16 Eylül 2013 Pazartesi

Zenginliğin ölçüsü

 
 
 


Okulların açılmasına az bir süre kala köyden döndük.Yunus'un okuldan arkadaşının bütün yaz babasının
iş yerine gittiğini ,sabahları çok erken saatlerde yola düşüp akşam geç vakitlere kadar kaldığını öğrenince bize davet ettik,hiç yoktan birkaç gün evimizde oturur,oynar diye düşündük...
Davetimizi kabul ettiler,çalışan anne ile babaya küçücük bir destek yapacağım için Yunus arkadaşı ile vakit geçirecek diye sevinmiştim...
Sabahın erken vakitlerinde evimize bırakılan küçük misafir bana bu yazıyı yazmak zorunda bıraktı.


Çocuk ,en yakın arkadaşı ile( Yunus ile) her an kendini yarışta sanarak,kıyaslayarak,ölçerek,biçerek
sınayarak ve hep birinci olmak isteyerek ,istediğini elde etmek için her şeyi yapmayı mübah görerek
hareket ediyor...Ne olursa olsun ama her şeyde kendi birinci olsun...Korktum...İkisini başbaşa bırakamadım...Arabalarını yarıştırırken,top oynarken kazara Yunus birinci olduğunda haykırarak
ağlayarak Yunusun üzerine atlayıp"hile yaptın,birinci benim,birinci ben olacaktım"diye vurmaya başlıyor,Yunus kolları ile kendini korumaya alıp hiç ses çıkarmadan en yakın arkadaşının sakinleşmesini bekliyordu...Bir iki kere gözlemleyebildiğim,yüreğimin dayanamadığı bu olaya Yunus çok alışık görünüyordu ve bu beni daha çok üzüp iki yıldır niye bu çocuğu en yakın arkadaşı yapıp
niye bu saldırılarına sindiğinin hesabını sormalıydım...
Çocuk babasının iş yerinde hep bilgisayar başında ve internetten "oranlar,istatistikler" ile ilgili tabloları hatmetmiş...
" 8 yaşındaki bir çocuk ortalama şu* kiloda olmalı,ben tam o kilodayım Yunus sen kaç kilosun?
-Tartımız yok maalesef
"Niye tartınız yok?"
"Bir çocuk ortalama şu*kadar tablet ile oynamalıymış,ben tam o kadar oynuyorum Yunus sen ne kadar tablet oynuyorsun?
-Benim tabletim yok...
"Niye tabletin yok?"

Çocuk her şeyi bilinçli yapıyordu,tartımızın,tabletimizin olmadığını zaten bildiği halde bir şeyleri ima etmeye çalışıyordu ama Yunus anlayamıyordu...

Sonunda dayanamadı "baban kaç lira maaş alıyor?"diye sorarken gözlerini kısmış her an avını yakalayacak,parça parça edecekmiş gibi hazır...

Yunusun omuz silkip bilmiyorum demesi onu durduramıyor;
-Teyze kocanız kaç lira maaş alıyor?
-....
-3250 lira  gelire sahip aileler tam sınırda yaşıyormuş 3250 lira altı ise fakir sayılırmış,siz sınırda mısınız,
fakir misiniz?

Yunus'un gözleri açılmış ,şu ana kadar niye babasının maaşını sormamış olduğuna vahsınarak;
- Söyle anne,babamın maaşını söyle...

Aklıma o an gelenleri söylemek ,cevabı çok iyi bildiğini hisettirerek gözlerimin içine bakan bu çocuğu incitecekti.Çocuktu...Ne olursa olsun çocuktu...

Kafasının içindekiler onu vurucu,kırıcı yapsada, çocuk boyuna doğru eğilip;

"Yunus'un babasının maaşı ile her cumartesi deniz kenarında ki çay bahçesine gidip çay içebiliyoruz,
maaşın bir kısmını biriktirerek Yunusa bisiklet aldık,pazar günleri sahilde Yunus bisikletini sürerken
babası ile ben onu izlerken gurur duyuyoruz maaşımızdan..."

Akşam olup başbaşa yatağa uzandığımızda Yunus istemediği bir şeyi öğrenmenin ağırlığında soruyordu;"anne ben anladım
biz fakir sayılanlardanız..."

 Gözlerinde ki çocuk perdesi aralanıyor,hayatın gerçekleri görünür olurken,annesi tüm gerçeklerini
anlatmaya başlar..

