10 Eylül 2013 Salı

Tarkan

Geçen hafta Yunus'un yeni öğretmeni ile tanışma toplantısında bir veliye, "geçmiş olsun sesiniz kısılmış"diye şifa dilemeye niyet ederken,Tarkan konserinde çığlık attığı için sesinin kısıldığını
öğrendim.
Her şeye,her habere,her şarkıya niye çok uzağım diye düşüncelere dalmışken aklıma Tarkanın adını duyduğum 90 lı yıllar geldi.
Lisedeyim hala kendime ait bir odam yok.3 kardeş ile aynı odada yatmayı yadırgar olmuştum.
Ailem , arka balkonumuzu camlatıp beni zar zor bir oda sahibi yaptı.
Arka bahçenin, geceleri hışırdayan ağaçları, arka balkondaki odamda beni uyutmuyordu.Hışırdayan  dalların arasında bir görünüp bir kaybolan ay ,beni çok korkutuyordu...
Kız kardeşimi odama ortak etmeme sebep olmuştu ,hışırdayan dalların arasında oynaşan ay...
Kız kardeşim ilk olarak kocaman Tarkan posterini odamızda ki tek duvarımıza astı.
Hergün hiç sevmediğim birinin posterine bakmak zorunda olmak...
Kıl oldum şarkısının sahibi ne zaman duvarımızdan iner diye umutlanırken,her gün onun hakkında taze taze bilgilendiriliyordum , örneğin Tarkan ile aynı zamanda üniversite sınavına girecekmişiz,aynı okulda,aynı sınıfta,  olsaymışım...Ablası, ilk olaraktan birine, Tarkana "kıl oluyordu", "kıl olmak"ı ilk olaraktan ondan duymuştu...
Tarkan benimle beraber girdiği üniversite sınavını kazanamadı,ben, arka bahçeye bakan, balkon odamı kız kardeşime bırakıp gideceğim bir şehri kazandım...
Aradan bir sene geçti...
Akşam yemeği için yurdun yemekhanesinde kuyruktayım...Kuyruğun sonundayım pilav bana kalmaz,çorba belki kalır,patlıcan musakka kesin kalır ( yanık yağ kokulu musakka her tadanın midesini yaktığından ve bir daha tecrübe edilmek istenmediğinden).
Yemekhanenin demir parmaklı penceresinden içeri , hışırdayan dallar arasından batmakta olan güneşin bir görünüp bir kaybolan ışık demeti arka balkonda ki odamı,kızkardeşimi hatırlattı...Birden bire...Gözlerim doldu...Yemek kuyruğunda durduk yerde ağlayan görüntüsü vermemek için
hatıraları uzaklaştırmaya çalışırken,yemekhanenin televizyonunda Tarkan çalmaya başladı.
Kış güneşi,Unutmamalı...
Patlıcan musakka yerken ağlamam farz olmuştu...
Çok güzeldi...Helal olsundu...
Sonra evlendim...
Kayınvalidemin apartmanında, Tarkan'ın annesininde oturduğunu öğrendim..
Tarkan annesini sık sık ziyarete geliyordu.
O zamanlar Tarkanın kızıl saçları vardı.Apartmana girerken çıkarken karşılaşıyordum,hiç görmemezlikten gelip hızla kaçıyordum ama bazen mübarek gecelerde apartmana helva dağıtmamda ısrarcı olan kayınvalidemi kıramadığım için "Allah kabul etsin" diyerek tepside ki helvayı almak için kapıya Tarkanın çıktığını , başım önümde" tabak kalsın" dediğimi hatırlıyorum..
Bir de asansöre tam binmişken apartman görevlisi koşarak asansör kapısını tutuverdiğini, apartman görevlisi ve Tarkan ile aynı asansörde , başımı
yere eğip hiç kaldırmadan 5 kat çıktığımızı hatırladım...
Yunus'un sınıfında ki veli, son kalmış sesi ile Tarkan konserinde attığı çığlıklarını anlatıyordu...
Başımı eğip sessiz dinledim,başımı eğmeye çok alışığım...
Sonraları kayınvalidemde,Tarkanın anneside o apartmandan taşındılar,hiç kimseye Tarkan ile aynı apartmanda oturuyorduk demedim zaten kızkardeşime de geceleri hışırdayan dallar arasında oynaşan Ay'dan korktuğumu hiç söyleyememiştim...





