12 Ocak 2013 Cumartesi

Adem


1985’in yaz tatiliydi. Bafra’nın Martıkale Köyü’ne anneannemin yanına yine tek başıma gönderilmiştim. Köy, Kızılırmak kenarındaydı.Yüzlerce çeşit kuşun üzerinde uçtuğunu bildiğim Kızılırmak, tek başına yanına gelen çocukları boğduğu için kızıl renkliydi. Kızılırmak’ın en güzel kuşlarını dedem tüfekle vurmuş içini pamukla doldurup "hayat”ın duvarlarına asmıştı."Hayat" anneannemin iki katlı köy evinin geniş girişine deniliyordu.
Hayatın içinden üst kata çıkan yeşil basamaklar var.Yeşil basamaklardan atlarken beyaz elbisemin eteği şişiyor,anne özlemim, eteğim şiştikçe azalıyor.Annem beyaz elbisemi dikerken çok özenmişti. “Anan düğüne mi yolladı seni, kara kız, köylük yerde beyaz fistan mı giyilir” diye anneannem söyleniyor.

O sene Hayatta bir değişiklik vardı, yeşil basamaklı merdiven altı, perde ile kapatılmış, içine de bir yün döşek sığdırılmıştı.
-"Adem'in yeri" diyor anneannem.

Her yaz başında Bafra'da bir pazar kurulurdu. Adı da "Çocuk Pazarı idi ”.Yaşı  büyük olmayan erkek çocukları, babaları ile bu pazara gelir, en iyi fiyatı veren köylüye bir kaç aylığına ya da seneliğine satılırdı. Yukarı dağlık köylerde yaşayan babalar, bu işi yokluktan yapardı.Belli bir para karşılığı oğlunu satan baba, parayı peşin alıp yabancı eve giden oğluna "artık bu senin baban, onun sözünden sakın çıkma! ne söylerse yap "
diye tembihte bulunurdu.

Anneannem, Sarıkız ve Koca Öküz'üne çobanlık yapması için Adem’i çocuk pazarından seçmiş, babasına parasını fazlasıyla vermişti. Adem’in babası, anneanneme; "Adem’i oğlun bil. Bu yıl 3’ e gidecekti fakat yollayamadık kışın da senin yanında dursun istersen. Hem okuluna gider hem de işini görür" demiş. Oğlunu geri alamayacak kadar yokluk içindeymiş.

 Hayatta döne döne, eteğimi şişerek, Adem’in bir an önce gelmesini bekliyorum. Avlunun tahta kapısı açılıyor ...Sapsarı saçları, elinde ince sopası ile Adem’i  görüyorum.
Ademin boyu benim kadar ...
Hiç konuşmuyor, hep yere bakıyor,  perdeli merdiven altından çıkmıyor..Anneannem Adem’in suskunluğunu onun utanmasına bağlıyor, onu utandırmamak için yemeğini tepsi içinde yatağının üzerine sessizce koyuyor.
 Nefesimi tutup bir köşeye gizlenip  Adem’i izliyorum. Bakır tasların birinde türlü, birinde yoğurt var. Adem’in kaşığı bir yoğurda bir türlüye giderken gözleri hep aynı noktaya bakıyor.

Sabah henüz ben uyanmamış iken Adem hayvanları otlatmaya götürüyor. .Anneannem  gün akşama dönerken gelir diyor....Günün akşama dönmesini bekliyorum...
İkindi vaktini akşama  yakın olduğu için çok seviyorum..Bütün gün plastik topumu avluda sektiriyorum, avludan sıkılınca Hayata geçiyorum ,sinek avlıyorum ,avladığım sinekleri sıraya dizip sayıyorum,duvarda asılı kuşları gizli gizli okşuyorum,en çok da yeşil başlı kuşu.

Bazen kendi kendine konuşarak iş yapan annannemi izliyorum.Onun süt kaynatıp yoğurt çalıp ayran çalkalayarak tereyağ çıkartırken hep burnunun ucuna doğru terlediğini, terinin damlayarak yaptığı işin içine aktığını,  yaşmağı ile burnunun ucunu silişini izlerken Adem’i çok özlediğimi fark ediyorum . Ahşap oymalı çek yat üzerinde
dışarı bakıp günün  ne zaman akşama döneceğini kestirmeye çalışıyorum.

