16 Nisan 2013 Salı

Benim Huzurum



"Yokluğun huzuru"...

Huzur, ani gelen bir mutluluk değildir benim için....Birden bire koyu gri bulutların ardından çıkan güneş,sessiz evimin penceresine konan cıvıl cıvıl bir serçe,bir kitap sayfasında kaybolmak benim için mutluluktur ama huzur değildir...Huzur birdenbire gelmez,birdenbire de gitmez...
Hayatım da ki "yokluklar" tarifsiz bir huzur veriyor,belki bu tarifsizliği anlatabilirim...
Eskimiş yıpranmış eşyanın yerine yenisine alamamak,"yeniyi almak yokluğu"...
Evlenirken " yenisini alırsınız, önünüzde uzun yıllar var " diye temenilerle eski eşyalarla kurulan evimiz uzun yıllar geçse de hiç bir değişikliğe uğramadı,uğrayamadı...Başkalarının eşyaları..başkalarının tercihi, zevki ile alınmış kullanılmış sonra bıkılmış yenisine yer açmak için bize verilmiş bu eşyalar ile yıllardır yaşıyorum...
Eşim ile elele tutuşup bir mobilya mağazasına gidip kendi tercihimiz kendi zevkimiz ile bir koltuk,bir kütüphane
bir masa alma hayali bile kurmadım...Yeni mobilya hayali kurmak "yokluğun huzuruna" aykırı bir şey olurdu...
Modası geçeli yıllar olmuş,eskimiş hatta çirkinleşmiş mobilyalarımı her gün görmem gerek...
Her gün onların tozunu alırken ,artık kendi yükünü bile taşıyamayan dolabın güçsüz ayağına bir ansiklopedi daha sıkıştırırken , yıkılmaması için duvardan destek alan kütüphane ile rengi solmuş, minderinin süngeri erimiş kanepene ile bir bağ kurmam gerekir...Eskiyi sevmem gerekir,her gün...
Yeni olanı görmek nedense içime tarifsiz bir sıkıntı verir , eskiyi görmenin verdiği huzur gibi...
Alamamak , içimde  derin bir kuyu olmuş...o kuyuya her gün alınması gereken yeni şeyleri atıyorum...yeni şeyler karanlık kuyuda kaybolup gidiyor...eskiler hep gözümün önünde...
Yeni olanı alamamak yıllar geçtikçe yeni bir akım gibi,yeni bir düşünce tarzı gibi bütün algımı değiştirdi...
Algılarımı, eskiyi,yıpranmışı , görmek istemeyecek kadar sıkıntı vereni güzel görmeye göre ayarladım...
Boya ile,yeni kumaş ile ,tamir ile bile değişemeyecek kadar hırpaniyi, güzel görebilmeye alıştım...
Hırpanilik içinde kendimi zengin hissetmeye başladım.
Eski,yıpranmış,kırılmış,solmuşluk içinde zenginliğimin farkına varmak bana "huzur" verdi...
Zenginliğim her gün, yeniden ,yeniden ,yeniden beslendi,tozları alındıkça,beyaz örtüleri ile kırık çıkıkları kapandıkça,arkalarına,altlarına destek koydukça...
Sadece en yakın olanlara gösterildi bu zenginliğim ...Arkadaşı az olmamda da etkilidir eski eşyalı olmam..
Yanlızlığa mecbur etmesi de vardır...Eşyalarımın gerçek yüzünü görebilen ,benim de gerçek yüzümü görebilen nerdeyse yok gibidir....Arkadaş yokluğu da garip bir huzur verir aynı eski eşyalarım gibi..
Yanlızlık içinde eski eşyalar içinde oturmak "huzur" u ...
"Yokluğu" hissettiğim her an içime bir yakınlık doğar...Gerçek olana yakınlık...Hissettiğim o yakınlığı hiç bir şey
bana veremez...ne bir arkadaş,ne yeni mobilyalar ne her şeyi alabilme gücü....
Yokluk....yokluğun huzuru ile gelen yakınlık...
Ünlü bir cafede kahve içme yokluğu,alışveriş merkezine gitme yokluğu,dışarıda yemek yeme yokluğu,tatile çıkma yokluğu,seyahet etme yokluğu,istediğimi alabilme yokluğu...beni çoğu herkesten ayırıyor,mahzunlaştırıyor,yanlızlaştırıyor...
Her yokluk bir gerçeğe yakın ediyor...

Benim huzurum böyle bir şey...yokluk içinde iken gerçek olanı düşünmek kolaylaşıyor.Gerçek olanı hissetmek ise huzur veriyor...




12 yorum:

  1. eski kullanılmış evleri, eşyaları ben de seviyorum,bunun üzerine bir yazı yazmayı düşündüm ama nasıl anlatabileceğimi bulamadım.o yaşanmışlık,o koku,yıpranma,yılların ve anıların yorgunluğu,ağırlığı beni bi tuhaf hissettirir...adlandıramadığım bir şey... mutlu/huzurlu zamanlardan kalmaymış gibi...
    çok güzel bir yazı...

