12 Ekim 2012 Cuma

açığa çıkan sırlar

Babam maaş günlerinde eli kolu dolu gelirdi,ayın ilk gününü dört gözle beklerdik 3 kardeş.
Babamın aldığı şeyleri annem 30 güne bölerdi,"size kalsa bir günde hepsini yer bitirirsiniz"derdi...
Kahve fincanı ile babamın aldığı fındık fıstığı her akşam önümüzde bölerdi gerisini kaldırıp saklardı...
Saklaması benim yüzümdendi çünkü kendi hakkımı bir çırpıda yer bitirir geri kalanlara göz dikerdim...
Akşam olmadan yemekten önce babamın aldığı o çok kıymetli şeylerden tatmak isterdim,istemek bazen
komaya girecek bağımlı gibi kontrolümden çıkardı.Her yeri aramaya başlardım , nasıl bir heyecanla fındık fıstık arama ki yer yataklarının üst üste yığıldığı yüklüğü yıkardım belki bir umut yatakların arasındadır diye
sonra koca yatakların arasında ben kalırdım annem bağıra çağıra gelip beni kurtarana kadar...

Evimize bir kural koyduk ,evimize sağlıksız hiç bir şey alınmayacak hem paramız hem sağlığımız için...
Yunus'a ne gösterirsek onu görüyordu,ne yersek o da onu yiyordu sağlıksız dediğimiz şeyi ısrarla istemiyordu.
Geçen hafta bir fuar gezmesinde   içi sırf çikolata dolu gününün geçmesine az bir vakit kalmış tüm çikolata büsküvi gofretlerin satıldığı bir showrooma girdik...Aklım başımdan gitti her şey ucuzdu..
Neresinden bulduysak bir çakmak birkaç ıslak mendil alıp çıktık içi hazine dolu heyecan verici yerden..
Aklım kocaman kutularda satılan çokomellerde kaldı.
Hemen plan kurup hiç kimseye çaktırmadan kocaman çokomel kutusunu kapacaktım.Kaptım.Kasadaki hanım;
"bir ay içerinde bitirmeniz lazım günü doluyor"dediğinde gülümsedim en fazla 3 gün de bu koca kutuyu boşaltacaktım...
Eve gelir gelmez kutuyu saklayacak yer aradım her gizli yer açıktaymış gibi geldi,her uzandığım gizli köşede
hep  "Kim koydu bu zararlı şeyleri buraya"diyen büyük bir hayal kırıklığıyla ve kızgınlıkla bakan 2 çift gözü görüyordum...2 çift gözün karşısında utanıp sıkılıp,büzüşüp tekrar yeni bir gizli yer arıyordum.Bu sıcak bunaltıcı yazdan kalan günde kışlık ceketlerin arası "çok iyi "bir gizli yerdi...Nerden bilebilirdim ki ertesi gün
hava kış gibi soğuyacak ,evin babası ,sabah işe giderken  kışlık ceketini giymek isteyecek...

Açığa çıkan sırlar her zaman utandırır sahiplerini, benim sırrım maskara yaptı...Bir koca kutu çokomele ,tüm saygınlığımı, kural koyuculuğumu ,kaptırdım...Dolu kutu yerine hiç yoktan yarılanmış kutuyu bulsalardı belki
maskaralığımın bir çekilebilirliği olurdu...

Yunus, her an saldıraya geçecek zehirli bir yılana bakar gibi bakıyordu çokomel kutusuna ,yine de bir umut
"bu kutuyu çöpe atmayalım istersen,köye götürelim bayramda çoçuklara veririz..."

"çocukları zehirlemek mi istiyorsun anne!!"...

Annen zehirlenmiş yavrum....aklını kaybetmiş,hiç yoktan son bir kez fotoğrafını çekelim demesinden anlamadın mı?...




5 yorum:

  1. Ayşem canımsın , canım

    bu ne kadar güzel, sıcak, samimi bir yazı.. zehirlenmiş annen ha, ah canım ya:)

    YanıtlaSil
  2. Okurken kendimi öykünün içinde hissedecek kadar etkileyici yazıların için teşekkür ederim Sevgili Ayşe. Hemen izlemeye almak ya da abone olmak istedim ama dinamik temalar buna izin vermiyor. Şimdilik yer imlerine yerleştirdim blogun linkini. İnan yazılarındaki içtenliğe, hayata bakışındaki masumiyete hayran oldum.

    YanıtlaSil
  3. Sen ne güzel bir annesin...

    YanıtlaSil
  4. ahhhhh o çokomeller... hepimizi zehirlediler :)))

    YanıtlaSil
  5. Böyle kocamaaaan bir gülümseme bıraktın Ayşe yüzümde :)
    Ben de eve zararlı şeyleri pek sokmuyorum ama çocuk yine de öğrendi dışarıdan, şükür şimdilik düşkünlüğü yok ama biliyor tadını ve gördü mü istiyor tabi. Yunus'un bu denli katı ve istikrarlı olması -okul çağında hem de- fazlaca şaşırttı beni.
    Kurtaramadın mı bi tane bile? :)

    YanıtlaSil