24 Ekim 2013 Perşembe

Köyde kadın olmak


Yaşar Kemal'in tüm romanlarını,hikayelerini okumaya azmettiğim bu günlerde ,kendi köyümü
sık sık anımsamam doğaldır diyerek kendi köyümden yine hatıralarıma dalıyorum.

Köyde yaşamak kadın için zor olsa gerek ki evlenme çağında ki tüm kızlar köyden kurtulmak ister
talipleri kasabalı olsun ister,Alamancı olsun ister, köyden kurtarsın ister...
Halalarım ve teyzelerim,yengelerim...hepsi, köyde geçen, romanlara konu olacak kaderlerini yaşamışlar..
Bu yaz halam bizim evde birkaç gün misafir oldu.
Yaşı çok olmamasına rağmen elindeki sopaya dayanmadan yürüyemiyordu.
Çok az konuşup.çok az yatağından kalkıp içimize katıldı.oysa halamı 20 yıldır görmüyordum,20 yılda neler olduya başlasak ne çok konuşacak şeyimiz olurdu.
Halamı en son gördüğüm yıllarda çocuk sayılırdım.Halamın kocası Almanya'ya gitmişti.Dört çocuğu ile köyün uzağında bir tepede yaşıyordu.Gülüzar,Mihri,Hanife ve Mehmet arkadaşlarımdı,
onlarla oynamak için sık sık köyün dışına çıkıp evlerine giderdim.Gülüzar yaşça bana yakındı, hep Almanya'yı anlatırdı,babasının resmini bir bebek gibi elinde taşırdı.Babası; "Metin Milli'nin" ikiz kardeşi gibiydi.Gülüzar'ın elinde ki resimden  ürkerdim.Almanya üzerine o kadar çok konuşurdu ki
beni kandırmaya çalıştığını hissedip kavga ettiğimiz olurdu.Babasından hiç mektup gelmemiş iken
nerden bilecekti Almanya da deniz olduğunu,Almanya'nın denizi için saç saça baş başa dövüştüğümüzü hiç unutmuyorum.
Gülüzar'ın babasından mektup gelmiyordu,halam evi nasıl geçindiriyordu bilemiyorum.Gülüzar annesinden çok sopa yedi, elindeki resim için.
Birgün Gülüzar'ın babası köye geldi ,yanında sarışın bir kadın...
Sarışın kadın Almanmış,hem de Almanya'da polismiş.Gülüzar'ın "Metin Milli" görünüşlü babasına
aşık olmuş.Adam, köyde ki  imam nikahlı eşini saklamış, Alman kadınla evlenmişler.
Köyüne hangi yüzle gelmiş?
Köyüne hangi yüzle gelmiş bilmem ama altında mersedes ile gelmişti...
Köyün dışında tepede ki evin önünde inmişler mersedesten.Kapı önünde çocuklarına ve halama bakarak şöyle demiş adam;
"Çocuklarım, bunlar işte,karım öleli çok oldu,sağolsun ablam( halamı göstererek) çocuklarıma bakıyor" diyerek köyde ki karısını "ablası" olarak tanıtmış Alman eşine...
Halam kapısının önünde kocasını gördü,ölmemiş,sırlara karışmamıştı,gıcır gıcır bir araba gördü,yoksulluk son bulmuştu,sarışın bir kadın gördü,abla sıcaklığıyla bakan...Kocasının ablası olmak, ne güzel şeymiş diye düşündü.
Alman kadın çocukları çok sevdi,halamı daha çok sevdi.Hepsini hediyelere boğdu.Gülüzar ile  ben   bu sarışın
kadının kim olduğu konusunda kafa yoramayacak kadar küçüktük.Kafalarımızı meşgul edecek o kadar önemli şeyler oluyordu ki...Oyuncaklar...Saçları olan oyuncak bebeği ilk kez görmüştüm.
Alman karısına benzeyen bu oyuncak bebeğin sarı saçlarını bir kez de ben tarayayım diye ne çok yalvarmıştım,Gülüzar'a.Saçları olan oyuncak bebekten daha kıymetli ne olabilirdi ki?
Sonbaharda evin önünden mersedes çekildi Alamancılar evlerine döndü...
Alman hanım köyde ki çocukları çok sevmişti,kocasının çocuklarını Almanya ya almak istedi,haber yolladı "Sevgili ablamız emeklerin için teşekkür ederiz ,yazın geldiğimizde çocukları yanımıza alacağız,işlemleri başlattık"...
Haberi alan halamın, boynu kesilip gövdesinden ayrılmış tavukların çırpınışı gibi kendini köyün içine atıp koşturduğunu söylediler..
O yaz Gülüzar'ı alıp götürdüler ,diğerlerini daha çok küçük diye köye bıraktılar.
Sonra Mihri,daha sonra Hanife...
Sıra Mehmet'e gelince gerçek açıklanmak zorunda kalır,tüm yavruları elinden alınan ana susturulamaz...
Alman eş gerçeği duyunca şok olur,halam ile sarılıp ağlaşırlar.Alman kadın yiğit kadınmış,halamın çektiklerine kayıtsız kalmamış,kendi kandırılmışlığı ile yanıp tutuşmamış.Önce kocasını boşamış
sonra halamı ve çocukları Almanya ya aldırmış... İşte ogünbugündür Gülüzar'ı ve halamı  hiç görememiştim...
Halamın yüzünde öyle acı bir yaşanmışlık okunuyordu ki,sessiz kalmak  yapılabilecek en uygun şey
kalıyordu.. Gülüzar'ı,Alman karısını,Metin Milli'ye benzeyen eski kocasını sormak,20 yılda neler olduğunu sormak ,halamın yüzüne bakınca çok yersiz lakırdı gibi kalacaktı. Zorla uyutulmuş bir devi uyandırmaya çalışmak gibi olacaktı,sessizce geçti birkaç günümüz .




