13 Mayıs 2013 Pazartesi

SAİT FAİK ABASIYANIK-BABAM



İlkokul 3'e giderken, babam, beni Sait Faik ile tanıştırdı.Geçen cumartesi Sait Faik'in 59.ölüm yıldönümüydü.
Babamı anlatmak istiyorum,neden Sait Faik'i çok sevmiş,ilkokula giden kızına neden her akşam öykülerini okumuş,"Birtakım İnsanlar" adlı öyküyü okurken neden hep gözyaşlarına engel olamamış...O zamanlar( 9 - 10 yaşlarında iken) Sait Faik'i babamın üniversiteden bir arkadaşı sanırdım,babam o öykülerin içinde gerçekten yaşamış bir kahramandı ve Sait Faik babamın en yakın arkadaşı idi,babamı çok seviyordu .Her öyküde babam vardı.Babam ,11 kardeşi ile bir köyde yaşıyor.11 kardeşi ile bir tencere içinden çorba içip,yağsız bulgur pilavı yiyor,başka bir yemek tanımıyor. Köyün ineklerini güdebilmek için çoban yanında staj yapıyor.
5 yaşına geldiğinde köy bakkalının veresiye defterini okuyup,hesap yapabildiğini gören uzak bir akraba babamı kasabaya yanına alıyor.5 yaşında okula başlıyor,15 yaşında üniversite için İstanbul'a geliyor.Üniversite okumasını istemeyen büyükleri onu bir başına bırakıyor...İstanbul'da ki tüm üniversite sınavlarını girip kazanıyor,tıp fakültesinde, kayıt yapan görevliler "kimsesiz bir çocuğun tıp okuması çok zor
deyince kayıt yaptırmamış,hukuk fakültesinde ki kayıt görevlileri "15 yaşında bir çocuk için uygun değil " deyince yine kazandığı fakülteye kayıt yaptıramamış ve kayıt bürosunun merdivenlerine çöküp yüzünü dizleri içine saklayıp ağlamaya başlamış.Bir profesör ordan geçerken babama ne derdi olduğunu soruyor,kayıt yaptırıp okuyabileceği bir fakülte bulamadığını söyleyince "iktisat fakültesini" öneriyor...(Sonra babamın da hocası olan bu profesör sağ sol olaylarında vurulurak öldürülüyor,bende onun adına açılan anfide yıllarca ders gördüm...) Babam hiç kimsesiz okumaya çalışıyor...Para ve yatacak yer sorunu ile 15 yaşında baş etmeye çalışıyor..Sait Faik'in "Bir Takım İnsanlar "öyküsünde ki  gibi kahvanelerde sabahlıyor,inşaatlarda çalışıyor,hamallık yapıyor...Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın küçük kitap evini bekliyor,Galatasaray Lisesinde okutmanlık yapıp,akşamları öğrencilerin abisi olarak onlarla yatıyor...Soğuk bir kış günü vapura binip karşıya geçerken,"bir kadın denize atladı "diye bağrışma çıkınca, doğru mu yanlış mı nereye atlamış  sorgulamadan kendini denize atıvermiş...Boğazın soğuk sularında canına kıymak isteyen kadını aramış...İnsanı seviyordu babam, mutlu insanları görebilmek yaşadığı yerde o kadar zormuş ki,adalara kaçarmış sık sık, sırf mutlu insan görebilmek için...Mutlu insanlara baktıkça kimsesizliğini,yoksulluğunu unuturmuş...Sabahladığı bir kahvahane sahibi şu duvarı örersen sana şu kadar para veririm demiş.Sabah uyanır uyanmaz işe başlamış akşama kadar hiç durmadan örmüş bitirmiş duvarı...Alacağı para ile ne yapacağını düşünerek ...Karnı doyacak kadar bir yemek yiyecek,sırtına bir palto alabilmek için kapora verebilecek,bir kaçta kitap alabilecek...Kahvane sahibi akşam hava kararmaya yüz tuttuğu bir anda bitmiş duvarının parasını vermemiş..
Bu ufak tefek, üstü başı perişan çocuğa da bir tekme atmış "gözüm bir daha görmesin" diye...
ufak tefek ,üstü başı lime lime olmuş babam üniversiteyi bitirip devletin önemli bir bankasında memur olmuş,
kızı İstanbul da kendi  üniversitesini kazanmış  kayıt yaptırmak için İstanbul'a geldiğinde ,sokak sokak bir kahvehane aramış...Bayezıt'ın arka sokaklarında şimdi bakkal gibi bir şey olmuş bir dükkanın duvarına yaslanıp
hüngür hünür ağlamıştı.Babamı duvardan ayıran bendim.

