17 Şubat 2013 Pazar

Simitçi Çocuk


Bu vapuru kaçırdım..


Sultanahmet'ten güneş batıyor..

iyi ki kaçırmışım...
Keşke, kaçırdığım her şeyin ardından böyle güzel bakabilsem...
Keşkeler yine başımda uçuşmaya başladı,bu martılar gibi..

İstanbul'da ki sokağımıza bir kedi evi istedim,kedilerin donmaması için...Kendim için de bir şey istesem ne olurdu diye düşünüverdim."İçimi dökebilmek"...
Bazen merhaba diyen bir yüze, içimi dökmeye başladığımı farkediyorum.Çok acınalısı...
Son okuduğum kitabtan bir kaç cümle;
"V... ,can kulağıyla S...yi dinledi.Onun bütün anlattıklarını ,soyu sopuna,çocukluğuna,öğrenmelerine,arayışlarına,sevinçlerine ve sıkıntılarına ilişkin bütün sözlerini kendi içine aktardı.Bu en büyük erdemdi.Dinlemesini onun kadar iyi bilen az kişi çıkardı.Hiçbir şey söylemese bile,konuşan kişi,ağzından çıkan sözlere nasıl suskun,açıkyürekli,bekleyerek ruhunun kapılarını açtığını,konuşulan sözlerden nasıl hiçbirini kaçırmadığını , hiç sabırsızlık göstermediğini,ne övgü,ne yergiye başvurduğunu,yanlızca dinlediğini hissederdi hemen.S...böyle bir dinleyiciye açılmanın , böyle bir dinleyicinin
yüreğine kendi yaşamını,kendi arayışlarını ve çilelerini gömmenin nasıl bir mutluluk olduğunu seziyordu"

Kitabta ki  "V.." gibi bir dinleyiciye içimi dökmek arzusu üzerinden yıllar geçti..


Samsun daki evimizin balkonu denizi görürdü...Ayaklarımı balkonun aralık yerinden sallandırır,sokaktan gelip geçenlere bakınırdım..Dikkatimi çekecek ve hatıralarımda kalacak kadar değerli olan "simitçi  çocuk" vardı...Simitçi çocuk benim yaşımdaydı...altı...Ayaklarımı sallandırarak ,balkonun demir parmaklıklarını yalayarak  simitçi çocuğu beklerdim...Simitçi çocuk, giriş kattaki bir balkonda, onu bekleyen bir kız olduğunu bilirdi. Balkonun altında durur başında ki tepsiyi indirir;"Kıızz simit istiyon mu"...diye seslenirdi.
Utanırım , nasıl bir cevap vereceğim hemen aklıma gelivermez..
-.....
-Kızzzz sana diyom..

-Annem bilir...
-Öyle ise ne duruyon,sor annene...

Samsun'un simidi gibisi yoktur..Samsun'un simidi dünyanın en güzel simididir...Samsun'un simidi ,bu çocuğun tepsisinden,onun elinden alındığı için çok tatlıdır...

Tepsisini başına kor,sokağın yokuşuna doğru kaybolurdu..

Samsun daki evimiz bir köşe başında...Köşe başında bir duvar var...1980 lerin duvarı...Duvara bazen adamlar sıralanıyor,elleri yukarıda...benim dikkatimi çekemiyor..bazen silah sesleri duyuluyor ben duymuyorum."Kurşunlardan korunmak için "diyor annem.Karyola altına sokuyor beni.Koltuk takımının kuş tüyü kırlentleri ile üzerimi örtüyor..Oynuyor muyuz
yoksa korkuyor muyuz anlayamıyorum...Silah seslerini,duvara dizili adamları ,hayalimde canlandırmaya çalışıyorum..
Simitçi çocuk uzun zamandır balkonumun önünden geçmiyor..Oysa ben  aynı balkondayım her gün onu bekliyorum...

Daha önce hiç gitmediğim bir evdeyiz..Annem gibi bir kadının evi..Çoluk çocuk bir köşede oynuyoruz...
Bu yabancı evin annesi hiç durmadan aynı şeyi söylüyor.Çocukların içinden sıyrılıp annemin dizi dibinde bu kadının ne dediğine kulak veriyorum.."Sabah ezanı ile uyandım namazımı kılayım diye ayaklandım,bir baktım Ahmet'im de kalkmış,oğlum yat uyu dedim,sabah simidinin müşterisi çok oluyor anam ben çıkıyorum dedi
babasız Ahmet'ime çıkma dedim,bu sene okula başlayacak Ahmet'ime çıkma dedim,.... çıkma dedim,.....çıkma dedim." Bizim köşede ki duvar,silah sesi,tepsi,simit , her şeyi duyuyorum...Annemin dizinin dibinde binlerce silah sesi duyuyorum,binlerce kurşunla vuruluyorum.Tepsisinden fırlayıp yere saçılan simitler
gibi dağılıyorum...Simitçi Çocuğun adını koyuyorum "Ahmet".Ahmet,başında tepsisi ile sokakta görünüyor.
Köşe başındaki duvara doğru geliyor...Annemin kuş tüyü kırlentleri ...Ahmet balkonumun altında, para yerine kuş tüyü kırlent veriyorum...Ahmet'in annesinin evi, bir köşede yasa geldiklerinden habersiz gülüp oynayan çocuk sesleri...

Bir İstanbul manzarasında içime doğuvereni,çocukluğumdan  hatırlayıverdiğimi anlatmak isterim..İçimi dökmek isterim...



"



11 yorum:

  1. iyi etmissin icini dokmekle,icim acidi benimde dinleyince ama,olsun.yiende iyi ettin.

    YanıtlaSil
  2. Kıraç'ın Ayşem diye bir parçası vardı.. Ayşem, Ayşem, Ayşeeeemmm gül Ayşem gül gül Ayşem.. onu söylediğimi farkettim okumam bittiğinde..

    YanıtlaSil
  3. Yine bir hoş oldum. Sağol be Ayşe. İyi ki varsın.

    YanıtlaSil
  4. ne hayatlar, ne acilar bizi biz yapan... ah kocaman bir offf cekmek geldi icimden...

    YanıtlaSil
  5. Ne kadar üzgün bir hikaye, ne kadar güzel yazmissiniz, sanki bende olayin icindeyim. Ayse hanim bu olay gercek böyle yasandimi? Saygilarim ve sevgilerimle....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşadığım bir olaydı,yaşadığım olayları yazabiliyorum...teşekkür ederim..

      Sil
  6. ben yaşadıklarını böyle öykü tadında, böyle güzel ifade edebilen kimseyi görmedim şu blog dünyasında. inanılmaz... tadı damağımda kalıyor her yazının. herkes herkes okusun istiyorum. izniniz olursa blogda paylaşmak isterim adresinizi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Sırrakalem ;cevabım burada:))
      http://sirrakalem.blogspot.com/2011/11/yagmur-utu-ve-geri-kalan-her-sey.html

      Sil
  7. Yazarken ne hissediyorsun bilmiyorum ama ben okurken birden büyülenip küçük Ayşe oluveriyorum. Acılar büyütür insanı küçücük yaşına rağmen hafızada tutmak bu ayrıntıyı insanı farklı kılar. Yaz sık sık mahrum etme.

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  8. bu yazını da okumak için kafamın dingin sakin olduğum bir zamanı beklemiştim, iyi ki beklemişim. satır aralarındaki duygu kırıntılarını bile kaçırmak istemiyorum çünkü... para yerine kuş tüyü kırlent, çok etkilendim...

    YanıtlaSil
  9. ben ne diyeceğimiz bilemiyorum.. çok çok etkilendim..

    YanıtlaSil