2 Mayıs 2013 Perşembe

Bir günlük tatil



1 Mayıs ta Kadıköy'deydik.
Yunus çok ısrarcı idi eksik Chaplin filmleri vardı ve Kadıköy'e gidilmeli idi. Ama Kadıköy'e gitmek zorlaştırılmıştı."Metro yoksa ayaklarımız var"diye bizi yürüttü.The End'ten Chaplin serimizi tamamladık.İşçi bayramı ile ilgili bir dolu sorusu vardı Yunus'un, Chaplin filmlerinden örnek vererek işçi,emek,sendika,işveren,sermaye...gibi kavramları anlatmak çok kolay oldu.Chaplin hep işçiydi,  mutluydu,karnının hep aç olması aşık olmasına,hayal kurmasına engel değildi..İşverenler hep şişko,güzel giyimli,sermaye hep korunuyor,ne zaman sosisçiden bir sosis aşırmaya kalksa hemen polis başında bitiveriyor...Sahilde yorgun ayaklarımızı denizin soğuk suyuna daldırdık...Buzzz gibi deniz suyu ayaklarımızı canlandırdı sahil boyunca evimize yürüyerek geldik..Hava kararmadan evimize ulaştık hemen filmimizi dvd'ye koyduk,
patlamış mısır yerine
fesleğenli bol kaşarlı domatesli çorba eşliğinde izledik.Yunus'un bir proje ödevi vardı,mucit ve bilim adamlarının hayatları ile ilgili araştırma yapılıp arkadaşlar önünde anlatılacaktı.
İlk telefon,telgraf,televizyon,kuduz aşısı,x ışınları  derken Yunus "anne ben Chaplini anlatmak istiyorum "dedi
Chaplin mucit miydi,bilim adamı mıydı diye sorgulamadan hemen proje konusu yapıverdik.Chaplin'i hem mucit hem bilimadamı yaptık.

Benim tek başıma izlediğim film ise "Ağlayan Çayır" .













Keşke izlemeseydim dedirtecek kadar etkiledi beni.Öyle bir hüzün çöküverdi ki yüreğime kalkıp gitmiyor.
Angelopoulos'un "sonsuzluk ve birgün"ünü izlediğimde de böyle bir hüzün çöküvermiş ve hiç unutulmayacak
bir şekilde kalıcı olmuştu



1 yorum:

  1. BU FİLMİ BEN DE İZLEDİM .GERÇEKTEN CAN YAKICIYDI ...SEVGİLER KEZBAN

    YanıtlaSil