    YanıtlaSil
  2. insana yeter ki eşyanın yokluğu olsun, huzur olduktan sonra herşey boş, benim gibi sevgisizliğin yokluğu daha zor ve yerine konacak hiç bir şey de yok. Elif

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elifçiğim,emailini bana yazar mısın (aysekoza@gmail)
      Bende bunu anlatmak istiyorum...huzur..huzur...herkese başka şeylerde başka şekillerde gelirken bana böyle geliyor..kendimi acındırmaktan ölüm gibi korkarım...acındırmak ne onursuz ne aşağlık bir şeyse benim yokluk ile anlatmak istediğim şey o kadar ulvi ve gerçek...
      teşekkür ederim...

      Sil
  3. Tam isabet bir yazi olmus,benimde yilardir icimde dillendirdigim,bazen kelimelere döktügüm! Huzurdur önemli olan,iste budur,hep duamdir,bende böyle mutluyum,cogu arkadasimdan farkli görüsler gelir,dinlerim ama yapamam,ben böyle de huzurluyum,huzurum var ve kaybetmeyi asla göze almam,degisinc hersey huzurda gidecek sanirim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim;yazıyı nerdeyse kaldıracaktım,bazen kendimi tam olarak anlatmak isterken içlerime işlemiş bir şeylere engel olamıyor yazıyorum,bu acındırmak gibi anlaşılır diye çok korkuyorum...Şu dünyada bazen benden mutlusu yok diyorum ama bu para ile mal ile değil yoksunlukla geldiğini sanıyorum..aynı sizin dediğiniz gibi işe girersem,çok paramız olursa,eski eşyalarım giderse bu mutluluk yok olacak zannediyorum..

      Sil
  4. "bunca varlık var iken
    geçmez gönül darlığı" demiş Yunus Emre..
    yani ki almak ve sahip olmak mutlu etmiyor insanı.. aslolan, erdemli olan vermek, vazgeçebilmek.. hiç acındırma diye düşünmeyin bence.. aksine yazdıklarınızla karşı tarafa o yaşadığınız duyguyu tastamam hissettirebildiğinizi düşünüyorum..
    kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yoksunluk ile yazı yazmak istemiştim,sevgi yoksunluğu,anne baba çocuk kardeş arkadaş yoksunluğu,sıhhat yoksunluğu...yoksunluğu sadece mal ile hisseden olduğum için oradan yazdım...ne güzel yazmışsınız gönlünüze sağlık...teşekkür ederim...

      Sil
  5. Ben Amerikada yasiyorum burda o kadar cok insan var ki 2. el esya kullanan sasarsiniz. Turkiye gibi degil. En cok hosuma giden de o esyalara yeni benlikler sunup kendilerine ait hale getirmeleri. Bir arkadasim tum evini (cok paralari oldugu halde) ikinic el esya ile dosemisti ama kimisinin rengini degistirdi kimisinin kumasini hepsini de kendi yapti. Baskasina diktirip, baskasina boyatmadi yani. o kadar guzel bir ev ki magazinden kapagindan firlamis gibi hem de hic umulmadik turkuazlar, turuncular, yesiller...Biz maalesef kultur olarak hep yenisini istiyoruz ama bazen eskiler yenilerden cok daha saglam ve kullanisli ve huzurlu sadece biraz makyaj o kadar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Emel,evlenirken dünyanın en güzel en doğru kararını verdiğimi biliyordum ve hemen hayata geçirmek istedim...hemencecik evlenince ailelerimiz ellerinden geldiği kadar yardım etti sağolsunlar,ama tek isteğimiz birarada olmak olduğundan mobilya,düğün salonu ,gelinlik hiç bir şeyi gözümüz görmedi...her şey olabildiğince basit ve kolaylaştırıcıydı...şimdi arkama baktığımda şahane bir düğün,gelinlik hatırlamıyorum ama her anına şükür edilesi evlilik var..teşekkür ederim yorumun için..

      Sil
  6. İnşallah birgün yazar olursun Ayşe..

    YanıtlaSil
  7. kendimi yakın hissediyorum sana, bu samimi ve cesur yazı için seni tebrik ediyorum. çoğu zaman bilmem kaç yüz bin liralık evlerden arabalardan bahsederken kaçmak isterim arkadaşlarım yanından. zenginliğin getirdiği kıymet bilmezliği ve samimiyetsizliği hiç sevmiyorum...
    aynen sizin gibi alelacele oldu evliliğimiz. formalite söz nişan gibi bir şeyden 1 ay sonra evlendik. 3 günde aldık eşyaları ama sadece göstermelikti. hepsi 1,2 yıl sonra kırıldı döküldü... ben de yazmak istedim şimdi o günleri :) önemli olan gerçekten ve gerçekten gönül zenginliği başkasına hiç gerek yok...

    YanıtlaSil
  8. Ne kadar güzel anlatmışsınız yokluğun huzurunu ... Çok beğenerek aldığım yeni eşyalarımın beni bunalttığını ruhumu sıktığını kendilerine hizmetçi haline getirdiklerini anımsadım. Çoğunlukla da nimet olduklarının farkına varıp şükredemediğimide anladım. Büyük AVM lerde dolaşırken kaybettim zamanın yanı sıra ihtiyacım olmadan aldığım herşeyin benim doyumsuzluğumu artırdığını hissedittim. Yazınızı okurken ne çok şey düşünmüşüm . Yaşamınızdaki iç huzurunuzun hiç bozulmamasını diliyorum. Şerife

    YanıtlaSil