19 Aralık 2012 Çarşamba

Anne olamayanlar treni

Sokağımızın altında kocaman bir lunapark var.Ailecek , lunaparktan sebebini hiç konuşmadığımız bir ürküntü
duyarız. Yunus atlıkarınca,çarpışan arabaya hiç heves etmemişti.Bazı zamanlar lunaparkın önünden bile geçmek istemez  çığlık atan insan seslerinin içinden değil uzak sapa yollardan evimize gelmeyi tercih ederdi...Uzak ve sapa sokaklardaki sessizlik Yunus'u lunaparkta eğlenen insanlar gibi mutlu ediyordu.
Hayatı çoğu zaman lunaparkta ki o hiç binmediğim   korku trenine benzetiyorum.Zorla bindirilmişim.Karanlıkta ilerliyorum yarınımı göremiyorum gözlerimi sıkı sıkı kapamış sadece umut ederek korkmamaya çalışıyorum...
7 yıl öncesinden 6 yıl daha öncesi ben 20 li yaşlarımda iken alt sokağımızda ki lunaparktan her geçişimde
ağlardım.Lunaparka girmem yasaklanmıştı çünkü...yada lunapark gibi dünyanın en eğlenceli en zevk veren
şeyinden mahrumdum.Çünkü lunaparka anne ve çocukları gelebilirdi ,çocuğu olmayan hatta bu dünyada çocuğu olması imkansız bir kadın için lunapark işkence yeriydi,önünden geçilirken acı çekilerek ağlanılacak
bir yerdi...Her gün geçmek zorundayım lunaparkın önünden , her gün ağlamak zorundayım.
Anne olamayacaklar trenine zorla bindirilmişim inmek istiyorum.İnmek için yalvarıyorum...Korku treni...gözlerimi 6 yıl boyunca kapadım lunaparktan geçerken...gözlerim kapalı umut ettim bir gün bu trenden
ineceğim...Anne olmayı neden bu kadar çok istedim neden 20 li yaşlarım hep gözyaşı dökerek geçiverdi..
Benim bir çocuğum vardı
ama ondan uzaklaşmışım bir an önce onu bulup sarılmak istiyorum... Ben bir "anneyim" i evlenir evlenmez hissetmeye başlamıştım.Ama ortada çocuğum yoktu hatta olması imkansızdı...
Bir gün anne olamayanların treninde ömrümün sonuna kadar  yolculuk edeceğimi anlayıverdim.
Mahrum olduğum şey beni zorla korku trenine bindirmişti yoksa hayat güzeldi.Anne olamayanların treninde
gözlerim kapalı ve yaşlı yolculuk ederken mahrumiyetin acısı ile neler kazandığımı fark ettim.
Mahrum olmak...Her mahrumluk insanın içine yara açarak yerleştiğinde o yarayı iyileştirmek için bir şeyler
beliriyor farkında olmadan yarayı sarıyor acını dindirmeyi çalışıyor hatta unutturmak için ninniler söylüyor.
Acıyı dindirmek için gelenin kollarında çocuk oluveriyorum,saçımı okşuyor ninniler söyleyerek uyutuyor...
Anne olmak her gün umutla beklendiği için ilk önce "umut" yok olmalı anne olamayanlar treninde "umut" a
yer yok...Umut'un bana gelen tüm yollarının kapalı olması gerek belki bir gün kapımı çalar diye düşünürsem
bindirildiğim tren yine korku treni oluverir...
Umudun tüm yollarını kapadığım gün gözlerimi açtığım gün oldu.
Acımı dindiren o şeye bağlandım her gün benimleydi gerçekti...Mahrumiyetin peşinde mecnun gibi dolaşmak
aslında acınası bir durumdu ve her mahrumiyet acısını dindiren o şey dik durmayı tavsiye ediyordu...

