarak; fotoğrafçı Altan Bal'ın bekar odaları isimli bir çalışması vardı. Yıllar önce sergilenmişti. Öyle aklıma denk geldi. Paylaşayım istedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fotoğraflar Altan Bal'a ait olabilir internetten bir gazete haberinden alıp koydum,çok görmek isterdim o sergiyi hatta kitabı olsaydı...Teşkkür ederim paylaşımın için...

      Sil
  6. İmkansızlıklar içinde çırpınan insanları gördükçe varolan imkanlarından yararlanmayan tembeller gözümün önüne geliyor da sinirlerim altüst oluyor doğrusu.

    YanıtlaSil
  7. halimize ne kadar şükür eksek az gelir herhalde, bir lokma ekmeğe, bir kısım paraya insanlar ne kadar perişan hallere düşebiliyorlar, boğazıma düğümlerini çözemiyorum şu an....sevgiler elif

    YanıtlaSil