23 Ekim 2013 Çarşamba

Köyde çocuk olmak


Köyde çocuk olmak, çekilecek bir eziyetti.Benim köyümde çocuk olmak, gariplikti.
Bizim köyde bir Alamanya furyası var ki yıllardır sürmekte.
Almanya ya giden anneler,babalar çoğunlukla çocuklarını peşlerinde götürmezler "kalacak yer bulalım,işleri yoluna koyalım ondan sonra çocukları düşününürüz" derlerdi.
Anneanneme 5 torun bırakıp Alamanya gittiğinde dayımlar,çocuklarının hepsi yaşlarına bile girmemişti...
5 çocuk anneanneme"ana" demeye başladı,yazın birkaç haftalığına tatile gelen anne babalarına " abi,abla"demeyi uygun buldular.Yaz tatiline girince soluğu köyde alırdım ve aynı yaşlarda ki bu 5 kuzenimle aylar geçirirdim...Anneannem yaşlıydı.Yaşlı bir anneyi, 5 kardeş ile paylaşmayı becerebilmek gerekti.Yaşlı anne, tarlada ,evde çalışırken çocuk olunabilir mi? Çocuk olmak zor işti.
Kuzenlerim beni içlerine almak istemez",ana"larını paylaşacak yeni bir ortak istemezlerdi..Senede bir gelen abla ve abilerinin gelecek planlarının sessiz kahramanlarıydılar...
7 yaşına girenleri" abileri, ablaları"Alamanya'ya götürdü."Ana"larından ayrılacaklarını hissettikleri o an çocuk oldular,çocuklar gibi yerlere yatıp ağladılar.Hiç unutmuyorum her yaz bir kuzenim hiç tanımadıkları anne ve babaları ile Alamanya'ya götürülüyordu,bağırış çağırış bütün köyü inletiyordu...Kuzenlerim yine de şanslıydı,bir de başka çocuklar vardı..Bu çocukların babaları
tarlayı tabağı ne varsa her şeyi satıp Alamanya ya bir başına gitmiş.Çoğu Almanya da yeni bir kadınla evlenmiş,sahipsiz,parasız bıraktığı eski karısını ve çocuklarını unutmuş olurdu.
Yaz başlarında ilçemizde "çocuk pazarı" kurulurdu.8 yaşından 12 yaşına kadar erkek çocukları alınıp satılırdı.Küçük erkek çocukları belki bütün yaz belki bütün yıl boyunca kendini satın alan evin işlerini yapacak.Annesinin eli para görecek...Yadırganmazdı bizim oralarda çocuk pazarı,alan razı satan razıydı.Bizim köylerde çocuklar satılırdı... Çocuklar "yün pazarı"denen bir hanın avlusuna
anaları,amcaları,dedeleri tarafından getirilirdi.Çobanlık yada tarlada evde ki işler için çocuk seçilirdi.
Parası velisine ödenir,aylarca belki yıllarca iş görmesi için satın alınmış olunurdu."Adem" hikayem gibi onlarca hikaye biriktirdim,her sene yeni bir çocuk ile tanıştım...Bir çocuk eve sokulmadan önce avluda yıkanırdı,kıyafetleri kaynatılırdı.Hiç unutmuyorum, sığırtmaç olarak alınan çocuğu avluda yıkamak için soymuşlar, kıyafetlerini kaynar kazana atarken cebinden bir şeker çıkmıştı."Anam verdiydi"diyerek şekerine bakışını hiç unutmuyorum...
Bizim oralarda çocuk olmak zor işti...

14 yorum:

  1. yazını okurken sankıı bır fılm seyrettımm ıcımm tıtredıı ve gözlerımmm dolduu....sonra o acılı fılmden sonra ınsan yutkunamazya haatta nutku tutulur bırden konusamazz aynen öyle oldum..uzun cumleler kuracakk halde bıle degılım:((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gülce özür dilerim seni üzdüğüm için ama elimde bir kitap var onu okurken hep aklıma köyüm ve çocuklar geliyor , yazılarım da hep onları anlatıyor...

      Sil
  2. Ayşe Ademin hikayesini de diğer hikayelerin gibi okudum ama çocuklu hikayelere yüreğim dayanmıyor bana annesinden yadigar şekeri yemeyip saklayan çocuk da yıllar önce anne ve babasından ayrı iki kardeş bulmuştuk. görevim icabı alıp merkeze getirecektim onları, geldiklerinde çok perişan hallerine üzülüp yeni kıyafetler giydirdik ve eskileride poşete koyduk asla bana vermediler 3-4 yaşlarında o poşetle gezdiler yanımda. Önce bana güvenmediler hep ablasını kolluyor koruyordu küçük olan erkek kardeş,daha sonra SHÇEK kurumuna götürürken benden ayrılmak istemedikleri bağrış çağrış eteğime yapışmaları günlerce iki kardeş rüyalarıma girmişti ve ben bekardım şimdi olsa daha da acı çekerdim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben içinde çocuk olan akşam haberlerine bakamam,hatta içinde çocuk olan dizi ve filmlerede bakamam...neden kendim yazıyorum bilemiyorum.Etrafımda ki hiç kimse bu anılarımı bilmez,anlatamam..
      yazmamalıyım ,hiç yaşanmamış gibi...
      senin anın öyle sarstı ki beni uzun vakit beni benden alacak gibi...