Anne olamayanlar treni durdu , ön sırada dimdik gözlerim açık otururken inmem söylendi...
Afalladım...Çünkü trenin daimi  yolcusuydum ,arkada eğreti bir şekilde oturup inmek için yalvaran , gözleri kapalı o yolcu değildim.
45 gündür ait olmadığım bir trende yolculuk yapıyormuşum fark etmemişim.
Anne olamayanlar treninden inip çocuğuna sarılabilirsin ...
Dediklerinde 6 yıl boyunca acımı dindirmeye gelene, beni dimdik oturtup, gözlerim açık yolculuk yapmama
neden olana saygısızlık yapmamak için sevinç çığlıkları atarak trenden inemedim...
Hayat sevinç çığlıkları atacak kadar kusursuz mükemmel değil hayat mahrumiyet acısını bir yerlerinde saklayarak yaşamaya çalışan insanlar ile dolu..
 Sahip olduğum şeyin hazzını çığlık atarak duyurmaya
çalışmak 6 yıl boyunca çektiğim acıya o acıyı dindirmeye gelene, ömür boyu mahrumiyetin acısını bir yerlerinde saklayarak yaşayan insanlara saygısızlık olurdu.. Acıyı dindirmeye gelen şey ilk önce "sabır"ı
anlatmaya çalıştı...sonra sabretmeyi...sabretmeyi hiç bir zaman öğrenemedim.Sabır bir savaş meydanı, düşmanın mahrum olduğun  o şey ..hiç umulmadık bir anda örneğin lunapaktan geçerken
seni dövmeye çalışıyor,yüzüne tokat atıyor ,saçını çekiyor aslında acıyı kalbinde hissediyorsun ama işte seni o mahrumiyet en zayıf olduğun yerde tekme tokat dövüyor ne yapacaksın...elini kaldırıp sen de onu dövemiyorsun ,dövene karşı elsiz kolsuz kalıyorsun...benim gibi ağlıyorsun...sabır hiç edemedim...hep ağladım...canım yandıkça ağladım...Mahrumiyet her yerde belirip beni dövmeye meraklıydı ;okul zili duyduğumda
balkonlarda bebek çamaşırı asan anne gördüğümde ,en çokta çocuklu bir anneye otobüste yer verdiğimde;tek kişilik
koltuğuma  oturan anne çocuğunu kucağına alıp yolculuk etmesine sebep olduğum için bana teşekkür ettiğinde , mahrumiyet tüm gücünü kullanarak döverdi canım çok acırdı dayanamayıp herkesin içinde ağlardım...Sabır etmeyi çok sonraları,
 çocuğum doğduğunda anlayacaktım...Yunus 7 yaşına girdi...
.








20 yorum:

  1. Ayşecim, karakterimizde mevcut duygularımız da var, sonradan kazandıklarımız da. İnsanları sevmekse, öylece içi boş bir kavram değilmiş esasında. Yakın zamanda okuduğum bir kitapta Hz. Mevlana'nın hoşgörüsünün insanı sevmekten; dahası insanı iyi huylarından ötürü sevmekten kaynaklandığını söylüyordu. Açıklama çok doyurucuydu lakin bu unutkan beyin iyi huyları olan bir insanın sevilmeye değer olduğunu kabul ettiğinden, fazlasını zihninde tutamamış. Mazur gör. Yunus'un ve dahi bizler öğrenebiliriz o halde sevmeyi, sevilmeyi, dahasını.. Bunu kitaplarla değil de, bizzat böyle yaşayanlardan öğreniriz belki de.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dostum bolkepçe...
      Mahrumiyetin dövdüğü insanlarla iyi anlaşabiliyorum...
      mahrumiyetin acısını dindirmeye çalışan insanlar hep bana yakın olanlar oldu..seni çok seviyorum...

      Sil
  2. iyi ki doğdun yunus!!
    uzuun zamandır takip ediyorum blogunuzu ve her gün bakar oldum acaba bugün yazmış mı diye:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim...
      Aslında solgun kara önlük son yazım olsun diyerek bu ne olduğu belirsiz bloğumu kapatmak istiyordum...
      Her gün yazacak milyonlarca neden aklıma hücum ediyor hepsi ile savaşıp yazmamaya direniyorum...
      Oysa yazmayı çok seviyorum...

      Sil
  3. yazmaya devam etmelisin bence...oyle dokunuyorsun ki insanın içine..koye dair yazıların oğlunla ilgili olanlar yolculuklara dair yazdıkların hepsi ayrı guzellikte..hemen hemen aynı donemlerde aynı yerlerden gecmisiz...belki de ondan ayrı seviyorum senin blogunu..defalarca da mesaj bırakmaya calistim beceremedim her nedense:) bu defa ki de gidince ayrı bir uzuldum öyle çalakalem verdiğim cevaba:)
    sevgiler, tulay

    YanıtlaSil
  4. Sevgili Tülay;yorumun için okuyamadığım diğer yorumların için çok teşekkür ederim,bu teşekkür senin yorumun gibi içten,gönülden bilmeni isterim..yorum yazmak istersen aysekoza@gmail.com a da yollayabilirsin ben oradan alıp bu köşeye yapıştırırım...sevgilerle...

    YanıtlaSil
  5. iyi doğdun yunus seni çok özledim ben

    YanıtlaSil
  6. erimişpüsküüüt'e "Anlamlı ve çoşkulu bir hayat için yazmalısınız...ben de okumalıyım.." yazmıştın hatırlarsan :)) yoksa sen de "yazsam noolacak?.." hastalığına mı tutuldun? hayır tutulduysan kesin bizden geçmiştir :)
    sen yazdıkça ben de yazacam son teklifim bu...
    anlamlı ve coşkulu bir hayat için yazmalısın, ben de yazılarını okumalıyım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Nihaventrenkler;son yazında insanın kendisini
      dövmesinianlatmışdın ya, işte ben her gün kendini dövenlerdenim...her gün hiç usanmadan hem de..
      senin yazıların hep umut verici oldu bana...asıl sen yaz ben sessiz sessiz okuyayım...