16 yorum:

  1. simdi hepimize soyledin,guzel oldu.:)Ozlemisiz yazilarini

    YanıtlaSil
  2. çok güzel yazmışsınız abartı olan hayranlıklardan Allah hepimizi korusun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim ;aslında bende çığlık atmak istiyorum,hem de sesim kısılıncaya kadar ama o yer Tarkan konseri değil...

      Sil
  3. Teşekkür ederim Hülya;yabaniliğimi yazmak bana da iyi geldi:)

    YanıtlaSil
  4. sevgili ayşe,neden bir roman,hikaye,yada bir biyografi tarzı birşey....yaz birşey dene...gerçekten tasfirlerin, anlatımın,duygularını yazıya dökmen ve bunu karşı tarafa yansıtman,konuları bağlayışın çok çok iyi...umarım senin isimini bir kitabın isminde görebilirim...

    YanıtlaSil
  5. blogda yazmak bile beni
    ürkütüyor,korkutuyor,çekindiriyor istediğim şekilde yazamadan
    ne yazdığımı bilemeden "yayınla" tuşuna basıveriyorum...
    Sizi ayşeninkozasında birkaç dakikada da olsa hapsedip duygularımı
    hızla bir şırıngadan hafızanıza enjekte etmeye çalışıyorum...bu yüzden çok da utanıyorum...
    Teşekkür ederim güzel temennileriniz için..

    YanıtlaSil
  6. Ayşe galiba önemi yok hiçbir şeyin,konu duygular olduğunda...Sahi ne kadar da tecrübeli ve gözü kapalı düşlüyorum sizi tüm bunları yaşamış ağırbaşlılıkla yazarken...Tüm dünyaya kulaklarını tıkamış huşu içinde ve nasıl da özgüvenli...
    Çok keyifle okunuyor yazdıklarınız,ve son zerresine kadar hissediliyor hissettirmeyi hedeflediğiniz her ne ise!
    Ve son olarak kendi adıma:
    Beni o şırıngadan enjekte edilmeye çalışılan şey çok etkiliyor ; içine alıyor sarıp sarmalıyor, ve hep ama hep kendi geçmişime götürüyor karşılaşıp her okuduğumda...

    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili delikızın evi;
      Yazarken , sizin vaktinizden çok çok azını almak için kısa tutuyorum...vakit,zaman dünyanın en kıymetli şeyi ve benim yazılarım çok toy, değerli zamanınızı işgal edecek kadar kıymetli değil diye düşünüyorum...ama umut ediyorum birgün
      birgün yazabileceğim...bu umut beni çok mutlu ediyor...

      umarım çok karşılaşırız:))

      Sil
  7. ben de lisedeydim o dönem sanırım, tarkan' ın unutmamalı ve kış güneşi ile çıktığı dönem, konserine gitmiştim :) insan ortama da kaptırıyor kendini bazen, ihtiyacın da varsa bağır bağır bağırıyorsun :)))) hoşgeldiniz, özledik sizi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel...hayatım da hiç konsere gitmedim...
      ilk konserime seninle gitmeyi isterdim...Gerçekten...

      Sil
  8. lütfen daha çok yazın

    YanıtlaSil
  9. Roman ya da hikaye tadında çok güzel bir yazı olmuş :)

    YanıtlaSil
  10. Cok guzel yaziyosun ya yazilsrini sabirsizlikla bekliyorum. :)

    YanıtlaSil