30 Ekim 2013 Çarşamba

Kabak reçeli

Annemin yaptığı en güzel reçeldi,kabak reçeli.
Güz gelip bal kabakları, padişah kavuğu gibi  olunca reçel yapmaya niyet edilirdi.
Bal kabakları kare kare doğranır,kirece yatırılır... Hayatımın en güzel anlarını yaşatacak"kabak reçeli"hep az yapılırdı,doya doya yaşayamayacağım kadar...
Bir tencereye doldurur,mutfakta gizli bir köşeye koyardı annem.Yine de kabak reçelinin kaşık kaşık azalmasına engel olamazdı .Yaşadığımı hissederdim kabak reçelini kaşık kaşık yerken.Kabak reçelinin azaldığını hisseden annem,çok kızardı.Tencereyi saklardı.Sabah kahvaltısına dahi çıkamazdı
kabak reçeli,önemli misafirleri beklerdi,çok azalmış, çok değerlenmişti...
Kabak reçeli saklanınca ,amansız bir korku kaplardı içimi.Titreyerek ağlamama sebep olacak kadar bir korku.İçi reçel dolu bir tencere nereye saklanabilir diye evin dört bir tarafını aramak
bir nebze olsun,beni rahatlatırdı.O sene annem kabak reçelli tencereyi karyolasının altına saklamış.
Karyola altına girip,parmak parmak kabak reçelini, o sene, tencerenin dibini görene kadar yaşadım.
 Yatak odası evin en korkutucu odasıydı.Sık sık taşınmamızdan dolayı annemin elbise dolabı ayakta zor duruyordu,kapakları itina ile açılıyordu fevri bir açılışa tahammül edemez ,devrilebilirdi.Demir karyolanın rayları fırlamış
,bir yerimizi çizip tetanoz yapabilirdi,sonra karnımıza koca koca iğneler...Gözüm dönmüş bir halde,kabak reçelli tencereyi elbise dolabında ararken,koca dolap altında kalıvermiştim .Bağırış çağırış arasında dolap altından çıkarılırken bile tencere arıyordu gözlerim...O sene paslı yayları fırlamış karyola altında kabak reçelini dibine kadar yemek nasip olmuştu çünkü kabak reçelini en çok ben seviyordum.Bir an da aklıma kabak reçeli düşerdi.Kabak reçelinin altın sarısı rengi,kokusu,kareli dilimleri ağzıma atıp damağımda beklettiğim o anlar .Hayat birden kabak reçeli gibi tatlanırdı,altın sarısına dönüşüp,çok değerlenirdi...Yaşamak ne güzeldi, az olan kabak reçeli kadar
değerlenirdi yaşamak...İçim içime sığmazdı,kendimi birden bire karyola altına atmak için sabırsızlanırdım.Elime kaşık alamazdım,parmak parmak,avuç avuç....
Paslı teller,  elimi, kolumu, bacağımı, omzumu çizdi ama tetanoz olmadım.
Karyola altında,paslı tellerin acıttığı o anda hayat çok güzeldi.Hayatın bu güzelliğini yaşamak sadece bana nasip oluyordu...Kabak reçeli birden bire biterdi,anlayamadan,hazırlıksız...  Kabak reçelinin bitebileceği hissi korkuturdu beni,annemin boş tencereyi fark edip eline ne geçirdiyse üzerime yürümesinden daha çok...

21 yorum:

  1. Bizim burda kabak tatlısı yapılır. Ama öyle güzel anlatmışsın ki, seninle evi köşe bucak arayasım geldi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizin oraların kabak tatlısı ,bizim oraların kabak reçeli ile benzer mi acaba,kabak reçelini annem çocukluğumda çok yapardı,çok zahmetliydi , kirece yatırılırma işi filan...

      Sil
  2. değişik, lezzetli bir yazım diliniz var, keyifle okuyorum.

    YanıtlaSil
  3. Ben bilmiyorum o tadı, hiç yemedim, evde kocaman bir balkabağımız var, köyden getirdik bayram dönüşü, babamın yetiştirdiği kabaklardan :) Paylaşalım mı??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Babam da kabak yetiştirdi,hatta geçen yazılarımın birinde boy boy fotoğraflarını koydum.Paylaşma teklifin için peşin peşin teşekkür ederim,almış gibi oldum:)Kabak reçelini çocukluğumda çok yedim şimdilerde herkes unuttu...

      Sil
  4. ya ben hiç bulamazdım annemin sakladığı şeyleri, kardeşimin bulma becerisi müthişti ama :) çikolataları saklardı annem de. korkumdan bulsam bile çok yiyemezdim ben :)) ayrıca kabak reçeli tatlısı falan çok severim bayılırım mmmh ağzım sulandı ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de kardeşlerim hiç oralı olmazlardı,ben dolablar altında kalacak kadar gözümü karartırdım.sevgilerle Meral...