      Sil
  7. Iyki dogmus Yunus,bunca duyguyu trende binmeye devam etsen bilip,boyle dokemiycektin belkide ortaya!Nice guzel yaslara.ve hep yaz,galiba biz en cok kendimiz icin yazmaliyiz..birde bazen aklima geliyor oglum 30lu yaslarda olup bunlari okuudgunda neler hissedicek...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hülya;teşekkür ederim;gizli gizli yazıyorum ,ileride Yunusun çok tepki vereceğini söyleyen bir yakınım var
      bu tepki olumsuz olacakmış..nedeni ise herkesin içinde onu açık etmem fotoğrafını yayınlamam...sırf bu yüzden bloğu bırakmak istedim...ama yazacak o kadar çok şeyim var ki ona dair...

      Sil
  8. kac anne oglu icin biseyler yazip tutuyor?dedigim gibi ilk gencliginde anlamayabilir,bizler gibi...30lari gecmeye basladiginda anlayicak..bazen kendini bulucak,bazen kayboldugu yerlede senin kendini bulmanda kesiflerle cikacak.bence cok guzel,hep yaz.

    YanıtlaSil
  9. yunus'a, size sağlıklı uzun ömürler diliyorum. biraz geç oldu ama:)
    inşallah anneliği sizin kadar yürekten isteyen hiç kimse o trene binmez:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim sevgili Bilgen;inşallah..

      Sil
  10. Oğlumla telefonla gayri ihtiyari çocukça konuşurken, alışveriş sitelerindeki cici çocuk kıyafetlerine bakarken(ekranlar yakın görme ihtimalivar), tamamen doğal gelişen bir sohbet esnasında kendimi oğlumdan bahsediyor bulduğumda, ikinci bebeği istediğimi mecburen söylediğimde ve bildiğini her düşündüğümde, lunaparkın o treninde olduğunu düşünen yan masamdaki arkadaşım aklıma geliyor. ve onu üzebileceğim de aklıma geliyor. bu blogu ona önerip de sonra gizlemeye çalıştığı gözyaşlarına şahit olmak pek iyi gelmedi bana. ona hiç iyi gelmiyor benim yan masasında var olmam. sahip olduğum için şükrettiklerimden daha fazlası daha güzeli onun olsun duam. bu yazı beni kendime getirdi de ben duygularımı çocukça sürekli dıştan yaşayan biriyim-biriydim; birilerini üzebileceğimi bir bana söylemeliydi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Meral...ne kadar duyarlısın.. ...içinden geldiği gibi ol..kendin gibi..
      bunu tecrübe ederek yazıyorum ki arkadaşlıklar hep
      sahicilikle içtenlikle daim olur...ne olursa olsun arkadaşın
      üzülecek...sen onu seviyorsun ya o yeter...
      tekrar diyorum ki ne kadar temiz kalbin var arkadaşın çok şanslı...

      Sil
  11. Gozlerim dolu dolu okudum ellerim buz gibi ama terli .. Bende 8 yildir bu anlattiginiz haldeyim Banada sanki bir yavrum varda benden uzaktaymis gibi geliyor ve onu gorebilmek icin yaniyor icim cook ozledim .. Cok zor bir imtihan bu bende sabredemedim ve yillarca agladim yoruldum ... Yunus a allahtan uzuun saglikli guzel bir omur diliyorum ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba;
      O trende bir ben vardım,bir ben bu sıkıntıları çekmek zorundayım zannederdim...çevremde benim gibi anne olamamış yoktu çünkü...sizin kalbinizi ferahlatacak sıkıntınızı giderecek bir cümle kurabilmeyi ne çok isterdim...her gece rüya görürdüm,her rüyayı çocuğum olacağa yorardım...gündüz gece hep çocuk düşünnüyordum..

      şunu söylemek isterim ki ömrünüzden geçen 8 sene sizin seneniz..eşinizin ve sizin...ne olur mutlu olmaya çalışın...benim gibi geriye baktığınızda hatırlamak istemediğiniz yıllar olmasın...
      Allah dualarınızı hayırlısı ile kabul etsin sıkıntılarınızı gidersin eşinizle çok mutlu yıllarınız olsun...

      Sil
  12. Anne olamamak ozenerek en yakinlarinin hatta hic tanimadiklarinin cocuklarina hasretle bakmak ic gecirmek en yakin arkadasinin cocugunu bagrina basmak isterken birden sana 2 cocuk planini anlatarak seni bir kez daha yoksunlukla basbasa birakmasina ragmen yine Allaha siginmak ama isyan etmek hem seytanla hem vicdaninla basa cikmaya calismak ne zormus meger gecer mi bu aci ne olur gecsin (:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba adsız, epostama adını yazarsan çok sevinirim, öyle ortak acılar ki bunlar, paylaşılmalı...

      Sil