Köy çok sessizdi...
Bafra’nın tüm köylerinde tütün yapılır, sabahın karanlığından akşamın geç vakitlerine kadar köyün çocukları anne ve babaları ile tarlada çalışırdı bu yüzden köy sessizdi. Ama Adem’in sessizliğini anlayamıyordum.

Adem gibi benim de annem babam uzakta idi...Köye geldiğim ilk gece, korkunç rüya bir görmüştüm.Rüyamda annem ile babam
beni almaya gelirken kaza geçirmişler. Her yer kana bulanmıştı.Ağlayarak uyandığımda  bakır yüzüklü eliyle anneannem saçlarımı okşamış, rüyamın kan gördüğüm için bozulduğunu söylemişti. Ertesi gün de köyün kahvehanesinden babamın iş yerine telefon açmıştık. Anneannemin rüyamı önemsemesi  çok gururlandırmıştı beni...

Bir bilse Adem, annemi babamı nasıl özlediğimi, kafasını yerden kaldırıp beni görse ...
 Köy ekmeğini her ısırışımda içimin parçalanır gibi olduğunu bir bilse ..Oysa evimde çarşı ekmeği yerdim hep. Çarşı ekmeği, beyaz ve yumuşacık....köy ekmeği ise esmer ve sert, yutması ne zor...çarşı ekmeğini özlediğim gibi özlerdim annemle babamı...

Bir akşam, Adem’in önüne plastik topumu attım.
Adem, yılandan korkar gibi toptan kaçtı, perdeli bölmesine çekilip uyudu..Oysa ben hep Adem’in yanında olmak istiyordum. Kafasını kaldırsın, benimle konuşsun, top oynayalım istiyordum..Bir keresinde anneanneme, Adem ile hayvan otlatmaya
gidebilir miyim diye sordum.Anneannem bakır yüzüklü elini yumruk yapıp kafamı dürtükleyip ;"senin kara kuru kafanın içinde akıl yok olmuş" dediğinde  istediğimin iyi bir şey olmadığını  anladım , bir de bakır yüzüğünün  artık ürküntü verdiğini...

Bir gece rüyamda Adem ile hayvan otlatmaya gidiyormuşum.Adem’in elinde ince sopa benim elimde plastik top.Topum bir an elimden fırlamış ve koca koca dağların
ardına doğru uçmaya başlamış.Adem ile başımız gökte topun nereye düşeceğini kestirmeye çalışarak koşmaya başlamışız ,koşmuşuz koşmuşuz dağlar tepeler aşmız bir evin önünde topumuz durmuş.Adem evi tanıyıvermiş;
"benim evim bu; annem  kardeşlerim" diyerek  gülmüş.Ademin gözleri gözlerime bakmış beyaz elbisemin eteği şişmiş ikimizi gökyüzüne uçurmuş...
Sabah uyandığım da rüyamı bir an önce anneanneme anlatmak için sabırsız ve telaşlıydım.
 Anneannem ise ahırdan çıkardığı, ak alınlı atı arabaya koşuyordu.Rüyamı ona anlattığımda  Adem ile çobanlık yapmama izin verecekti...
Anneannem, yeşil basamaklı merdiven altındaki  perdeyi hışımla açtı ve demir karyola üzerindeki döşeği sırtlanıp arabaya attı.Hiç konuşmadan anneannemi izlemem gerektiğini anladım. At arabasındaki döşeğin yanına oturup, onun atı nereye süreceğini beklemeye başladım. Kızılırmak kenarında durduk, üzerimizde yüzlerce kuş uçuyor hepsi canlı hepsinin kanat sesini duyuyorum.

.Anneannem Adem’in döşeğini yardı.Döşeğin içinden  siyah, kızıl, beyaz renkli yünler çıktı.Yünleri tokmak vura vura yıkamaya başlayan anneannem;."zavallı çocuk, her gece yatağına işermiş,suç babasında, her gece yatağına işeyen çocuğu kimin evine
sığdırmaya çalışırsın, yarından tezi yok haber göndermeli alsın çocuğunu"...