Baban, mesaili tatilsiz yüksek maaşlı işini bırakıp daha insani işe geçtiğinden beri her gün akşam olmadan,gün kararmadan evimize gelir oldu,hergün üçümüzün yemek yiyebildiği,oyun oynayabildiği
dışarı çıkıp birlikte olabildiğimiz saatler çoğaldı...Hergün babasına akşam olmadan kavuşabilen çocuk sayısı çok azdır...Annen çok büyük paralar kazanabilecek ruhsatlara sahip iken zamanı keşfetti
zaman her şeyden kıymetli idi,çok büyük paralardan bile kıymetli...Zaman...Zamanım seninle de kıymetlendi,her anın kıymetini bilmeye çalıştığım zamanlarımda sen okuldayken,yazı yazıyorum...
Yazı yazarken elimden geldiğince zamanın kıymetini hissedip ayrımsamaya çalışıyorum...Sen okuldan gelince sarılmalara öpmelere doyamıyorum bence bu da çok büyük bir zenginlik...Diye  ,gerçek zenginliğimizi anlatırken, Yunus çoktan kara kirpiklerini kapatmıştı...

*şu diye yazdıklarımın rakamı aklıma gelmedi,çocuk bir daha Yunus'a vurmayacak,Yunusta kendine vurmak isteyenlere engel olacaktı,neden iki yıldır arkadaş olduğuna Yunusun cevabı ise;
-İki yıl önce başkanlık seçimlerinde tek oy almış,o tek oyu da bu çocuk vermiş....










12 yorum:

  1. Sence o çocuk neden öyle Ayşecim? Yalnızca düşündürüyor beni bu durum, yorum yapamıyorum, konuşamıyorum.

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Ayşe,
    Yazını olurken MOMO geldi aklıma. Okumadıysan okumanı tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
  3. çocuklara napıyoruz biz, çok üzüldüm çok duygulandım... gerçek bir aile olabilmek için birlikte geçirilen zaman çok önemli kesinlikle ve seni sizi tebrik ediyorum... ve yunus' a bu sene okulda başarılar diliyorum :)

    YanıtlaSil
  4. Sevgili cânım Ayşe...
    Seni okumak, senden okumak, seni dinlemek öyle güzel ki...
    Seninle yeryüzü denilen bu yerde karşılaşmadık biliyorum...
    Ama seni tanıyorum, seni biliyorum, seni seviyorum♥♡♥
    Yunus'u çocuk sâfiyetinde yetiştirmenden dolayı da ayrıca tebrik ederim.
    Yaşları küçük olsa da...artık çocuklar büyük.
    Bu yüzden mutsuzlar, bu yüzden huzursuz ve hazımsızlar.
    Sevgili Yunus...vefâlı ve kıymet bilen Yunus...
    Kıymet veren Yunus...zamanla neyin kıymetli, neyin kıymetsiz olduğunu da anlayacak.
    Önemli olan bu duyguları yaşaması.
    Bu eziklik değil bence. Bu senin ona verdiğin erdem duygusu...
    Maşallah Ayşem...ne mutlu sana.
    Sevgilerimle♥♡♥

    YanıtlaSil
  5. kıyamam Yunus'a kendince minnet duygusu ile boyun eğmiş demek ki, çocuklarımız zenginliğin, paranın farkında değil aslında, onlara biz bu farkındalığı veriyoruz galiba, yoksa 8 yaşındaki bir çocuk bunları düşünemez, yada bana göre düşünmemeli, karşısındaki arkadaşını ezmeye çalışmamalı bunu düşünmemeli, çocuklarımız bembeyaz bir defter, üzerine yazıyı yazan bizleriz, ne yazarsak onu okuruz, güzel yazılar yazma dileği ile sevgiler elif

    YanıtlaSil
  6. çok güzel bir yazı ama onlar ayrımının farkında olmadığı yaşlar ileride anlayacak paranın sadece araç olduğunu çok güzel gözlemler yapmışsınız Allah mutluluğunuzu daim etsin

    YanıtlaSil
  7. Senin hissettiklerini bende aci duyarak üc yil sonra anlamistim,kizim arkadasindan üc yil boyunca dayak yemis! inanabiliyormusun,bense annesiyle arkadasim,tabiki ögrendim en sonunda patladim,ve o cocukla kizimin arasindaki tatsiz günler iste dördüncü sinifin son gününe kadar devam etti.simdi kurtulduk ama korkuyorum ya yine öyle bir kizla arkadas olursa diye....

