24 Ağustos 2013 Cumartesi

Dedem ile tatil



Tatilimin küçük bir bölümünü dedemin yanında geçirmek zorunda kalacağımı öğrendiğim gün
 çok kötü ,bencil,hatta korkunç biri olduğumu da öğrenecektim...
Annemin babası olan dedem 80 lerinin sonlarında,ben de 30ların sonlarındayım...
Dedem 15 senedir tek başına insan yoksulu bir köyde yaşıyor.7 çocuğu ayrı şehirde,ayrı memlekette
dedem evini bırakmamakta 15 senedir ısrarcı ...Her işini kendi gören,her gününü bir başına evinde geçiren dedem anneme "Akşamları korkmaya başladım"dediği gün ben tatil için planlar kuruyordum.
Kısacık bir tatil planı,oğlumla denize girip bol bol güneşlenecek ve gezecektik,bu bizim en doğal hakkımızdı.Tatilde dedemin yanında kalmamın istenilmesi teklif bile edilemeyecek kadar büyük bir fedakarlıktı.Annemin çıkmazlara girmesini bekleyecek kadar gönülsüzdüm dedem ile olmaya...
Oğlumun elini tutup eskimiş bahçe kapısının üzerimize düşmesini engelleyerek girdiğimiz avluda
dedemin gülen yüzü,donuk gözleri...15 yıl önce ölen anneannemi arayan donuk gözler...15 yıldır her şeye donuk bakan gözler...
Dedemin donuk bakışları gibi hiç bir yaşam belirtisi olmayan bu kurumuş avluya nasıl ayak bastım,
tozlanmış,çürümüş,rutubetlenmiş bu eski eve, tatilimi geçirmek için nasıl girdim? Korkarak,çekinerek,her an kaçmak isteği ile...
Elimden tek gelenin ise bu hissilerimi dedeme belli etmeyecek kadar rol yapabilmekti.
Oğlum için burası bile keşfedilecek ,eğlenilesi bir yerdi.Dedenin evi sivrisinek doluydu sabahlara kadar "pat pat "ile sinek avlamak eğlencelerin başıydı.



Dedem bütün gün evin içerisinde bir masa,bir sandalye,,bir bardak gibi evin herhangi cansız bir eşyası gibi sessiz,tepkisiz,uzak...Yakınlaşma teşebbüslerimi yapmacık,zoraki gibi algılamasından
çekiniyorum,havanın kararıp sessizce odalarımıza çekilme anında içimi korku kaplıyor,eskiyi hatırlatan kokular gece olunca uykumu kaçırıyor,
yine yalan söylüyorum;"Sivrisinekler uyutmuyor "...

 
En çok gecenin sessizliğinde anneannemin hatıraları canlanıyor.Üst kattaki misafir odalarında
anneannem temizlik yapıyor,temizlediği her odanın kapısını tütün kolonyası serpiştirerek kapatıyor.
Bütün gece tütün kolonyası kokluyorum.Kara kızıma nokul yapayım diyerek avluda ki fırını yakıyor,
odun ateşinin kokusu,odun ateşinde pişmiş nokul kokusu...Yer yatağını serip koyun koyuna yattığımız kış gecelerinde yastığın ,döşeğin,yorganın kokusu.İş başında iken olur olmaz sarılışlarımda yaşmağında ki ter kokusu...
Dedem 15 senenin her akşamında,gecesinde...

40 kiloya düşmüş bedenini her gün evinin bir bölümünü tamir ederek yormaya çalışıyor.Çökmüş bir basamak,kırılmış bir veranda,çürümüş bir pervaz...

Sabahları bir tas çorba,akşamları bir tas çorba ile doymaya alışmış bedeni bu yıl kendi tabiri ile "bastona düşmüş".

Her hafta başı kasabaya inip bir gazete alıp bütün hafta aynı gazeteyi okuyarak dünyadan haberdar oluyor.

Tatilimizin bitmesine az kaldığı günlerin birinde kasabadan devepancarı ile pastırma almış,sabah kahvaltısında pastırmalı devepancarı güzel gider demişti...

Pastırmalı deve pancarlı sabah kahvaltısını hastasını iyi edecek doktor gibi,15 senedir aranılanı
unutturup,donuk gözlerini canlandıracakmışım gibi hazırladım...

Kahvaltıda 30 yıldır gizli gizli büyüttüğüm tüm çirkinliklerimi açık açık gördüm,hepsi kahvaltı masasında canlı canlı oturuyor,dedemin donuk bakışları ile yemek yemesini izliyorlar... Ne çoklar...


Son gecemizde sivrisinekler uyutmuyor diye dedemin odasına girip, onun sessiz nefesini dinleyerek
15 senesini düşünerek en çok da kokusunu duyumsamaya çalışarak sabahladım...









