20 Mart 2013 Çarşamba

Perşembeleri

Perşembeleri Yunus'un okulda zorunlu etüdü var.Etüde girmeden önce Yunus'u doyurmak gerek ,ekmek arası bir şeyler yaparım,metroya binip okula gelirim.Etrafıma bakınmadan Yunus'u doyururum.Diğer anneler
metroya binmemiş,çocuklarına ekmek arası hazırlamamış.Lüks arabalarından ,ellerinde hazır yiyecek satan yerlerin kağıt poşetleri ile inmişler.Yunus'un okulu özel okul.Yunus burslu okuduğunun farkında değil,annesinin ekmek arasını büyük bir iştahla yer,metroya büyük bir hevesle biner.Sorgulama yaşı herhalde daha gelmedi...Herkes ile eşit görüyor kendini.Dünya eşit ,şimdilik...Oysa annesi etüd günlerinde nereye saklanacağını kara kara düşünüyor.Aynı sınıftan anneler etüd günü buluşup bir şeyler yiyor,bir şeyler içiyorlar...Kaynaşıp,çocukları hakkında bilgi alışverişi yapıyorlar.Etüdün ilk günü aynı sınıftan anneler beni de çağırdı.Bir alışveriş merkezinde konuştular,yediler,içtiler...Ben ne konuştum,ne yedim..bir kahve içtim...Bir kahveyi parasını düşünürek yavaş yavaş içmek zorundaydım...Bir kahve burada çok pahalıydı , kartondan içilecek bu kahve ,Eminönünde ki kahveciye "200 gr lık poşetlerden ver kardeş " diyerek,iki ay döke saça içebileceğimiz kadardı.Yavaş yavaş içilmeli...Ben yokmuşum gibi konuşup gülüşselerde aslında ben yanlarında kahvesini zehir içer gibi yudum yudum yutkunarak oracıktayım...Onlarla konuşacak konum henüz gelmedi.Konular sırayla ;saç,makyaj,kıyafet,alışveriş...temizliğe gelen kadın ile sürüyordu...Hayatımda hiç saçlarıma fön çektirmedim ,rengini değiştirmedim ,düğünümde bile kendim taradım kendim duvağımı taktım desem,makyaj niyetine yüzüme gençliğimde bebek pudrası sürdüğümü,kardeşimin,annemin,kayınvalidemin vücutlarına artık  olmayanları,giymekten sıkıldıklarını bana verdiklerini, kıyafet tercihimi bunların içinden yaptığımı bilseler,alışveriş merkezlerinden korktuğumu söylesem,yine hayatımda  eve temizliğe hiç kadın çağırmamış olduğumu bilseler...Bilseler , bilmeseler bir şey fark etmezdi...O günden sonra aynı sınıftan annelere görünmemeye çalışarak perşembe etüd saatlerini geçirmeye çalıştım...Geçen perşembe okuldan epey uzaklaşınca küçük bir çocuk parkı gördüm.
Bu parkta elinde cam kavanozlarla çocuk peşinde koşan dadılar,anneler yoktu.Çiçek açmış,yeni tomurcuklanmış ağaç dalları altında gülen yüzlü yaşlı teyzenin yanına oturdum.Çantam da ki kitabımı çıkartmadım,oysa bu ağaç altı kitap okumak için ne güzeldi...Yaşlı teyze beni görünce çok sevindi,adımı sanımı sorduktan sonra muhabbete başladık...Kendini anlattı uzun uzun...Dinledim...Bazen ne kadar da yaşlı
diye yüzündeki derin derin kırışıklara,beyazlaşmış kaşlarına,almayı bıraktığı bıyıklarına,çenesinde ki kıllara
dişsiz ağzının aldığı şekle bakındım...Bana bakan gözleri çok tanıdık geldi...Bakışları çok tanıdıktı...Rahmetli anneannem,babaannem gibi bakıyordu...İhtiyar gözlerin ,gençliğe bakışı gibi...Yaşlı teyzenin bakışlarını,tepemizde buram buram kokan ilkbahar ağacının kokusu gibi içime içime çektim...Beni de arasıra
dinledi,ama önemli olan onun konuşmasıydı,dinlenilmesi gereken kendisi idi.Çünkü o çok yaşamıştı,çok görmüştü,yaşadıkları ,gördükleri bir bir anlatılmalıydı.Aynı bankta yanıbaşında oturan, çocuğunu etüdten almak için bekleyen bu anneye "bütün yaşanmışlıkları" anlatılmalıydı.Yaşanmışlıkları, bu annenin yüreğinde yer etmeliydi.Sırf çocuğunda olan aklını almalı,kendi yaşanmışlıklarını o aklın içine sığdırmalıydı...Aynı parkta
aynı bankta aynı ağacın altında oturmanın bir bedeliydi bu....Yaşlı teyze bir ağladı,bir güldü tüm yaşanmışlıklarını bir saatin içine sığdırdı. Yavaş yavaş yağmaya başlamış yağmurda, koşa koşa Yunus'u almaya
gittim...Yunus'un şapkasını kafasına geçirdim,yağmur artık hızlı yağıyordu.Uzun bir yol vardı metroya kadar.Diğer anneler çocuklarının paltosunu çıkarıp arka koltuğa attı,kontağı çalıştırdı.Yunus çok sevinçli yağmurda yürümek her çocuğa nasip olmaz...Metroda yer verdiler,Yunus'u kucağıma aldım,nemli saçları yüzüme değerken aklımda yaşlı teyzenin bakışları....Bir perşembeyi daha bitirmenin gizli gizli huzuru...

