13 Şubat 2013 Çarşamba

Zafer

Üç tekerlekli bisiklete binebildiğime ve annemin her sözünü önemsediğime göre Bin dokuzyüz seksenbeş te
hala çocukmuşum.Bahçesinde mis kokulu kayısı ağaçları olan Malatya daki ilkokulumdan ,  Ankara'nın her yeri taşlı Demetevler ilkokulu'na nakilliyim.Demetevler ,her yeri taş...Apartmanlar 8 ve 10 katlı,cadde boyunca sıkış sıkış...Bahçesi ve ağacı olmayan bu koca apatmanların birinde, 8.kattayız ...
Kömürümüzü,odunumuzu 8.katımıza çıkaran hamala ayran çalkalayıp içiriyoruz...  8 kat inip çıkmak
hiç yorgunluk vermediğine göre çocukluğum konusunda eminim.. Yeni okulumda,
 71 kişilik sınıfımda , duvar kenarında, en arkadan bir ön sırada ,Tülay ile Mehtap arasında oturuyorum.Ortada oturmak çok bunaltıyor ama ses çıkarmıyorum ,Tülay ile Mehtap şişko ,ben yabancıyım..
Öğretmen masasından kalkmayınca,yüzünü göremiyorum.Çok arkalardayım.Üç öğünlü okulumda,sabahçı,öğlenci,ikindiciler icin 3 er ders konulmuş...Üç derste de masadan kalmayan öğretmenimin yüzünü görmeden eve geldiğim oluyor..Arkam da Sümüklü Nusret ,önümde Zafer oturuyor.Derslerime akıl veremememin nedeni Sümüklü Nusret'ti!Hep sümüğü ile oynayan Nusret, sümüklü parmağı ile
arkamdan, omzuma dokunup silgi,kalemtraş isteyebileceği düşüncesi ile aklımı derse veremiyordum.!..
Sıkışıklıktan,kalabalıktan,uğultudan,öğretmeni görememekten içim bunalıyor.
Malatya daki okulumun önünden dere geçerdi,çok yağmur yağdığı günler dere ,çer çöp ile dolar bir yığın halinde
akar, derenin suyu görünmezdi,Ankara'nın okulunda yığınıyla akan derede gibiyim.Sıkış tepiş hızla bir yere
gidiyorum ama hiç bir şeyin farkında değilim...
Farkında olduğum tek şey Zafer .Arka sırasında  oturuyordum.Kalemtraş,silgi istediğinde yüzünü görüyorum.
Siyah saçları,renkli gözleri hep gülümseyen yüzü vardı,Tülay ve Mehtap kadar şişko değil,tombuldu.
Hemen,otomatik kalemkutumun silgi düğmesine yada kalemtraş düğmesine basıp istediğini veriyorum.
Bir daha ne zaman silgiye yada kalemtraşa ihtiyacı olur,arkasını döner diye beklemeye başlıyorum...Zil sesini duyana kadar bıkmadan beklerim ,Zafer'in yüzünü bir kere daha görebilecek miyim diye...Teneffüs..
Tenefüsler yakalamaca oynamak ve koşmak için...Kaçsam, beni yakalamaya gönüllü olan çıkar mıydı?
Koşsam,arkamdan gelen olur muydu? Yabancıyım...Tenefüsler taş...Kayısı ağaçalarının kokusu çok uzak
Ankara teneffüslerinde...

Öğretmenin bir oğlu var ,başka bir okulda okuyor.Bizim sınıftan iki kişi öğretmenin oğlunu ,babasının sınıfına getirmekle görevlendiriliyor...
Hergün dua ediyorum öğretmenin oğlunu almaya Zafer ile ben gideyim diye..
Olur mu?Dünya da böyle mucizevi şeyler olur mu? Duam kabul olur mu?
Tülay ile Mehtap arasında sıkışmış ,sıkıcı bir derste duam kabul oldu...
- Ayşe ile Zafer, bugün bizim oğlanı ikiniz getirin...
-....
-...
Sınıftan Zafer ile yanyana çıkarken ,içimden gelen sesler duyulmamalı ...İçimdeki ses tren düdüğü gibi bağırıyordu...Ne güzeldi  Zafer ile yanyana yürümek,dünyanın en güzel şeyiydi..Okulun karşısında ki pastanenin önünden geçiyoruz.Cebimde pastanede satılanları alacak kadar  param olmasa  da,pastane kokusunu içime içime çekip okul bunaltısını unuturdum...Dünyanın en güzel kokusu ile  birleşivermişti yanyana yürümemiz...Bir kalabalık geliyor yolun başına doğru...Dualarımın kabulü , mucizenin gerçekleştiği
bu muhteşem yolumuzda ki bu kalabalık da neydi? Tef sesleri ile oynayan "ayı "geliyordu...Çingene tef çalıyor
burnundan halkalı ayı sallanıyor.Kalabalık ,oynayan ayıya değil ,arkadan boynunda ipi ile koşan yavru ayıya
bakıyor...Annesinin ardından koşan yavru ayıyı bizde merak ediyoruz...Çingene tefini gelişi güzel hızlı hızlı çarpıyor...Anne ayı bitkin bir yorgunlukla oynuyor ,yavru ayı annesinin bir önünde bir arkasında dolanıyor..
Zafer cebinden para çıkarıp tefin içine atıyor...Parası vardı da niye pastaneden bir şey almadı diye sorgulamadım.Hayat sorgulanamayacak kadar güzeldi şimdi.."Şimdi " kaçırılmamalıydı...Çingenin kaçmaması için burnundan halka ile ayıyı  kendine bağlaması gibi  ,"şimdi"yi kendime bağlamalıyım,kaçırmamalıyım...
"Bu an, Zafer ile yanyana yürüdüğümüz bu an " hep oynamaya mahkum ayı gibi oynamalı...Hiç bitmemeli...
Kalabalıktan bir kadın karşımıza çıkıverdi..
Almancı mıydı yoksa sahici Alman mıydı  bilemediğim ama Zaferin babasını tanıdığı kesindi;
-Senin ne işin vaağğ  buğğda babana akşam hesab veğğeceksin....
diye bağırırken bir de tokat attı..
Zafer'in siyah saçlı  başı ,omzuma çarptı...
...
Tef sesleri,oynayan anne ayı,zıplayan yavru ayı ,kalabalık,kalabalık içinden çıkan bir tokat...Pastane kokusunun bile unutturamadığı bir an...
...
Sonrasını hatırlamıyorum...O anı hatırlamasın diye Zafer için çok dua ettim...

