25 Ekim 2013 Cuma

Ben nasıl büyük adam olucam





Okumaktan gözlerim bozuldu,boynum düzleşti,sırtlarım kulunç bağladı,basenlerim ise boğa yutmuş
bir yılan gibi oldu,kamburum çıktı,kolonya bağımlısı oldum "la havle" çekerek elime yüzüme sürerek
"geçecek bu eziyet bitecek meslek sahibi olmama az kaldı" yı umarak,hayal ederek ömrüm geçti...
18 imde güzel bir üniversitenin en zor bölümündeydim,matematik,muhasebe,iktisat ...hiç birine kafam basmıyor,zorluyorum,çabalıyorum.Üstüne bir de gurbetlik...Hergün ağlıyorum,annemi kardeşlerimi özlüyorum,babama için için kızıyorum " niye beni, kendi bitirdiği okula yolladı,ben edebiyat okumak isterken ,ailemin yanında edebiyat okumak varken ,niye.."
Soğuk etütlerde şişe şişe kolonyayı elime yüzüme sürerek sabırla 4 seneyi bitirdim...
Kuru kuru üniversite hiç bir şeye yaramaz,yüksek lisans lazım,staj lazım...
4 senenin üstüne bir 4 sene daha,şişe kolonyalar dağ oldu..
İki ruhsatlı bir üniversite mezunu olmak, 20 senemin her günü sınav kazanmak için ,ezberleyerek,kolonya sürünerek  geçti.20 sene ezber yaptım.Ezber yaptığım hiç bir konu
aklımda değil,şimdi...20 sene okudunda ne oldu...Kocaman bir "HİÇ".Okuduklarımı paraya dönüştürecek iş hayatım olamadı...Kolonyaları sürünerek istemediğim bir bölümün kitaplarını
okuyabiliyordum ama iş pratiğe bürünüp çalışma hayatında kolonya işe yaramıyordu...
Son 8 senemi sırf meslek için okuyarak sınavlar kazanarak geçirdiysemde,sonunda benim için mutlu
bir gelecek vadetmiyordu.



Hiç bir şey olamadığımı başkalarının ağzından duymak içimi kanırtıp öyle acı veriyor ki...
Güzel köyümde ki akrabalarım,her yaz hiç usanmadan aynı cevabı alacaklarırını bile bile;

" Ayşee,gıızz ,yine köye gelmişsin daha işe giremedin mi?
"Ayşee,gıızz;o kadar böyük okullara gittin de bir baltaya sap olamadın"
Ayşee,gıızz;hiç iş yok mu bu koca İstanbul'da ,bizim gız bile köylük yerde okumasına rağmen
iş buldu"
"Ayşee,gızz biz bu gızz okur da adam olur diyorduk,ama hiç bir şey olamadın."

Sonra kendi kendilerine konuşurlar" Bu saatten sonra iş bunu alır mı,kartlaşmış artık iş bunu ne yapsın onca taze var iken,bebeside büyüdü kocaman adam oldu,evde oturur durur vah bi çare,İstanbul
gibi büyük şehirde bir maaşla geçinilir mi,vah ki kocasına vah,bi çare adamcağız bi deri bi kemik kalmış,kolay mı.........."