15 yorum:

  1. Her yazında kendimden parçalar buluyorum. Keşke bende anlatabilsem senin kadar içten. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Ben de veliler arasında boğulan sadece benim sanıyordum:)

    Herkesin inandığı değerler farklı, okullar bu anlamda çok karışık ama çocuklar farkında bile olmadan benzer yapılardaki ailelerin çocuklarını yakın arkadaş olarak seçiyorlar sanki. Kızların arkadaşlarının anneleri benim de arkadaşım şimdilerde, halimiz tavrımız da birbirimize çok uzak değil açıkçası.
    Ve sınıflar büyüdükçe o burslu çocuklar başarılarıyla kabul ettiriyorlar kendilerini etrafa, örnek oluyorlar o malum kitleye. Biliyorum, çünkü benim kızlarımın da bir miktar bursu var.

    sevgilerimle


    YanıtlaSil
  3. Ayşe...
    Seni çok Seviyorum...
    Bunu böyle bil ve ne olur şunu da bil;
    Sen benim yüreğime dokunan yazılar yazan, ne okuduğuma bakamadan gözümden yaşlar akıtan, aşık olduğum şehirde yaşayan, sıcak bir cezve kahvesi kadar cazibeli, buram buram hoşluk kokan...
    Seni çok Seviyorum Ayşe...
    Anlatmak zor, umarım beni anlarsın.
    Yunus'a selam söyler misin? Uzaklarda ki bir teyzesinden...iyi olun inşallah.
    Selam ve dua ile ♥♡♥

    YanıtlaSil
  4. :( sen harika bir annesin biliyorsun dimi...Ben sizi çok sevdim.O Karton kahveleride hiç sevmiyorum.Gözünü seveyim mis gibi Türk kahvemizin.
    sevgiler.

    YanıtlaSil
  5. Yunus ne kadar şanslı bir çocuk, belki zengin bir anneye değil ama gönlü zengin ve onu çok seven bir anneye sahip olduğu için, bursu kazanıp özel bir okulda okuma zekasına ve şansına sahip olduğu için, dahası Yunus mutlu bir çocuk en önemlisi bu. Elif

    YanıtlaSil
  6. ne kadar dokunaklı bir yazı olmuş..
    hissettiklerini bu kadar okuyucuya yaşatabilmek ne güzel bir yetenek..
    samimiyet dolu satırlar hüzünlendirdi beni..
    yüregine saglik..