    Yetistime tarzi cocugu o hale getirmisti,suc anne ve babnindi! Ama farkinda degiller.Ayni sekilde benim cocugumu digerlerine karsi kiskirtip diger cocuklarinda kizimla oynamasina engel oldu ve bunu bu cocuk tek basina yapabildi,düsün artik ne kadar simartildigini! Inanmasi zor ama kimse kizimla oynamak istemedi!Herkes durumu ögrendii,kac kere özür diletildi ama o cocuk yinede ugrasmaya devam etti,bense müdüre gitmeyi akil edememisim,ögretmene yetinmisim! Bu yüzden kiziyorum kendime hep...

    Sonucta hepsi cocuk ama simdiki cocuklar gercekten bi acayip ailelerin sayesinde...yada ben böyle düsünüyorum,aslinda o kadar dertliyimki bu konuda,bende cocuklarima,herseye sahip olmanin insani ne kadar doyumsuz yaptigini ve mutsuz ettigini anlatirim hep,sagligin birlikte olmanin verdigi huzuru...

    YanıtlaSil
  8. Canım Yunusum benim. Ne büyük zenginlik Yunusa anne olmak. Rabbim iyiki vermiş evlatlarımızı bize. Büyüdükçe anlayacaklar neyin daha önemli olduğunu hayatta ama Ayşe sen Yunusun okulundan her bahsettiğinde nefret eder oldum o okulda kusura bakma lütfen. Küçüçük çocukların hayatına bu kadar maddiyat girmemeli. Safça çocukça duyguların kaybolmadığı yerlerde olmalı çocuklarımız bence.
    İnşallah hep iyi arkadaşları olsun yavrularımızın. Ana babalarının paradan daha değerli gördüğü şeyler olduğunu öğrettiği arkadaşlar:(
    Öpüyorum seni.
    IŞIL

    YanıtlaSil
  9. zaman her şeyden kıymetli idi,çok büyük paralardan bile kıymetli...
    Bütünn cümlelerin gibi buda cok sihirli bir cümle...O kadar net o kadar yalın o kadar doğal bır yazı kıı ..Ah zamanın cocukları bıle dıyemıyorum zamanın büyükleriii ne hale geldiler geldik maleseff huzurun aile olmanın zenginliğinden çok cüzdanın kalınlığı ilgilenir oldu evlatlarr .Şu yaşıma geldim ve haala bilememm babamın ne maaş aldığını..Çünkü bizim için bir sevinç bir gurur bir övünç kaynagı degıldı bunlar.Eski insanlar zaten utanırdı maasını söylemekten..Bir anne için hem zor hem kolay bir imtihandan geçmissiniz..Akıllı sevgi dolu bir çözüm bulmuşssunuz.tebrıklerr..Allaha emanet olun..

    YanıtlaSil
  10. Okuduğunuz için yorumladığınız için ,kendinizden bir parça bulup
    benimle paylaştığınız için,yol göstericiliğiniz için,önerileriniz için her şey için çok teşekkür ederim...
    Yazı yazmaktan çekinmemin kırılma noktası...
    O da özelimin naif, saklanması gereken,açıklanırsa okuyanların acıma
    duygusunu istismar etmeye çabalamış gibi,deşmiş gibi olmak...

    Oysa istismara açık acındırmaya açık her cümleye sansür koyuyorum
    yinede her yazıma sinmiş bir "yoksunluk" var...
    olduğu gibi yazmak zorundayım,kendimi arıyorum,yaşadığım hayatta kendimi ararken gerçekleri yazmalıyım,gerçek olan "Ben'e" ancak o zaman ulaşabilirim hissediyorum...

    YanıtlaSil
  11. "Yunus'un babasının maaşı ile her cumartesi deniz kenarında ki çay bahçesine gidip çay içebiliyoruz,
    maaşın bir kısmını biriktirerek Yunusa bisiklet aldık,pazar günleri sahilde Yunus bisikletini sürerken
    babası ile ben onu izlerken gurur duyuyoruz maaşımızdan..."

    ben de çocuklara böyle cümleler kuruyorum.
    kocaman kocaman açıp gözlerini bakıyorlar
    anlıyorlar mı bilmiyorum

    YanıtlaSil
  12. Bazen benim oglumda degisik insalarla karsilasip,arkadas olunca/olmak zorunda kalinca/yada birlikte olunca diyim,onunda bir sebepe binaen oldugunu dusunup rahatliyorum.Iyi yada kotu hersey bizim icin

    YanıtlaSil