28 Mart 2013 Perşembe

Müberra

İlk ne zaman  yazı yazmaya ihtiyaç duydum ?



Söylenmiş sözlerin ,hükümsüz,çaresiz ,bi çare, zavallı kaldığı ,"o gün"...


O gün, tütün iplerinin  abaküs biçiminde salaçlara asılarak kurutulduğu  bir avluda
tek başıma oynuyordum. Bu avlu tütün sergisi için var..Kurumuş.sararmış tütünler en arkada, yeni dizilmiş henüz yeşil olanlar en önde sergilenirken,arka taraflardan ürküyorum,tarladan kaçan kuzenlerim eski defter yapraklarını yırtıp kurumuş tütünleri sarıp içiyor olabilir..Dedem yakalarsa fena döver...
O gün avluda kaçak hiç kimse yok,herkes tarlada tütün kırmakta...
Yarın bayram diye herkesi tarlaya götürdü ,dedem.Misafir olan annemi,hasta kızını evde yanlız bırakmak istemeyen yengemi de..Yarın bayram,bugün olgunlaşmış tüm tütünler kırılmalı yoksa güneşin altında yanar ve kalitesiz,eksperin beğenmeyeceği bir tütün olur. O gün tarlada ki tütün ,  hasta Müberra ile beni annesiz bıraktı.
Amcamın kızı Müberra hep hasta,hastalığı olağan karşılanıyor hiç kimsenin merhamet duygusunu uyandıramıyor...Müberra bu güz  okula başlayacaktı bense okuma yazmayı zorla sökebilmiş ikinci sınıfa geçebilmiştim.Avluda oynamaktan sıkılınca,inim inim inleyen Müberra'ya anne olmak istedim.
Bal rengi saçları uçlarına doğru kızıllaşmış,don lastiği ile  günler öncesinden tepesinden bağlanmış,zayıf ve hastalıklı vücudu bebek beşiğine sığmış,yüzünde terden yapışmış saçları,çapaklanmış gözlerinin içine,sümüklü burnuna  hücum eden kara sinekleri beni şefkatli anne olmak alıkoyamadı...Beşiği bir ileri bir geri salladım,içimden ninni söylemek geçmedi.Belki açtır.Bakır bir tasa su ile şeker koydum,metal bir kaşıkla karıştıra karıştıra ağzına akıttım...Müberra gözlerini açtı,bal renkli gözleri öyle bir açıldı ki,şifası, şekerli su da gizliymiş gibi...Saçlarını lastikten ayırmaya çalışırken hiç inlemedi,ince dişli kemik bir tarakla ,keçeleşmiş yerlerine su döküp taradım.Sırtıma alıp avluya çıkarttım.Tütünlerin arasında dolaştırdım.Halbu ki tütünlerin arasında dolaşmak yasaktı.Yasak olanı yapmak kalbimi hızlı hızlı attırıyor,soluğumu kesiyor,garip bir zevk alıyorum ,Müberra'nın da bu zevki tatmasını istiyorum.Sergide ki tütünler arasında koştukça sararmış tütünler
ufalanıp yere akıyor...Müberra azıcıkta olsa gülüyor...Çaya giden yolda kadınlar görüyorum,çamaşır yıkayacaklar...
Müberra'yı sırtımdan indirmeden çamaşır yıkamaya giden kadınların arkasına katılıyorum.Çay incecik akıyor.
 Taşların üzerine kirlilerini koyup,tokmaklarını,su kabaklarını sabunlarını çıkarmaya başlayan kadınların yanından ayrılmaktan korkarak ayaklarımızı  çaya sokuyoruz.Suları avuçlayarak Müberra'nın yüzünü yıkıyorum.
Çayın serin suyu onu daha çok güldürmüştü.
Çayın kenarında şarkılı türkülü çamaşırlar tokmaklanıyor.Su kabakları çaya daldırılıp sabun köpükleri havada uçuşuyor...Müberra'yı daha çok güldürmeliyim.Şefkatli anne olabilmek için.
İri taşları eteğime topladım ,çayın küçük bir bölümünü bu iri taşlarla çevirdim.Cılız cılız akan çay çevirdiğim bölümü doldurdu,havuz yaptı.Müberra'yı havuzuma soktum,yanına ben de sığıverdim.Sabun köpüklerini avuçladık,
kurbağa yavrularına tokmak vurduk,su kabağından başımıza çayın sularını döktük...Küçük havuzumuzda çok güldük...Kadınlar çamaşırlarını yıkamış sepetlerini sırtlayıp giderken ,Müberra'nın bal gözlerinde anne şefkatimin yansımasını gördüm...Çok mutlu olmuştu...