Demetevler ilkokulundan mezun olurken ,kilitli hatıra defterimin ilk sayfalarını Şişko Tülay ile Şişko Mehtap
büyük bir iştahla dolduruyorlar,sonda kalmış yaprakların birine
 Zafer şunları yazıyor;
" ...O gün omzunu acıttığım için özür dilerim." Dualarım kabul olmamış Zafer o anı hiç unutmamış..

( Dünya her şeyiyle çok büyük geldiği zamanlar,aklıma çocukluğum geliyor..küçük çocukluğum...o zaman dünya küçülüyor ,istediğim yere girebilecek kadar...Ankara daki sömestir tatilinden öyle acele dönmüşüz ki
fotoğraf makinamı unutmuşum.Anahtarlı hatıra defterimi , Zafer'in yazısını gösteremedim...)





26 yorum:

  1. Hafızanın bu kadar berrak oluşu sana bir lütuftur herhalde Ayşecim. Tıpkı bir sözle etkilemen, derin derin düşüncelere sevketmen gibi. Bil ki güzellikler de var bu hayatta diye yazıyordu bir yerde. Yazının sonuna takılmayacağım bu kez, güzel olanı göreceğim, "şimdi"yi göreceğim, anlattığın şimdiyi. Güzellikler de var hayatta işte, o günü unutmaman güzel olmuş aslında bak, içindeki güzel anları görebildik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim;"şimdi"yi yaşayamayacak kadar görünmez
      iplerle bağlanmışım...Anne ayının burnundan halka ile bağlanması gibi,en acıyan bir yerimden bağlanmışım,her şeye acı hissederek bakabiliyorum..Güzeli göremiyorum..

      Sil
  2. Malataya'daki ilkokulun adi neydi,hatirliyor musun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Browian;Malatya merkezinde ki "Atatürkilkokulu"...

      Sil
  3. Senin Zafer gibi benimde bir Hacı Hasanım vardı tam önemde oturan ve benim ders yerine onu gözetlediğim:) Çocukluk anıları çok güzel sende çok güzel anlatmışsın her zamanki gibi.
    IŞIL

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Işıl;bir an da olsa mutlu oldun değil mi "hacı hasan"ı anımsayarak...yetmez mi...her şey için teşekkür ederim..

      Sil
  4. yazıların cok dokunaklı kendimden parçalar akıp gidiyor gibi..
    kalabalıklarda kaybolma hissi ..aniden mutlu olmak ..ilkokuldayken ögretmenimiz sınıfta boyca uzun metin denilen arkadaşımıza pide aldırırdı .Canım çok çekerdi.Ben de onun kokusu ile resmen yanar tutuşurdum.Hiç alamadım.Bana bunu hatırlattın
    yazıp sundukların için teşekkürler..Lale

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Lale,teşekkür ederim...ilkokulum öğrenim açısından çok zayıftı,orta halli ve altı ailelerin çocuklarını hiç önemsemiyordu o zamanlar büyükşehir...ama çocuk iken bnların ne önemi var değil mi...pide kokusu.. şimdi benimde içim çekti..
      bir de kokular insanı bir anda 20 yıl,13yıl,36 yıl öncesine götürebiliyor...hangi teknoloji bunu yapabilir?