16 yorum:

  1. Allah hepimizi hayırlı insanlarla karşılaştırsın Allah bu durumda olanlara sabır versin imtihan dünyası

    YanıtlaSil
  2. ne çok hikayen var ayşe, hepsini tek tek roman konusun olur... kadın gene vicdanlı çıkmış neyse ki...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yapayım annekalemi; işsizim,arkadaşım yok evde otur otur eski anılarımı canlandırıyorum:)

      Sil
  3. Senin hikayelerin okunmuyor, yaşanıyor. Kalemine sağlık. Metin Milli'ye benzeyen enişte de ne ilk ne son olacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Metin Milli'ye de rahmet diliyorum,ama beni sesi bile korkuturdu ve eniştem onun kopyası gibiydi.Haklısın ne ilk ne sonlar,teşekkür ederim..

      Sil
  4. Sizinle tanismayi o kadar çok istiyorum ki...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah olur Hülya,çok istenilip de olan şeyler ne kıymetlidir...

      Sil
  5. Hay allah ne üzücü bir hikayeymiş bu. Besbelli hala korkmuş söyleyememiş gerçekleri ama bir şekilde kavuşmuş yavrularına. Alman kadın da ne yürekliymiş öyle. Ben de zihnimde yaşadım okurken:) Allah halaya uzun ömürler versin..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin sevgili Rüzgarınannesi; bundan sonra daha umut dolu anılarımı seçip yazacağım ama ben burada Gülüzar'ı anlatacaktım konu halama
      gitti:) ..teşekkür ederim...

      Sil
  6. hikayenin sonunda buruk da olsa bir sevinç var. o bile yetti bana

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hikaye sonlanmadı,devam ediyor ama soracak cesaret bulamadım...
      herkesin bir hikayesi var ,her hikayede umut olsun,aydınlık dolusu olsun...sevgiler..

      Sil
  7. Ellerine saglik Aysem. Hatiralarini ne güzel cümlelere dökmüssün. Bende aneannemin yaninda kalip sonradan Almanyaya getirilen cocuklardanim. Selamlar Neziha

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neziha;bu yazdıklarım sadece gördüklerimdi,sen ise yaşamışsın,senin kaleminden daha güzel cümleler çıkacaktır...

      Sil
  8. bizim köyümüzde de Almanya ya giden çok oldu, herkesin bin Alamancı akrabası mutlaka vardır, kimisi çocuklarını götürdü oraya yerleşti, kimisi biraz para biriktirip geldi, hiç çevremde öyle bir olaya tanıklık etmedim çok şükür ama çok duydum, eniştenin yaptıklarının hatasını alman eşi inşallah telafi etmiştir, yine yaşanması muhtemel çok güzel bir yazı.... ellerine , kalemine, düşüncene sağlık ne olur hep yaz olur mu, sevgiler elif...

    YanıtlaSil
  9. kim derdi halan,gulizar,ve cesur alman kadin bu internette yayinlanan bu hikayede bulusucak,bizde dinliycez.iyki yaziyorsun,huzunlude olsa yaz,ve bence huzunlude olsa sor hikayelerindevamlarini.edebiyat boyle oluyor,boylede donemin tarihini anlatiyor bence.unutulmamali yasananlar.kalemine saglik!

    YanıtlaSil