5 Kasım 2012 Pazartesi

özlenene giden yol

Babam ,ellerimi ,çapada bir kız öğrenci yurdunda bıraktığı gün  gurbetliğim başlamıştı...
Daha önce ailesinden hiç ayrılmamış,karanlıktan korkan 17 yaşında ayşeyim...
Beyazıt ta okulum var tarihi kapıdan içeri girerek...İstanbul a hiç gelmemişim.Beyazıt, istanbulun merkezi mi ne...bu kalabalık mahşer yeri gibi...kaybolmamalıyım...
Okuldan aşağıya doğru çemberlitaş,sultanahmet,eminönü...Okuldan aşağı doğru laleli,aksaray..fındıkzade...çapa.Okuldan aşağı doğru vezneciler,fatih...İlk kez tramvay görüyorum ...durak isimlerini ezberliyorum...Çok yanlızım... hafta sonu evci çıkamıyorum kimsem yok..1993..beyazıt laleli...Nataşalar...hepsi güzel hepsinin sırtında torba...Kaba, çirkin ,ağzı bozuk laleli beyazıt esnafı,gözgöze gelmemeye çalış,donuk gözleri  pis pis bakar...Babamı özlüyorum...Tramvay soğuk geliyor tramvaydan korkuyorum otobüs daha bilindik...kardeşlerim gözümde tütüyor..".Okuldan eve gelince" artık yok, "okuldan yurda gelince "var...yurtta halı yok çok içerliyorum buna... beton zemine baktıkça annemin sıcaklığını çok özlüyorum...Paramı iyi saklamalıyım...çantama koymamalıyım...okuldan yurda yurdan okula...geçecek...4 yıl...
Etrafımda ki kızlardan gurbetlik acısını hisseden yok...Hepsi keşfetmenin peşinde..."İstanbul "onlar için yeni tanıştıkları bir erkek arkadaş gibi...Yeni erkek arkadaş çok renkli her rengini görmek istiyorlar...çok mutlular...Ben  renk göremiyorum gurbetlik her gördüğüm şeyin önüne geçiyor ilk onu görüyorum ...gurbetlikten kurtulamıyorum... bu yüzden olsa gerek her ay memleketime otobüs bileti alıyorum...Cam kenarı...Kirli giysiler ve otobüste okunmak üzere alınmış kitaplarla dolu valizim...
İstanbul dan Ankaraya hareket eden kamil koç yolcuları hareket saatiniz gelmiştir...
Gurbetlik yakımı bırakıyor rahat nefes alabiliyorum,etrafımı görmeye başlıyorum...sessiz yeşil yollar...mavi gökyüzü beyaz bulutlar...güzel insanlar koltuklarında...kitabımın bir sayfasına "şimdi sapanca gölünden geçiyorum 1994 ocak "yazıyorum...Yüzümün bir yarısını cama yapıştırıyorum...
Özlenene giden yol....
Özlenene giden yolda çok mutluyum.


7 yorum:

  1. Yıl 1994.babam çapada yurda yerleştirir.Yurdun karşısına kurulan pazardan elma almaya gider o gelinceye kadar ki yarım saat hiç silinmez hayatımdan.Sonra tramvayla Beyazıt'a gitmeyi gösterir.1-2 tur gider geliriz hiç konuşmadan.Akşama biner otobüsüne döner evine.İşte o gün bugündür babama gizlice el sallar,ağlarım arkasından.
    Bu yazı beni alıp götürdü yıllar yıllar öncesine.sevgiler....

    YanıtlaSil
  2. yil 1998, istanbulun baska bir semti. bir yandan mutluyum mutlu olmaliyim diyorum, bir yandan her sabah kahvalti ederken agliyorum. Her sabah. o goz yaslari inci gibi dokuluyor gozlerimden. ve o zamandan beri gittikce daha da uzaklasiyorum evimden :( cok eskilere gittim ben de... sevgiler

    YanıtlaSil
  3. Ya ne zaman İstanbullu oldun Ayşecim?

    YanıtlaSil
  4. Beni de babam getirdi bıraktı Ankara'ya Ayşe, çok ağladım döndüğü gün, nasıl da yalnızdım. Neredeyse aynıydı ilk aylar duygularım, sonra yavaş yavaş alıştım. Şimdi nasıl da uzak geliyor o yıllarım.

    YanıtlaSil
  5. ağlamaya niyetim vardı zaten,hepten koyverdim iyi mi:)) Gurbet duygusunu bende çok iyi bilirim Ayşe,yaşamayan bilmez...

    YanıtlaSil
  6. nereye gidiyor benim yazdigim yorumlar ya:(?

    YanıtlaSil
  7. hep bekleriz sizi ankara' ya :)

    YanıtlaSil