Babamın hüzünlü anılarıydı Sait Faik hikayeleri...öyle bilirdim...Büyüdükçe babam gibi sevdim Sait Faik'i...

Bu hafta sonu Bozcaada'ya gidemedik.Bozcaada ve Sait Faik Müzesi( seneler sonra açıldı) hakkında yazmak istiyorum,umarım haftaya gidebilirim..

10 yorum:

  1. NE GÜZEL BİR BABANIN EVLADISIN HİKAYELERİNDE YAŞANMIŞLIK GERÇEKLERLE YOĞRULMUŞ, KİTAP SEVEN BİR ANNE İLE OKUMAK İÇİN NİCE ZORLUKLAR ÇEKEN BİR KIZI...NE MUTLU SANA VE DEĞERLERİNE.ELİF

    YanıtlaSil
  2. Benim dibe çöküp hayatın ne kadar zor olduğunu düşündüğüm bir anda elimden tutup çekiverdin yukarı. Babanın ellerinden öp benim için. Sait Faik müzesini daha bir merak ettim şimdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlknur;ben babama layık bir çocuk olamadım...onun istediği gibi bir kız da...yazılarımı hiç bilmez,bloğumu sır gibi saklarım...ellerinden öptüğüm birgün seni anacağım..sevgilerle..

      Sil
  3. Ayşe (ayşe diyorum çünkü tanımasamda seni kendime yakın hissediyorum )sen hep yaz her gün bakıyorum sayfaya yazdınmı diye ? çok samimi , içten ve artık maalesef pek rastlamadığımız şeylerden bahsediyorsun. yalnız hissetmiyorum kendimi başka bir yerde yazıyormusun lütfen onuda takip etmek istiyrm
    çiğdem

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Çiğdem,nasıl sevindirdin beni anlatamam...çok teşekkür ederim,"adıyok" dergi sinde 2 yazım çıktı ama her iki yazıda bloğumda ki yazılardı,biri "adem" diğeri" wirgina woolf" ...sevgilerle..

      Sil
  4. hic sasirmadim babanin hikayesine.cok sevdim babani,seni sevdigimden de cok ayse.seni daha iyi anladim.ama babani daha cok takdir ettim.ne mutlu sana.bence sayfani babanla paylasmak,yeni bir donum noktasi olur ,guzel bir donum noktasi.
    cok sanslisin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahh Hülya bende anneni görünce çok sevdim:),babamla imkansız paylaşamam,bizim ailede hiç kimse benim yazdıklarımı bilmez...hatta kızarlar bile " ne lüzumsuz şeylerle uğraşıyorsun" derler,utanırım....

      Sil
  5. ayşe uzun süredir nete bakmıyordum .Bu kadar arka arkaya okuyunca hem çok hüzünlendim hem de çok mutlu oldum :) sen insansı duyguları gerçekten yaşatan yazılara hayat veriyorsun..Bence de blogunu söyleme bazen büyüsü gidecekmiş gibi hissederim..belki o yüzdendir..ama yaaz. bizi mahrum bırakma ..ben türkiyede yaşamıyorum..bu yıl gidemiyoruz.yazılarını umutla beklicem.yazılarına harcadıgın emeklerin için teşekkür ederim..lale

    YanıtlaSil
  6. Aysecim, gozlerim dolarak, gozumde canlanarak okudum.

    YanıtlaSil