Kızılırmak’ın rengi kızıl değilmiş, yalnız gezen hiç bir çocuğu boğmamış.Yalan söylemişler.Yavaş yavaş akan ırmak, Adem’in döşeğinden kızıl, kara ve beyaz renkli yünlerinden parçalar çalıyor, bir taşın etrafında biriktiriyor,kurbağalar yün parçalarından ürküyor başka taşa doğru zıplıyor yeşil başlı turuncu göğüslü kuşlar yün parçalarını merak ediyor yanı başımıza doğru kanatlanıyor ,tokmakla dövülmekten kurtulmuş bazı yün parçaları hızla uzaklaşıyor
ırmağın göremediğim bir yerine doğru kayboluyordu.İçim bulanıyor  esmer köy ekmeği gibi bir şey boğazıma saplanıyor, yutkunamıyorum...


90'lı yılların sonunda Bafra da ki Çocuk Pazarı televizyonlara çıktı.Çok kınandı .Yasaklandı.
Adem'i yıllar sonra başka bir köyde gördüm.Yine çobanlık yapıyordu.Hayvanlarını önüne katmış giderken o da beni gördü.Yüzünde mahçup bir gülümseme vardı...



62 yorum:

  1. bu yazini oyle cok begendim ki,mutlaka bir dergiye gondermen konusunda sana israr ediyorum ayse!benim ablamindan koyden boyle cok anilari var,onun yazilarinida sana yollayim mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hülya;bu yazıyı dolu dolu 3 günde yazdım...çok uğraştım...Çok istiyorum yayınlanmasını...Ablanın yazılarını zevkle okurum...teşviğin için teşekkür ederim...

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Deli anne;en büyük isteğime sen vesile oldun...
      nasıl teşekkür edilebilir ki...Senin vesilenle bu ilk hikayemi yazdım...nasıl bunu unutabilirim ki...

      Sil
  3. Mükemmeldi. Soluk almadan okudum. Bir amatörün kaleminden çıktığını hiç düşünmedim. Çünkü çok profesyonelce yazılmış. Kutlarım sizi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Gülsüm;çok teşekkür ederim,yazdığım hikayeleri
      buraya koymak istiyorum umarım yine okursunuz...

      Sil
  4. Ben yukarıda Hülya'nın bahsettiği ablasıyım, bana yllamıştı bir solukta okudum benim köy anılarımdan izlere rastladığım bir yazı elinize sağlık mutlaka yaınlatın benim yazılarım zaman zaman edebiyat dergilerinde yayınlanıyor ama ilk yayınlanan yazım böyle bir köy anıma ait yazmaktan vageçmeyin. tebrik ediyorum.

    YanıtlaSil
  5. Yazdığım yorum ucup gitti sanırım yenıden toparlayayım. Yukarıda hülya'nın bahsettığı ablası benım benım de zman zaman yazılarım yayınlanıyor dergılerde ama ılk yayınlanan yazım boyle bır koy anıma aıt sendeyayınlatmalısın mutlaka bunu yazmaktan sakın vazgecme. Edip Cansever ne güzel söyemış "gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk hiç bir yere gitmiyor"

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için ,sizi tanıdığım için çok sevindim..
      Yazılarınızı okumayı isterdim..
      aysekoza@gmail.com iletebilirsiniz e mealinizi
      tekrar teşekür ederim..

      Sil
  6. Yok artık! Dün geceden beri tevafuklar silsilesi kovalıyor beni. Dün gece bir foto bir söz aklıma düştü: söz edip canseverin bu sözüydü taslaklarımda tuttum ama başka biriey eklemek içimden gelmiyordu öyle tam ki bu söz. Şimdi burada okudum. Ayşem uzun zamandır aklımda birleyler var lakin yazamıyorum.

