15 Kasım 2012 Perşembe

Hakiki Dostluk

LindaLonghurst

-Dostlarımın adlarını yazmam gerekiyor buraya anne.
Elinde ödev kağıdı.....dostların yazılacağı bölüm uzun tutulmuş...on tane filan sığar...
dostlarını ayırt ediyor...hemen bir tane yazıyor...sonrakileri zoraki yazıyor sırf boş olan dolsun diye....
Yunus yatınca elime ödev kağıdını alıyorum dostların adlarının yazılması gereken yere baka kalıyorum.
Dostlarımın adlarını hayalimden yazıyorum,iki ad yazabiliyorum....
Niye bu kadar az diye düşünüyorum..
Dostluk neydi ?
İş dostluğu,okul dostluğu,gün dostluğu,cemaat dostluğu,takım dostluğu...
Buralarda başlamış bir yakınlık oralardan uzaklaşınca da devam edebiliyor mu adsız kimliksiz...
Güzel görünenleri bir bir yok oluyorsa yine devam eder mi dostluk...
Çirkinleşiyorsa, gün gün , yine devam eder mi dostluk...
Tahammülsüzse ....
Kendini saklamak isteyip hiç konuşmak istemiyorsa...
Kırıcıysa...
Hatalı ve gururluysa....
Bir de çok uzaksa...
Böyle biriyle dost mu olunur,bu dostluk zarar verir yük olur insanın sırtına zaten dünyanın bin türlü sıkıntısı
omuzlarımızda böyle dostluğu hiç çekemem diyen doğru der..
Ama hayatında hiç hakiki dost olamamıştır...
Hakiki dostun önünde aşacak uzun yıllar vardır 10 20 30 yıl...
Birlikte bir çiçek dikmişiz adı dostluk...benim canım istemiyor bugün çiceğe su vermek,yarın da...
öbürü niye bana kalacakmış bu çiceğe su vermek demeden aklına bile getirmeden çiçeği sulayabilir...
Sulamakla kalmaz gübreler ilaçlar hatta konuşur çiçekle...Dostluk çiçeği büyür gelişir güzelleşir...
Çünkü dostluk bizim ondan ne anladığımızla ilgilidir dostluk karşındakinin ogün o hafta o yıl büründüğü
ruh hali yada davranışları ile ilgili değildir...Bir çiçek sever gibi özenle bakar dostluğa çünkü hakiki dost
sabırlıdır.
Hakiki dost sorgulamaz çünkü asıl olan çiçeğin ölmemesi büyümesidir...
Sorgulamak sıkılmaktan ileri gelir...
Hakiki dost bir çiçek gibi görür dostluğu su vermekten sıkılmaz...
Bencil olmak aklına bile gelmez , her gün sulamazsa çiçek nerden bulsun suyu?
Bir çiçek daha dikmek istiyorum Esra ile..
 Düşüncesiz zamanlarımda,çirkin zamanlarımda ,kırıcı zamanlarımda,hatalı zamanlarımda 
zamanı durduracak aleyhime işlememesi için ve
sitemsiz beni arayacak ...hissediyorum o dostluğu hakiki şekliyle algılıyor...

Salı günü vapurla karşıya geçiyorum;iki yaşlı hanımın arasına oturdum.Birinin her yeri takı dolu, her kulağında
beşer küpe,kollarında künyeler bilezikler boynunda zincirler saçında renkli tokalar,yüzünde çocuklara özgü
çoşkulu bir gülümseme ile yerinde duramıyor kıpır kıpır...diğeri tesettürlü ,pardesü ve eşarbı koyu renkli çok sade tam ortalarına oturmuş olmam renk cümbüşü içindeki yaşı en az 80 olan hanım denize bakınmak istiyor
sade olan aynı yaştaki hanımı ise deniz tutuyor midesi bulanıyor devamlı dudakları kımıldıyor dua okuyor...
20 dakikalık birlikteliğimizde çok eski dost olduklarını öğrendim...20 dakika da olsa  hareketleri konuşmaları
görünüşleri ile hiç bu kadar zıt olan iki kişi arasında oturmamıştım.Nasıl olmuş yıllarca dostluk çiçeğini
soldurmamış öldürmemişlerdi?






5 yorum:

  1. Ben hep nefesimi tutup, elim bağrımda okuyorum seni. Bloga ilk girdiğimde öyle bir yazına denk gelmiştim ki, tesadüf değildi seni bulmam sanki.

    Dostluğuna inandığım insanlar ikiden fazla benim çevremde ama dostluk denen şey sadece az olduğunda kıymetlenmez herhalde. Öyle bir yerdesin ki benim gözümde, oraya zaten sen oturabilirdin sadece.
    Çiçek çoktan dikildi bence, dilerim vapurdaki teyzeler gibi yanyana oturalım biz de seksenlerimizde.
    iyi ki varsın Ayşe.

    YanıtlaSil
  2. dostluk dostunu kırgin,kızgın,öfkeli,dengesiz,takıntılı,huysuz yönleriyle kabullenebilme durumu galiba...tıpkı eşinde olduğu gibi...

    YanıtlaSil
  3. ben de aranıza oturabilir miyim müsaadenizle :)))

    YanıtlaSil
  4. ben de aranıza oturabilir miyim müsaadenizle :))))

    YanıtlaSil
  5. evet dostluk kadar güzel,dost kadar keyifli bir yazı. elinize sağlık.

    YanıtlaSil