      Sil
  3. Her yazınız burnumda bir sızı içimde bir hüzün.Mommo kız kardeşimin hikayesi diye film vardı. O geldi aklıma. Anneler ölen babaları sahip çıkmayan iki kardeş. Dedeleri de ölünce hepten ortada kalıyorlardır. Bir aile alıp götürüyordu. Öyle işte...
    Bu yazınız çok hüzünlü ama bazen siz güzel şeyleri bile öyle hüzünlü anlatıyorsunuzki güleyim mi ağlayayım mı kararsızlığı bende.
    Her ne yazıyorsanız yazın samimiyetinizi çok seviyorum.

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben o filmi hiç izlemedim,izleyemedim,televizyonda birkaç kere denk geldim ama...Şimdi yeni bir filmi daha var aynı yönetmenin,yine bizim oraların bir yaşanmışlığını anlatmış,hatta kadın oyuncusu altın portakal aldı...Teşekkür ederim bendende gönül dolusu sevgiler..

      Sil
  4. off ya sonunda ağldım ayşem yaa....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşar Kemalin" kimsecik" serisini okudum üstüne bir de röpörtajları ve hayatını okuyunca sanki yazdıklarım ağlatmaz gibi ,çocukluğum yine aklıma geldi..üzgünüm umarım beraber gülebileceğimiz anlarda olur..

      Sil
  5. yazı, okurken gözümün önünde film karelerine dönüşüverdi ve elimde olmadan bu trajik konunun iyi bir senarist ve duygu sömürüsü yapmayan, samimi bir yönetmenin elinde ne kadar etkileyice bir filme dönüşebileceğini düşündüm..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Duygu sömürüsü yapmadan yazmak .yönetmek ...
      Duygu sömürüsü yaparak yazmak, bana şunu çağrıştırıyor;yıllar öncesinde ki bu çocukları kucağıma almışım ellerimi açarak dileniyorum...gözyaşı dileniyorum,ne kadar çok ağlatırsam sermayemi çoğaltırım...Çağan ırmak,mahzun kırmızıgül, hemen aklıma gelen bu tür yönetmenlerden...Oysa ben bu yazımda bile insan için en gerekli şeyi" umudu" konu yapmak istedim...
      teşekkürler...

      Sil
    2. yazında duygu sömürüsü yok.ben sadece o çocukların hayat hikayesi güzel bir film olarak anlatılabilir diye düşünmüştüm,öyle anlaşıldıysam özür dilerim...

      Sil
    3. Sevgili Nihaventrenkler;yazıma,yazılarıma içinden ne gelirse öylecene yazmanı,yorumlamanı çok çok isterim,isteyeceğim en son şey "zavallı yazılarımı"n hak etmediği halde poh pohlanması...
      Yazılarım gerçekten zavallı,sahipsiz,savruk,bi çare...onlara yapılacak
      en güzel şey yapıcı eleştiri olacaktır...
      Ben de yorumunda sömürü yapıyorsun diye algılamadım,çok sevdim yorumuna hatta sabah işe yetişmeye çalışan eşime bile okudum..
      ama ben bizzat kendim bunları yazarken "sömürü" yaptığımdan şüpheleniyorum,işsizliğim,dostsuzluğum ile ilgili yazarken bile...
      Ben çok değer veriyorum yorumlarına ve kendi bloğunda ki yazılarına..inan bana yol gösterici gibisin...çok kıymetlisin...

      Sil
    4. valla utandırıyosun beni Ayşe...senle biz birbirinin yazılarını okurken onun dünyasını hayalinde canlandırmaya çalışan, birbirini merak eden,kendini ve hayatı deşmeyi seven, okuduğu yazarların tırnağı olmaya çalışan iki edebiyatseveriz.hayat bana kimin kime yol göstereceğinin hiç belli olmadığını öğretti..eleştirmek ne haddime sadece okurken düşündüklerimi yazıyorum sana..bazen o kadar güzel yorumlar yazıyorlarki bana laf düşmüyor, dostsuz olduğuna inanmak zor..

      Sil
  6. kısa metraj bir film izlemiş gibiyim insanın içini acıtan bir film, çocuklarımı akşama kadar görmeyince özleyen ben için yazdıklarını okumak baya zor oldu içimi acıttı, kaldıki ağlayan çocuk sesine üzülürüm, haberlere bakmaya kıyamam içim ezilir, üzüldüm köydeki duruma, sevgiler elif

    YanıtlaSil