    YanıtlaSil
  7. Söylenecek sözlerim var, hikâyenin sonunda boğazımda düğümlendi hepsi. Adem'in sustuğu kadar susabilir miyim acaba?
    Adem'in her gece ıslattığı yatağına yeniden yatma zorundalığı, bir çocuk kalbinin bunca sessizliği... İnsanların zorundalıkları, çocuklarını satmaları, kiralamaları...
    İçime bir yumru oturdu Ayşe.

    YanıtlaSil
  8. nasıl güzel bir öykü bu...okuyanı sonuna kadar sürükleyerek götürüyor... evin hayat'ını,şişen eteğini, ademin mahzunluğunu ve kızılırmağın akışını gözümün önünde film gibi seyrettim...bi de bana kitap çıkar diyosun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Nihaventrenkler;
      "hayat" "eteğimi döne döne şişirek annemi unutmaya çalışma" benimde hatırlamaktan ,hatırlayıp yazmaktan en çok zevk aldığım bölümdü...Kitap çıkarma işi ise sana yakışıyor...bundan kesinlikle eminim...yazmalısın..

      Sil
  9. ben de bir bafralı olarak çok duygulandım.çoçukluğumun geçitği yerleri köyleri kızıl ırmağı yoksulluğu o kadar güzel anlatmışsınız emeğinize kaleminize sağlık.gözlerim dolu dolu okudum ....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Tülay;
      Ben bafranın, "gölün içinde minaresi olan" köyündenim...
      Bağazkaya köyü...hatta 15 tatilde oraya gideceğim...sen neresindensin?

      Sil
  10. BU KADAR BASİT BİR DİLLE VE CÜMLELERLE BÖYLESİ GÜZEL BİR HİKAYE...
    SUSKUNLAŞTIRDIN BENİ.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Ayşegül,bu benim ilk deneyimimdi hikaye yazmak konusunda ;yazar yazmaz bloğa koydum üzerinde düşünmeden akıcılığını,yanlışını eğrisini gözetmeden
      ama en büyük isteğim bu konuda nasıl kendimi geliştirebilirim?

      Sil
  11. Bende çok beğendim yazınızı, işyerindeyim şu an evde olsam doya doya tekrar okur ve hüngür hüngür ağlardım. Çok güzel yazıyorsunuz elinize sağlık ve hep yazın lütfen:)
    IŞIL

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim ışıl,okuduğun ve beğendiğin için...

      Sil
  12. hem ekranda hem de elime ulaşanla okudum yadıklarını....inan ki insan elinin değdiği şeyler ekrandan daha da sıcacık oluyormuş...hikaye köyde anısı olanlara daha da dokunuyor anlaşılan...benim içimdeki tellere de dokundu,ben de yazları köyde halamın yanında kalırdım,bi ismail vardı bizim köyde de...onun hikayesi komik ama...yazarım bir ara...çok sevgiler...çok teşekkürler yazdıkların ve kitap için...inan dün elime aldığımda öyle sevindim ki pırpır uçuverecektim...uzun yıllardan beri elime aldığım ilk mektuptu bu.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Pinus;postaneye gittiğim gün bardaktan boşalır gibibir yağmur yağıyordu.Üşenmedim şemsiyemi alıp çıktım
      tam postane arasında daracık bir kaldırımda hızla gelen bir araba yoldaki çamurlu suyu şelale gibi üzerime fışkırttı.ağzım açıkmış ki ağzımın içine bile çamurlu
      su doldu...çantamın içndeki mektup ıslandı diye üzülmüştüm...

      Sil
  13. Çok etkilendim, çok güzel ifadelerle yazmışsınız. Yutkunamadım bir ara...Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benden sevgiler Nil;yorumun için teşekkür ederim..

      Sil
  14. çok güzeldi gerçekten profesyonelce tebriklerrr..aysll

    YanıtlaSil
  15. Çok güzel bütün yazılarını bir çırpıda okudum,biraz kendimi buldum..

    YanıtlaSil
  16. Çokgüzel di.Benide alıp daha yedi yaşındayken annem ve babam olmadan geçirdigim yaz tatiline götürdü....yazıların devamını bekliyorum..Okuyan herkesin bir parçasının oldugunu düşündürdü..saolasınn...
    lale

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çok sağol lale...beğendiğin için yeni yazılarımı beklediğin için..