      Sil
  5. :) çok güldüm okurken çünkü benim de böyle bir portakallı kek hikayem var. annem saklamazdı ama "kızım yeme bak misafire kesicem" derdi.. e masada duran kek, okuldan gelmişim, mis gibi kokmaz mı!?
    Milletin "Nutella"yı kaşık kaşık yeme hikayesindense anne eli değmiş doğal tatlılara sardırmamız daha güzel bence ;) bu arada yapıyor musun o kabak reçelini sen de yunus'a yoksa annen tarifi de mi saklardı (benimki saklıyor da)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yunus reçeli hiç sevmez,annesi babası tencere tencere götürse de :)
      Benim annem mutfağa girmemi hiç istemezdi," sen dersine çalış gereksiz şeylerle uğraşma" diyerek hep beni uzaklaştırdı.Bırak kabak reçeli tarifini sormayı mutfağa bile çekinerek girerdim...
      Annen de haklı misafir gelinceye kadar bekle diyordur bir yada iki saat,bize ayda yılda bir yatılı misafir gelecek de ona kahvaltı da kabak reçeli çıkacak ve ben o ana kadar sabır edeceğim:)

      Sil
  6. Reçeller o muhteşem görüntüsüyle mutluluğu çağrıştırır hep. Artık eskisi gibi reçel yapmıyorum. Kızım da ben de şekerle aramıza biraz mesafe koyduk çünkü. Ama bu kabak reçelini denemem lazım. Dayanamıyacağım:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben hiç yapamadım , bir annem yapabilirdi...
      Sevgilerle..

      Sil
  7. Süt recelinden sonra duyup sasirdigim bir recel daha,merak ettim dogrusu,bende kirazi cok severdim, aslinda annemin pazardan getiridigi ve haftada bir alinan tüm meyveleri ayni gün bitirmek isterdim,kizardi tabii,simdilerde ise hergün heryer acik hersey bol, eskiden cok güzeldi annemin pazardan gelmesini beklemek,heyecandi,yeni bir sey alindimi siparisler! sanirim bu ayri bir post konusu olbilir hepimize,eskiler unutulmaz cünkü.

    Gözü karaliga gelince bende senin gibiydim aradigimi bulana kadar,sende cok ama cok güzel tarif etmissin,film seridi gibi gecti gözümden,cok hostu,sevgiler Aysecim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zamanlar bir başkaydı çünkü çocuktuk...Her şeyi çocukça isteyebildiğimiz tek çağımızdı...teşekkür ederim,benden de gönül dolusu sevgiler...

      Sil
  8. kabak reçelini hiç yemedim ama çok merak ettim öyle güzel anlatmışsın ki reçel seven biri olarak denemek isterim........Annenle olan kaçamakların çok hoş, belki seni o zaman üzen şeyler şimdilerde güzel bir anı olarak karşımıza çıkıyor değiller mi...sevgiler Elif

    YanıtlaSil
  9. Kabak reçeli artık yapılmaz oldu,çocukluğumda bir anı.bir tat olarak kaldı..
    Bende de kucak dolusu sevgiler Elifçiğim...

    YanıtlaSil
  10. benim de şeftali reçeli hikayem vardır böyle. yine bir karyola altında :)

    YanıtlaSil
  11. yine çook güzel yazı bir çırpıda okudum

    YanıtlaSil
  12. ben de merak ettim kabak reçelinin tadını iyi mi:)
    hic yemedim.
    ben de annemin portakal recellerine bayılırdım. fakat hala bir kerecik olsun portakal reçeli yapmış degilim. Senin yazın beni 2006'da yazdığım bir "tarhana" yazısına götürdü. linkini veriyorum, vaktin oldugunda bakarsın belki.
    http://anlatanne.blogspot.com/2006/08/bir-arkadam-fellik-fellik-tarhana.html

    Bu arada yazıda yazan "yapamam, edemem" tavrımı u sene kırmıs ulunmaktayım. Hayatımda ilk kez tarhana yaptım ve feci emek dolu buldum.
    Cok şükür annem hala hayatta ama tarhana yapma sırası hakkaten bana gelmiş. Bu sefer ben büyük oldum, annem, teyzelerim, kayınvalidem vs küçük. Herkese tarhana dağıtmak ne büyük zevkmiş :)

    YanıtlaSil
  13. ne de çok aynı duygular içinde insanlar mışız!!!!!kendimi de katarak yazıyorum.
    Benim babaannem kızının tanıdıklarının çikolata şekerlerini saklardı.Şimdilerde adının anlamı farklı olsa da KÜTÜPHANE nin kilitli gözlerinin anahtarı boynunda yada yeleginin içcebinde taşınırdı .Bu yazılarını okuyanlar içinde umarım yayınlacak birileri çıkıp sana yardımcı olur.selamlar lale

    YanıtlaSil