Kolay değil,20 sene ezber yapıp hiç bir şey olamamak kolay değil.Okumayı ne çok  severim oysa.
Okumak değildi benim yaptığım,bitsede kurtulsam diye 20 sene çekilen işkence idi...Kim 20 sene
hiç sevmediği bir şeyi yapacak kadar azimli,başarılı olur...Sonunda ise kocaman bir "HİÇ" ile
taçlandırılacağını bile bile...
İnsanlardan kaçar oldum,babamın önünde başım yıllardır eğik...
"O kadar okuttuk,okudun,bir iş sahibi olamadını"  az duyabilmek için akrabalarımdan,babamdan kaçar oldum...En zoru da babamdan kaçmak...Beni bir evhanımı olarak görmeye dayanamıyor...
Beni ne kadar az görürse o kadar az üzülür diye onun gözü önünde olmamaya çalışmak çok acı veriyor...
Babamı çok severim,dünyada en çok babamı severim...Bu işkenceye sırf onun için katlanabilirdim.
Sırf babamın okulu diye,babam benimle gurur duysun diye...8 sene kafamın almadığı bir meslek için
uğraştım.İş çalışmaya gelince sudan çıkmış bir balık gibi çırpındım,nefes alamıyordum,bu mesleği yaparsam kesin ölürdüm...Şimdi 30 lu yaşlardayım ,meslek mi değiştireyim,tekrar istediğim şeyi mi
okuyayım...Hiç birine gücüm yok,ne maddi ne manevi...Yanlış seçim dağ gibi üzerime bindi,yıllarımı
aldı ama yine de benim çalışmam lazım.Bir şekilde başlamalı,belki hiç sevmediğim iş başka şekillere
dönüşür,belki mevsim akdeniz olur...Bu seferde tüm işverenler köylü akrabamlarım gibi tepki verdi" genç çok genç hatta çocuk olsun istiyorlar çalışmanın ilk şartı olarak"...Devlet şansını da kaçırdık
hiç kpss deneyimi yaşayamadan yaşı 37 ettik yaş barajını aştık...Yaşı 37 yapana kadar neredeydin
diye soran her işverene, utana sıkıla " çocuğuma 6 sene ben baktım" dedim.30 uma kadar okudum,30 yaşımda çocuğum doğdu,30 senesini okuyarak geçirmiş bu bi çare kadına, çocuğuna
6 dolu sene ayırması çok görüldü.37 yaşında tecrübesiz bir meslek sahibi asla işe alınamazdı...
Bakıcı bulamadın mı,anneanne,babaanne hatta dedesi yok muyduyu soran işverenlere,hiç cevap veremedim...Hayatımda yaşayayabileceğim en güzel 6 yılı ,her gününe şükrederek geçirdiğim 6 yılı
anlatsam ,anlarlar mı...İş,para,kariyer,meslek,tecrübe öyle anlamsızdı ki aklıma bile gelmedi  desem.anlarlar mıydı?  Yazın saz çalarak keyifle şarkısını söyleyen ağustos böceğine
bakar gibi gözlerime bakan işveren, kış gelip aç kalınca aklın başına geldi ama geç kaldın diyen karıncalar gibiydi...

Ne yapayım?
Ben ne zaman büyük adam olucam trenini kaçırdım".Hiç bir şey olamadın"'a alışıp,başkalarından duyunca daha az üzülmeye çalışmalı.


( Yazmayı unuttum,Yunus'u büyütürken boş durmadım,İstanbul bu, milyonların şehri bir şeyler yapayım satayım kimbilir belki de kısmetimde tüccarlık vardır dedim.Kışın şirin şapkalar ördüm
yastıklar boyadım,yazın yüzük ile kolye tasarladım sıfırdan başlamak zormuş,pazarda yaptıklarım
hiç satılmadı oysa kapış kapış gidecek diye ne heyecanla tasarlamış,yapmıştım.Yunus'u parka götürdüğümde anneleri dinliyordum,hepsi çocuklarının yememesinden,uyumamasından,paylaşmamasından filan bir dolu şeylerden şikayetçi idi, bende bir çocuk kitabı tasarladım,çocukların yapması gereken tüm bu şeyleri "ti" ye alan komikleştirerek
bilinç altından da sopa gösteren bir masal kitabı..hem anneleri hoşnut edecek kadar didaktik,hem çocukları güldürecek kadar komik tam 18 masal yazdım,yayınevlerine gitmedim kısa yoldan para kazanma yoluna, önce matbaa sonra pazara giderek kendi kitabımı kendim satacaktım.
Pazar da hiç utanmadan sıkılmadan kendi masallarımı satabilmek için bas bas bağırdım...
Önce şaşırdı pazar ahalisi,patatesçisi,kavuncusu,züccaciyecisi aldı ama o şikayetçi anneler hiç uğramadı tezgahıma...2,5 liraya satamadım 18 masalımı...Elimde ki tüm kitabları doğuya,güneydoğuya rastgele okullara gönderdim.kolilerle...Tek tesellim ,kitaplarımı alan öğrencilerden ikisinin mesaj atmasıydı" tertemiz,hiç kullanılmamış bu kitaplar" için teşekkür ediyorlardı.Bu yıllar öncesi idi. Yazdığım o masallardan öyle utanıyorum ki,para kazanma hırsı ile nelere kalkışmışım pes diyorum( masallarımdan bir tanesi Antalya ya kaçan dişlerdi,çocuk dişlerini fırçalamıyordu dişler de topluca Antalya'ya kaçıyorlardı,polis  dişlerin peşine düşüyordu,en sonunda sahilde güneşlenen 32 diş yakalanıyordu).Tüccarlık bana göre değildi diyerek bitiriyorum.)