      Sil
  17. ben bunun öykü olduğunu bilmeden, sizin çocukluğunuzu anlattınız öykü tadında bir anı gibi okudum. şayet öyküyse başarılı; anıysa...
    lütfen yazmaya devam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Bilgen;benim çocukluğum yazdığım..yazmayı çok istiyorum bir de sizin okuyacağınızı bilmek daha mutluluk veriyor..

      Sil
  18. yazdığınız anıysada öyküsede herneyse elinize sağlık lütfen devam edin yazın bizlerde okuyalım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok sağol...inşallah yazabilirim ,çok istiyorum...

      Sil
  19. Yaziniz o kadar tanidik bir duyguyu hatirlatti ki bana gozlerim doldu annemle bu sene koye gidigimizde o da tam 33-34 sene once yanlarinda calismis cocukla karsilasti tabi koca adam olmus coluk cocuga karismis annemi bir goruste tanidi annemde ona cok acirmis o zamanar belkide annemde kendini bulurdu onda daha 16 sinda evlenmis ve ustelik butun evin yuku omuzlarina birakilmis bi kadin beni aglattiniz yaaa

    YanıtlaSil
  20. sizi ilk 500t de okumuştum sonra adınızı unuttum.deli anne sizi işaret edince ben biliyorum dedim.bütün bloğu baştan aşağı okudum.gözlemler ve duygular çok gerçekçi selamlar.. sevinç

    YanıtlaSil
  21. Muzaffer İzgü'nün 'Zıkkımın Kökü'adlı kendi çocukluğunu anlattığı romanına benzettim.Tıpkı o romanı okurken aldığım zevki aldım yazından ancak tadı damağımda kaldı hep yaz olur mu ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Yasemin;Yunus'a ,İzgü'nün Eşeğin türküsü'nü aldım bir tek..Yazdığın kitabı da alacağım inşallah..
      çok teşekkür ederim...

      Sil
    2. Sevgili Ayşe bahsettiğim romanı önce sen oku olur mu çünkü bazı bölümler tatlı meleğin Yunus'a göre değil.Çocukluğundan delikanlılık çağına kadar olan bölüm anlatılmış...

      Sil
    3. Uyarın için teşekkürler Yasemin.Hem benim hem yunus için önereceğin kitap varsa çok sevinirim...
      sevgilerle..

      Sil
    4. Oğlum henüz 3 yaşına girdi.Şimdilik,beraber,kocaman resimli kısa masalların olduğu kitapların başında vakit geçiriyoruz.Ancak buradan http://www.kipitap.com/ ileride ki günler için kitap araştırması yapıyorum.Şimdiden heyecanlıyım beraber okuyabileceğimiz yada benim okuyup onun dinleyebileceği öyle güzel seriler ve hikayeler var ki..

      Sil
  22. Delianne nin blogundan geliyorum dedigi kadar varmis bir solukta okudum hikaye mi hayal gucumu yoksa cocuklugunuzun bir anisi mi bilemedim yanii okurken gercek ve hayali karistirdim ve ne hikmetse dedemin adanadaki evi gldi gozumun onune anlatilanlar orda resim oldu zihnimde onunda oyle avlusu var hayat gibi ve merdiven alti ademi eksik .. Guzel gercekten yolunuz acik olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Delianne sayesinde bende sizleri tanıdım.
      Adem adı ile canı ile gerçek hala köylerde çobanlık yapıyor..teşekkür ederim...

      Sil
  23. okudum..doymadim bir daha okudum..basi olsun gerideki sayfalari da okuyayim, ilerki sayfalara atliyim istedim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim...çok teşekkür ederim..

      Sil
  24. üstelik cok önceden beri takipte oldugum halde..neden, nasil bu güzel yazilari okuyamamisim ben diye cok hayiflandim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Ne biçim abla "yorumunuzun cevabında yazdığım gibi ben sizi severek okuyorum...çok önceden beri..
      sevgiler..