    YanıtlaSil
  7. ben hangisiyim bilemedim...
    iki taraftan da özellikler barındırıyorum.
    araftayım...

    YanıtlaSil
  8. Mükemmel... Okumaya doyamadıklarımdan bir öykü daha. Teşekkürler. Çok teşekkürler

    YanıtlaSil
  9. Ah Ayşe can Ayşe o karton bardaktaki kahve nasıl tatsızsa saçları neredeyse hepsinin aynı sarı olduğu evlerini başka kadınların temizlediği kadınlarda o kadar tatsız. Çalışıyorum ben, iş yerinde masaları silsin yerleri temizlesin diye elemanlar var ben hiç bir zaman yere döktüğüm bir şeyi silsin diye birini çağırmadım. 17 yıldır çalışıyorum Ayşem ama kendi pisliğimi başkasına temizletmek edepsizlik gibi geldi bana onun ekmeğini kazanma yolu bu olsada. Sen ki okuyan, sen ki kültürlü, sen ki yüreklere bu denli dokunan kadın Yunus büyüyünce sınıf farklarını farketsede senin yüreğinin zenginliğinide farkedecek hiç merak etme

    YanıtlaSil
  10. sanki ayse yinede,daha kucakliyici olmaliydi .yazi.digerlerinide kucaklamaliydi,anlamaliydi.yoksa fark kalmadi,onlarda senin ekmek arasi sandw.garipsediler gitti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kaçmak,belki kendime güvensizliğimdendir.Belki onların hayatına özeneceğim ,mümkün olamayınca üzüleceğim,belki kendimi tanımak içindir.belki kendimi anlamak için kaçıyorumdur...ama kesinlikle hiç kimseyi sorgulamadan,yargılamadan...benim derdim kendimle...
      yorumunuz için teşekkür ederim..

      Sil
    2. Adsız yorumunda haklısın sanki.peki sen sadece perşeme gunleri bu halde olursan yunus büyüdükçe nasıl başa çıkacak sen bir gün lük. kactin o hergun nasıl kaçacak kendimi yunus yerine koydum yazını okudugumda anlattığıntiplerin kendileri öyleyse çocukları nasıldır normal midir ben olsaydim senin gibi olurdum.

      Sil
    3. Ben o ortamlara,yabancı kaldığımı hissediyorum,yakışmadığımı,yakışmaya çalışsamda özenti olup sırıtacağımı hissediyorum.Herkesle barışığım,herkesi yürekten seviyorum özellikle benim gibi olayanları daha çok seviyorum.Ama bazı mekanlar,mekanlardaki konuşmalar istesemde erişemeyeceğim kadar uzak...uzak olmayı sevmekten başkası beni üzmez mi?
      Yunus için her şey yolunda istediği gibi..iki sene sonra okulunu bırakacak,şimdiden alıştırdık..

      Sil
  11. Anlıyorum seni haklısın neden istemediğimiz ortama ayak uyduralim ki bu bazen mecburen olabilir ama mecburluk yoksa insanın kendini kasmasina ihtiyacı yok bencede.yunus adına sevindim nedense özel okul tabiri bile bana hep soguktur.icindekilerinde soğuk olduklarını olacaklarını düşünürüm nedense.belki benimkide önyargı.medya bile bunu böyle gösteriyor bundan midir bilmiyorum.sevgiler ayşe seni okumaya devam edicegim.yazılarin akıp giden hikaye tadinda.

    YanıtlaSil
  12. İlkokul 5. sınıfta bir sene özel okulda burslu okudum, eğitim hayatımın en kötü senesiydi. Çocuklar bir yaştan sonra sınıf farkının bayağı iyi farkında oluyorlar. Bir kızın öğle yemeği zamanında sırf duymam için bir gün öğle yemeğinde havyar yediğini anlattığını hatırlıyorum. Bence burada düşünmeniz gereken kişi kendiniz değil çocuğunuz...

    YanıtlaSil