13 yorum:

  1. ne güzel anlatmışsın yine seninle aynı durumdaydım biliyor musun, herkes benim iyi yerlerde okuyup iyi yerlerde olacağımı beklerken ben bir HİÇ olmuştum, sonra evlendim çocuk sahibi oldum hiçliğim devam etti nasip deyip kendimi hep avuttum, ama çok çok şanslıydım ki KPSS ile yeni sınav öncesi son tercihlerde işe yerleştirildim 30 lu yıllarımı başıydı işe başladığımda, sen zaten yapabileceğin en iyi şeyi zaten yapıyorsun ve güzel yazılar yazıyorsun sen bu alanda iyi bir yerlerde olacağından kesinlikle eminim, hiçbirşey için geç değildir senin kitabımı alıp okumayı çook çokk isterim sevgiler Elif

    YanıtlaSil
  2. Ayşe 12 yıldır sevmediğim işi yapıyorum. Sekreterlik. modern adıyla " yönetici asistanlığı" artık telefonla konuşmayı bırak çalarken sesini işitmek bile karnıma ağrı saplanmasına sebep oluyor. Son 5 yıldır ise işimden iğrendim ve hatta kendimden. Sevmediğin işi yapınca zamanın boşa gidiyor. kazandığın para , prim inan hiç bir anlam katmıyor. Rabbime hep dedim bir mucize olsun da ev hanımı olayım diye. Duydu beni şükürler olsun. En fazla 8 ay sonra ev hanımlığına terfi edeceğim.
    Biliyorum çalışmak zorundasın. Evden yapabileceğin, ya da çok iyi olduğun bir iş bulamaz mısın? Evde çocuk bile bakabilirim ben.

    Elalemin ağzı hiç bir zaman büzülmüyor. Tıka kulaklarını. Rabbim gönlüne göre versin.

    YanıtlaSil
  3. Kariyer zor bir konu, sevdiği bölümü okuyup sonra gerçek hayatta mekanizmaların farklı işlediğini gören de oluyor, hatta istekleri zamanla değişip elinde yapmak istemediği işin diploması ile mezun olanlar, yapmak istediği şeyin etikentinden mahrum olanlar, geleceği hayal edemediği için zamanı yanlış kullanmış olanlar... Bu konu üzerine çok düşündüm ben de, en sonunda azıcık heves hisseetiğim bir konuda eğitimin altında bir pozisyonu kabul edip bir yerlerden başlamaya karar verdim. Zor olan ilk işi bulmak derler, o yüzden ideal fırsatı beklemek optimal değil. Bir yerlerden başlamalı işte...

    YanıtlaSil
  4. okurken çok güldüm çok eğlendim. ben de baygınlıklar geçirerek istemediğim yüksek puanlı bir okuldan mezun olup sevmediğim bir işte çalışırken hiçbir şey olmamaya karar verdim. çok da mutluyum böyle :D

    YanıtlaSil
  5. Ayşecim; çabanı ,çalışkanlığını ama en çok anneliğini takdir ediyorum... Sen yapılması zor olanı yapmışsın bizler belki para kazanıyoruz belki kariyer peşinde bazılarımız ama; öyle çok şey kaybediyoruz ki...Her sabah oğlumun bugün işe gitmesen anne olmaz mı ,beni okula sen bıraksan akşam da sen alsan demesini duymamazlıktan geliyorum artık...Öyle hissiz bir kadın gibi...Yüreğimin acısını da unuttum :(( Hiç üzülme ki sen zaten o mantıkta biri değilsin ben hissediyorum.. Kesinlikle sesinin duyulacağını ve bir gün çok büyük bir dergi de gazete de ya da bir sitede köşe yazılarını ya da güzel hikayelerinle dolu kitaplarını okuyacağız biliyorum ... Sen hep yaz ben hep okuyacağım :)

    YanıtlaSil
  6. Ayşe merhaba, Ceren ben ;) Hani aynı konuda yazmışız bugün, sen de yorum bırakmışsın bana, içimi açmışsın, ha evet o ceren ;)
    Bu hesabımla bırakıyorum yorumu çünkü bu hesabıma bağlı olan bloğuma davet etmek istiyorum seni..
    Yoruma gelince; sen tek başına bir insan yetiştirmişsin 6 sene, bu her tür işten zor bir iş. Üstelik güzel bir insan yetiştirmişsin ve yetiştiriyorsun. Evet belki o kadar okuyup bir mesleğin peşine takılıp gidemedin ama bir insanın gözleri parlamış senin sayende. O çocuk kitaplarını alan mı olmadı, Yunus biliyordur tüm hikayelerini, yeter de artar bile.
    Maddi manevi zor diyorsun ama, bırakma peşini. Bloğunu okuyan ve seven kitaplarını da okur ve sever.. Kaç yazar birden parlamış ki? Sevgiler!