      Sil
  25. Gercekten cokguzel bir yazi yalin icten yazmaya devam etmelisiniz

    YanıtlaSil
  26. Okurken gerçek mi, hayal mi karıştı kafamda ama öyle güzel ki...Kitap olmalı bu hikayeler. eline sağlık...

    YanıtlaSil
  27. Çok güzel, bir solukta okudum,9 yıldır eşimin Bafralı olması sebebiyle Bafrayı ve köylerini öğrendim sevdim her yılda gittiğimizde, mutlu mesud dönüyorum memleketimizden :) o yüzden bu yaşanmışlığı daha çok severek okudum.İzninizle çıktısını alıp akşamda oğluma ve eşime okumak istiyorum.. Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nehirce o zaman bizim köyü mutlak tanırsın hatta gelmişsindir...kocaman gölün içinde camisi kaybolmuş bir minaresi sular üzerinde kalmış o köy...adı tosköy yada bağazkaya diye anılır...çıktısı alınıp okunacak yazı henüz değil yazdıklarım ama çok istiyorum bir gün o güzel yazıyı hikayeyi yazacağım...inşallah...
      ben teşkkür ederim eşine ve oğluna okuyacağın için..

      Sil
  28. Eveett biliyorumm Boğazkaya yı , bir sürü fotoğrafım var o minarenin önünde o güzel köyün gölgesinde :)) Her yıl alabalık tesislerine gideriz o güzel minarenin önünde durup fotoğraf çekiniriz :))Hatta bloğumda da paylaşmışımdır. Annem ve babamda Samsunlu olunca bir de üstüne eşim, ayrı oldu gönlümde Samsun Bafra... Ve sizin bloğunuz :)))

    YanıtlaSil
  29. Alabalık tesisinin yanında ki şeftali ağaçları olan bahçeli ev bizim ki işte...göl kenarında ...hani köyün ilkokulu var üstte..
    ilkokulun altında balıkçı..ben inşallah bu yarıyıl da oraya gidiyorum hem de birazdan...bloğuma bakarsan evi ve bahçeyi çektiğim fotoğraflar var...ne güzel...ne zaman gelirsen bize de uğra...çok sevinirim..bu arada bloğunda yorum kısmını göremedim

    YanıtlaSil
  30. gozlerim doldu, cok etkilendim... ah Adem gibi niceleri... Hikayen bir animi animsatti bana, yazmaya calisacagim...

    YanıtlaSil
  31. Çok güzel.. Dağlarda kırlarda yaşamayı hayal edip de betonarme binalar arasına sıkışıp kalmış, yaşanamamış çocukluğumu özledim..

    YanıtlaSil
  32. Nasıl güzel bir hikaye ediştir bu, nasıl bir heyecan ve hüzünle okudum...

    YanıtlaSil
  33. Güzel... Çok güzel... Çok çok güzel... Okurken içinde kayboldum hikayenin. Çıkamadım, çıkmak istemedim... Ne güzel bir anlatış, ne derin bir hissiyat..Tebrik ediyorum. Deli annenin delisiyim, onu okurken sizi tesadüfen buldum. bundan sonra da bırakmaya hiç niyetim yok. Siz yazın ben hep okuyayım...

    YanıtlaSil
  34. Ceren'İn blogundan buralara geldim. Biraz kurcaladım. İlk arı mayalı silgili yazıyı okudum. Ve bu hikayeyi. Vuruldum. Kesinlikle yayımlanmalı. Değme edebiyatçılar gibi yazmışsınız. Zaten herkes aynı fikirde. Bunca zamandır yazar olma hevesimden utandım. Çok başarılı.

    YanıtlaSil
  35. Çok güzel bir anlatım. Başka hikayeleriniz var mı? Yazsanıza :)

    YanıtlaSil
  36. Bayildim size.tum blogu okuyabilirim

    YanıtlaSil
  37. Hikayenin başïnda sevine sevine okudum Heidi ve Peter arkadaşlığı gibi. Canım ülkemin gerçekleri hikaye olmuş. Ne güzel yazmışsın yine.

    YanıtlaSil