8 yorum:

  1. yazınızı okuyunca kendi dedem geldi aklıma, bir yazın 1 hafta 10 günlük bir süresini dedemlerin yazlığında geçirmiştik (çocukken 1 ay kalırdık). dedeciğim kanser hastasıydı, huyu suyu değişmişti biraz da.. domateslerin kabuklarının soyulmasını istiyordu, biz de bir an önce kahvaltı yapıp deniz kenarına gitmek istiyorduk. üffleye püfleye soydum domatesin kabuklarını hatta belki de soymayıp anneme yıktım o işi.. o seneden sonra tekrar yazlıkta kalmadık beraber, onlar bir kez daha gittiyse de ben gitmemiştim. sonra dedem vefat etti. şimdi ben de Hüma rahat yesin diye kabuklarını soyuyorum domatesin ve her seferinde dedem geliyor aklıma. ben de hep ne bencilmişim diye düşünüyorum. en çok o yaz için hayıflanıyorum dedemle ilgili olarak..

    YanıtlaSil
  2. Nokul deve pancarı ve pastırma 55 plakalı yemekler olduğunu hissettirdi bana. Kaleminiz kuvvetli yazılarınız bir öykü kitabındaymışcasına lezzetli. Ellerinize yüreğinize sağlık

    YanıtlaSil
  3. ah ayşe tam da yarama dokundun...üzerine (yeniden)yazmak istediğim 83 yaşında bir annem var,o işe gittiği zamanlarda bana karşı hep suçluluk hissetti,şimdi suçluluk sırası bana geldi...(nedense ağlayan çayırı izlemekten hep kaçındım,ağlamaktan korktum galiba)

    YanıtlaSil
  4. Farkında olmadan bencıllestıgımız fark ettıren bır yazı.Bir baskası olsa konusulsa aaa ayıpp ınsann vakıt ayıramazmı dedesıne deyıp kınayacagımız gunlerce dedıkosunu yapacagımız hareketlerın farkında olmadan bızlere yapıstıgını hıssettım yazında..Bencıllesıyoruz..Sızın ıcın konusmuyorum sanırım önemlı olan kendı duygularımm kendı aılemın öncelıgını beyın hemen sınyal verıyor.Ne yaptık da bız böyle olduk hala cözemedım ama benı sorgulamaya göturen bır yazıı ...Elınıze saglık dedenızede rabbım hayırlı guzell ömur versın ınsallah..

    YanıtlaSil
  5. ayşeciğim hoş geldin :))

    11 yaşımdayken sınıf arkadaşım yıldız'ın anneannesi bizim komşumuzdu. anneannesini çok sever, okulda da her fırsatta bunu belirtir, sık sık da yanına gelirdi yıldız. ben sallana sallana ekmek almaya bakkala giderken onları balkonda oturmuş sohbet ederken görürdüm. bazen çiğdem yerler ("çekirdek" mi demeliyim), gülüşürler ve çok güzel şeyler konuşurlardı. ne konuşurlardı?

    benim hiç anneannem olmadı... babaannem ya da dedem de... en çok özendiğim şey anneannesi, babaannesi olan çocuklardı...

    şimdi, ne zaman yeğenim ile annemi oynarlarken görsem yanlarına sokulurum. ne konuşuyorlar, neye gülüyorlar merak ederim. ve bazen aklıma yıldız gelir. anneannesiyle balkonda gülüşerek çiğdem yiyen küçük yıldız ve benim o balkonun altından geçerken... geçip giderken... hiç duyamadığım sohbetleri, dahil olamadığım neşeleri...

    kim bilir ne güzel şeydir birilerinin torunu olmak ayşeciğim...

    YanıtlaSil
  6. Çok şanslısın hala..Bir deden olduğu için... Öyle buruk ki benim hatırladıklarım..Çok özledim onları benim iki değil üç dedem oldu , keşke daha çok yaşasalardı...

    Ayrıca nokulu ben çok severim bu yıl yine yeme şerefine erdim :) tarifini aldım eşimin annesinden, o geleneği istanbul da çocuğum için her bayram ben sürdürmek istiyorum elektrikli
    fırınımda :( sevgiler..

    YanıtlaSil
  7. yalnızlık en çok yaşlılıkta zor, ama evleri onların kaleleri son ana kadar bırakmamakta ısrar ediyorlar... eşimin ananesi var 90 yaş üzerinde, kayınvalidemlerde yaşıyor, ona baktıkça ben de kendimi ve yaşamı sorgularken buluyorum kendimi... yaşlanmak hem güzel(yaşlanamadan ölmek de var) hem de aczin son demi...

    YanıtlaSil
  8. uzun bir aradan sonra yeniden senin yazılarını okumak duygularını hissetmek harika...özlemişim, sevgiler.Eilf

    YanıtlaSil