    YanıtlaSil
  7. ayşe sen bence çok güzel şeyler yapıyorsun. bu güzel yazıları yazmak herkesin harcı değil ayrı bir yetenek okulda dersleri ezberleyip herkes geçiyor ama herkes böyle güzel ve içten yazamıyor sen en güzel yaptığın şeyi yap hep yaz herkez mali müşavir olabilir ama herkes böyle yazamaz .... çiğdem

    YanıtlaSil
  8. keşke benim de antalyaya güneşlenmeye giden dişlerim olsa ama bronzlaşıp kararmalarından korkarım :)
    büyük adam değil iyi adam olmak önemli bence...

    YanıtlaSil
  9. Hayat zaten cok ama cok acimasiz... Insanlar da oyle... Ozellikle koylerde daha da bir acimasiz sanki (ama sizin koyunuzde bizimkine gore cok daha fazla :( ) Bari siz kendinize karsi acimasiz olmayin.cocuk kitabi yazmak ne harika bir fikir. Ama tabi pazarlama onemli... Simdi internet var, bloglar var, elele veren ve birlikte ureten insanlar var... Eminim siz de yakinda bunun parcasi olursunuz ve biz de Ayse ismini farkli yerlerde goruruz.
    Cocuklarima sizin yazacaginiz/yazdiginiz hikayelerden okumak isterdim. Paylassaniz ne guzel olur. Miniklerin ilk yorumlarini da almis olurdunuz...

    YanıtlaSil
  10. Ah Ayşem canım Ayşem. Öyle güzel öyle hisli anlatmışsınki sanki ben yaşamışım gibi hissettim ve çok çok üzüldüm. Ben de çok geç işe başladım biliyorsun. Hayat çabuk geçer bende arada unutulurum sandım. Ama hayat çok yavaş geçiyordu. Bende pes ettim tüm eleştirileri dinlemekten ve cevap bulmaktan. Sonrasını düşünmeden bir karar verdim ve doğru yanlış bir şekilde yaşıyorurum.
    Çok zalim davranıyor insanlar üniversite mezunu ev hanımlarına ama üzülerek geçmiyor hayat b Ayşem. Çok şükür ki eşin var oğlun var seni fazlasıyla anlayan ben gibi arkadaşların var. Bence babanla konuş, yaptığı işi yani seni okutmasını takdir ettiğini söyle. Ona dualar ettiğini söyle. Ama kendininde böyle mutlu olduğunu anlat ona. Para herşey değil. tamam çoğu şeyin kapısını açıyor ama o da bu dünya için. En öenmli yer için değil.
    Ayşem madem bu kadar çok seviyorsun babanı onun seni anlamasını sağla, o da yaşlandı artık onun için en önemlisi eminim senin mutlu olduğunu görmektir. Sen çalışamadım diye ezik durursan o da zannederki vah zavallı kızım iş de bulamadı. Ama işin aslı öyle değil, sen evini ve çocuğunu seçtin ve çok da mutlusun. Bunu babana anlat Ayşecim ve üzme kendini. Senin seçimin yürek isterdi, bence sen doğru olanı seçtin.

    YanıtlaSil
  11. hey!!! ben bu masalları okumak istiyorum...ara ara yayınlasan:)) sahilde güneşlenen 32 diş mi hahaha çok.komikmiş....hahaha

    YanıtlaSil
  12. benim babam da benim formumu kendi doldurdu ayşe. ben de 30uma girmek üzereyim ve bana geçn de akademisyen olamadın dedi biliyor musun(kendisi akademisyen). sustum kaldım. demek ki içine yer etmiş.
    fakat elhamdülilllah ki olmamışım. verdiğim kavgayı görseydin ah bir görseydin olmamak için. sınavlara çalışmazdım, aman bitirme notum yüksek olmasın diye. hey gidi gençlik :)

    YanıtlaSil
  13. masallarını yayınlamanı 4 gözle bekleyeceğim. seni gerçekten çok seviyorum. hani diyorlar ya seninle konuşmak istiyorum falan. bence hilal de sen de öylesiniz. bir araya gelsek tam bu muhabbet kurulamaz aramızda.
    seni okumak okumak okumak istiyorum

    ama sen mutlu ol istiyorum yazdıkça. sıkıntın kederin dökülü dökülüversnin klavyede gezinirken ellerin.

    Rabbiim senden razı olsun

    YanıtlaSil