      Sil
  5. Sevgili Ayşeciğim, yazın beni öyle derin sulara soktu ki...henüz çıkamadım. Benim de senin Zafer gibi bir Aziz'im vardı... Onu hatırladım. Ben de unutmamışım, anladım...
    Çok ama çok güzel bir yazı, şahsen çok teşekkür ederim.
    Selam ve sevgilerimle♥♡♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benbir;ben hep o derin sulardayım..benbir,acaba o derin sular depresyon belirtisi mi?depresyonda mıyım?:)

      Sil
  6. Üniversitenin ilk yılında edebiyat öğretmenim her insanın bir hikayesi vardır demişti. o söz beni nedendir bilmem çok etkilemişti. Oysa klişe bir söz gibi geliyor düşününce. Ama insan yaşadıkça klişe sözler birer birer anlam buluyor. Sanki hayat bu sözlerden ibaret. Senin anılarını okudukça benim anılarım da birer birer canlanıyor içimde. ama ben kaleme dökecek kadar cesur değilim maalesef. Belki birgün yaparım kimbilir...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kartanem,benim gibi evden hiç çıkamayan birinin bile hikayesi olabiliyorsa inan senin romanın,romanların olur...ne güzel demişsin.."hayat sözlerden ibaret"...

      Sil
  7. Ne kadar güzel yaziyorsunuz. Hic cocuk kitabi yazmayi düsündünüzmü? Ellerinize saglik. Almanyadan sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim,kendimi o seviyede görmüyorum,kendimi aslında hiç bir şeye yakıştıramıyorum...ama yine de umut ediyorum,umarım bir gün yazabilirim...sevgilerimle..

      Sil
  8. Offf ne hissettin biliyorum o tokat sahnesinde, benzerini ben de yıllar önce yaşadım, benim yanında durduğum koyu muhabbet ettiğim erkek arkadaşımı,aynı çok güzel anlattığın duygular içerisinde olduğum erkek arkadışımı kaldırımda durmuyor diye adamın biri tokatlamıştı arabasından inip..Adam haksızdı çünkü çok fazla boşluk vardı kaldırımla arabanın geçtiği yolda.O anı hatırlıyorum net başını öne eğişini yine de gözüme bakışını hala içimdedir keşke bir tekme atsaydım o adama diye...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nil;bir tokat,bir koku...insanı nasılda alıp götürüyor
      götürülmek istenen o yere...o yer..hep aklımızda ama kapılarının açılması gerekiyor...(bir daha keşkelere işi bırakmayalım:))

      Sil
  9. Sizin yazilarinizi okumayi cok seviyorum... Bana bir yazari hatirlatiyorsunuz; hangi yazari hatirlatiyor bilemedim ama... Hatirlatma tarzini cok sevdim :) Tesekkurler...

    YanıtlaSil
  10. mustafa kutlu gibi yazilarin,o yuzden bende cok seviyorum.
    okudunmu uzun hikayesini?hemen bir cirpida oku ayse,neler bulcan icinde kimbilir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mustafa Kutlu yu hiç okuyamadım desem...yine senin vesilenle okuyacağım inşallah..bir de şöyle güzel bir şey yazıp ablana yollamak,okumasını yorumlasını rica etmek istiyorum,ama henüz öyle bir şey yazamadım...teşekkür ederim canım hülya..

      Sil
  11. hayranım yazdıklarına, akıcı diline, hiç sonu gelmesin hep okuyayaım dediğim yazdıklarına, uslübuna...vs, söyleyecek çok şey var, söyleyecek hiç bir şey yok şuanda, seninle birlikte bende kendi çoçukluk anılarımı okuyorum sankı, çok güzel , hep yaz emi..Sevgiler Elif

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elif;okuduğunu bilmek ne güzel şeyler kattı içime,bir daha yazmak isteği geldi,daha güzelini yazmak isteği geldi,geldi,geldi... çok teşekkür ederim ..

      Sil
  12. çocukluğumu özlettin şimdi bana:) İzlemeye aldım seni beklerim bende

    YanıtlaSil
  13. mustafa kutulununuzun hikayesini okuyunca ,vay anasini diycen ayse:)

    YanıtlaSil
  14. s.a. yazılarınızı okurken maşallah dedim hafızanız ne kadar güçlü küçük ayrıntıları bile ne güzel hatırlıyorsunuz. ben çocukluğuma dair çok şey hatırlamıyorum. hatırladıklarım da genelde nahoş şeyler. evin ilk çocuğu olmaktan kaynaklanan anne ve babanın acemiliğine denk gelen sıkıntılar.... şimdi bende bir anneyim oğlumla herhangi bir sıkıntı yaşadığımızda bazen farkına varmadan annemin tepkilerini veriyorum sonra dur diyorum kendime ne yapıyorum ben oğlumun güzel hatıralarla beni hatırlamasını istiyorum ama işte bazen olmuyor.. neyse okumaya devam edecem sizi.. belki hafızamın bir köşesine yerleşen güzel hatıralarım vardır benimde..

    YanıtlaSil
  15. Bir kere daha teşekkürler Sevgili Ayşe. Geçmişten gülücükler de çıkıp dizilecektir önüne. Bundan eminim.

    YanıtlaSil