Bayramın ikinci günü annemin köyüne gidiyoruz.Anneannem pencereyi açıyor,okunan selanın kimin için verildiğini rahatça duymak istiyor.
.... kızı Müberra hakkın rahmetine kavuşmuştur , pencereden içeri giriyor,yasaklı bir şey yapmışım gibi soluğumu kesiyor...

Hiç kimse Müberra'nın ardından ağlamıyor.Kurtuldu'yu o kadar çok duyuyorum ki ..Kurtulmak ne demek anlamaya çalışıyorum..Müberra'nın peşinde bir kurt var,acımasız bir kurt,hep  kovalıyor ,yakalarsa onu yiyecek ama Müberra acımasız kurttan "kurtuluyor."..Müberra'nın gizli bir üvey annesi var hiç kimseye görünmüyor,Müberra'yı avluda oynatmıyor,yemek vermiyor,hep kızıyor Müberra bu yüzden hep ağlıyor
ama Müberra bu gizli üvey anneden "kurtuluyor"...Kurtulmak güzel bir şey ,aranılan bir şey ,ekmek gibi  öpülüp başa konulacak bir nimet gibi, Müberra için...Müberra için ölmek güzel bir şey...

Bundan sonrasını yavaş yavaş yazmak istiyorum...çünkü ilk kez dokuz yaşımda iken ,Müberra'nın ardından
elime kalemi aldım...Niye yazmaya ihtiyaç duydum uzun uzun yazmak istiyorum...Yazmanın benim için ne ifade ettiğini ,yazmanın önemini,yazmanın niye beni içine çektiğini,kör kuyulara düşerken neden hep bir ışık
gördüğümü Müberra'nın ardından anladım...Geçen köy gezimde boyum kadar uzamış ot ve dikenler arasında
Müberra'nın eskimiş yer yer dökülmüş tahta mezar başını görünce ,çayda ıslanmış  saçlarının lülesi açılmış yüzüne yapışmış bal rengi gözlerinin içinin gülerek bana baktığı "o günü"hatırladım...


9 yorum:

  1. Ne uzak ve hem ne yakın anlattıkların Ayşe..

    YanıtlaSil
  2. 2,5 ay sonra inşallah bir kızım olacak Ayşe, biliyor musun.. Onun içimde yaşam bulduğunu öğrendiğim andan beri şunu düşünüyorum; tüm dikenleriyle yaşam mı, dikenlere basmamak ve içimizin acımaması adına yaşamı hiç tatmamış olmak mı..? Yaşam tüm adaletsizliklerine (ki bunun en başında zamansız kaybedilen anne gelir bana göre) rağmen her ayrıntısı, her saniyesine dokunarak yaşanmalı sanki.. Keşke Müberra'da yaşasaymış, az ağlayıp daha çok gülebilseymiş :/

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Ayşe...
    Mübarra'yı en son sen mutlu etmişsin...
    bilmem, belki de ilk...
    Yazmaya Müberra ile başlamışsın...
    Acaba ben yazmaya ne ile başlamıştım?
    Seni okuyunca bunu düşündüm ama cevabını bulamadım...
    Müberra şimdi cennet bahçelerinde.
    Saçlarını huriler tarıyordur.
    Ve eminim yine bal rengi gözlerinin içi gülüyordur...
    Selam ve Sevgilerimle Ayşeciğim ♥♡♥

    YanıtlaSil
  4. Son dönem de okumaktan en keyif aldığım "yazar"sınız.Orhan Kemal öyküleri okur gibi bir tat bırakıyor yazılarınız.
    Yazılarınızın çok daha büyük kitlelere ulaşabilmesi dileğiyle...

    YanıtlaSil
  5. Hayatta en çok üzüldüğüm kimseler anne şefkatinden uzak olanlar. Müberra için de çok üzüldüm tabi ama sonra onun cennette benim de burda olduğumu düşününce kendim için üzüldüm:)
    Ne kadar dolu ve ilginç bir çocukluk geçirmişsin Ayşe. Sen anlatınca mı ilginç geliyor yoksa hakikaten mi garip çıkamıyorum:)
    Ama iyiki başlamışsın yazmaya...
    IŞIL

    YanıtlaSil
  6. bu yazıları kitaptan okumanın zamanı gelmedi mi :)

    YanıtlaSil
  7. ne kadar çok şey yaşamışsın ayşecim. ne kadar dokunaklı ne kadar içli... ve tüm bunları ne kadar güzel anlatıyorsun, herkes gibi ben de bir romanın sayfalarında kayboluyorum burada... özel zaman ayarlıyorum seni öyle iki arada bir derede okumayı sevmiyorum. sindirerek rahat huzurlu zamanlarımda biriktirip okuyorum :)

    YanıtlaSil
  8. Allah rahmet eylesin kücük Müberra`ya,cok etkilendim yine...

    YanıtlaSil
  9. Çok etkileyici bugun ikinci defa gözlerim doldu agladım

    YanıtlaSil