12 Mayıs 2012 Cumartesi

ŞÜKRAN

Onu ilk gördüğüm günü hiç bir zaman unutmayacağım.
Korku sıkıntı heyecan ve acemiliğimi sırtıma alıp,otuzbeşimde, ilk iş yerime ayak bastığım o gündü...
Bana iş gösterecek kişiyi tanıştırdılar adı Şükran'dı...
Henüz 20sinde üniversite 2 deydi,stajerdi.Gülerek yüzüme baktı sonra sarıldı yanaklarımdan öptü...
Aman yarabbim ben böyle güzel gülebilen birini daha görmemiştim ,kocaman derin gözlerinin içi gülüyor
masum çocuk yüzü bu dünyadan değilmiş gibi peri gibi melek gibi oluveriyordu...
Beni hemen himayesine alıverdi sanki yıllardır aradığı çocuğunu bulmuş bir anne gibi...
Büyük bir hassasiyetle işleri anlatmaya başladı,hemen yılmaya pes etmeye hazırlanan yaşlı beni,cesaretlendirdirmeye çalıştı...Ayşe abla sen kendinin farkında değilsin...Ayşe abla senin başaramayacağın hiç bir şey yok...Ayşe abla oğlunu düşün onun için yap...Ayşe abla sen biliyormusun ne kadar zor durumda olanlar var bu yapamadığın ne ki...Ayşe abla sen benim ilk günlerimi görseydin sen den daha kötüydüm...Ayşe abla başaracağım de....

Her gün işe giderken onun güzel yüzünü göreceğim diye içime cesaret doğardı...

Şükran tam da benim üniversitemin benim bölümümüm öğrencisi idi ve ne güzel bir tesadüftü...Hocalardan
vizelerinden finallerinden konuşabiliyor anılarımı anlatabiliyordum..Her anlattığıma gizli bir hazinenin yerini
açık ediyormuşum gibi pür dikkat kesilirdi...

Hem okuyan hem çalışan Şükran çok başaralı idi.Herkes tarafından seviliyor taktir ediliyordu...Yardım ediyordu elinden geleni ardına bırakmıyordu ve bazen kendimden utanırcasına yapabildiklerine hayretleniyordum...

İnsan olmanın en güzel hali idi Şükran...

Hayal kurmayı benim gibi çok severdi öğlen arası mobilyacılara sürüklerdi beni,salon takımlarına oturup aynalı dolaplardan kendine bakıp Ayşe abla evim olacak ve böyle eşyalar alıp çok mutlu olacağım derdi
Ayşe abla çok çalışmam lazım çok iyi yerlere gelmem lazım dedikçe hep o mobilyacı dükkanlarındaki Şükran aklıma gelir sırf aynalı dolaplar lüks koltuklar için böyle azimli çalışıyor diye içimden geçirirdim...

Kitaplarımı alır okur bir başkasını isterdi...

Bir gün faturaların içinde gözyaşlarını siler iken yakaladım...

Annesini hiç sevmediğini haykırdı...Böyle bir kız nasıl bu cümleyi kurar hemde haykırır diye afallamış iken
 teselli etme cesaret verme işi bana düşüvermişti...Gülen yüzü solmuştu, derin gözleri iri iri yaşlar akıtıyordu
ve her akşam evine gittiğinde zaten hep böyle ağlıyormuş,nedeni hep annesiymiş...

Küçücük bir kız iken bile bir kere bile beni öpmedi kızım demedi beni korumadı hep hakaret etti ,hep kendimi
pis eksik zavallı kötü hissettim büyüdükçe onu anlamaya çalıştım, köyden gelmiş türkçeyi bile konuşamayan-
kayınvalide kayınlar arasında bilmediği bir şehirde bir odada yaşamaya çalışan annemi sevmeye çalıştım..
Bir kere benim yanımda olsun beni desteklesin aferin desin kızım desin istedim...Hiç yapmadı ...Ben onun kızı
değil aynı evde yaşamak zorunda olan düşmanıydım bana hep bunu hissettirdi...Şimdi okumamı istemiyor
babamı tüm akrabalarımı bana karşı dolduruyor harçlık verdirmiyor kitaplarımı okul harcımı yol paramı işten
aldığım 300 lira ile yetinmeye çalışıyorum...(Bazı günler elleri kızarmış yaralanmış gelirdi evlere temizliğe gittiği
günleri hep saklamıştı) 

Yarın evden kaçacağım Ayşe abla tamda anneler gününde...Annem hiç üzülmeyecek evden kaçtığıma,sevinecek biliyorum...

Ayşe abla annemi affetmeyeceğim....
Seni bulurlarsa bir fenalık yaparlarsa Şükran korkuyorum dedim ..Ağzımdan çıkan hiç bir kelime cümlemeye
dönüşemedi Şükranın kalbine inecek onu ferahlatacak sıkıntısını giderecek değildi...Oysa o bana ne de güzel
cümleler bulmuş içine düştüğüm kuyulardan çıkarmıştı...

Annem beni okutmayarak kendi gibi olmaya zorluyor,kocasının eline bakan hor görülen dövülen bir kadın,
annem gibi olmak istemiyorum Ayşe abla...

Korkuyorum Şükran dan başka hiç bir şey söyleyemedim...Henüz hava kararmamış iken iş çıkışı sarıldım
ayrıldım...Arkasından bakındım hızlı kararlı yürüyüşü ile evine gidiyordu kulağımda son sözleri bir ant içer gibi
her gün söylenen bir dua gibi uğuldadı durdu...

Korkma Ayşe abla bu dünyadaki en kötü şeyi yaşadım ,annemin  sevgisizliğini yaşamak bana dünyanın
en büyük acısı...bundan büyüğü yok....


10 yorum:

  1. Sukrani cok sevdim ama bunun sadece bir hikaye oldugunu ummak istiyorum. oyle olsun lutfen...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Gülçin sadece bir hikaye değil Şükran gerçek...Nicelerinden biri...Ama korktuğum gibi olmayacak her gün gazetelerde görmeye alıştığımız o isimlerini hatırlayamadıklarımızdan olmayacak biliyorum...Anneler gününe denk gelmesi beni yazmaya itti...

      Sil
  2. Ah Şükran! yaktın ciğerimi.. ama bence de Şükran iyi olacak..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili delianne;Şükran ı tam yazamadım eksik oldu tam olamadı...Ben doya doya yaşıyorum
      onu çok isterdim onu yaşadığım gibi doya doya yazabilmeyi...okuduğun için teşekkür ederim..

      Sil
  3. böyle bir anneye rağmen güzel insan olabilmiş ya..dilerim bu hüzünlü hikayenin sonu mutlu biter..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Nihaventrenkler; Şükranın annesinin ellerini öpesim vardı,onu ne güzel yetiştirmiş diye..Oysa görünmeyen yüzü de varmış...Teşekkür ederim okuduğun için ve yorumladığın için..

      Sil
  4. İnsan inanamıyor film gibi hayatları burnunun dibinde gördüğünde, ben inanamıyorum bir annenin çocuğunu sevemeeyceğine :(
    Peki ama nereye gitti Şükran? işi bıraktı mı, şimdi iyi mi?
    Ah Şükran, hiç görmesem de seni tüm kalbimle duacıyım şimdi sana inan.
    Şansın bol, bahtın açık olsun Şükran..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Esra,ne yapsam olmuyor ve hayatın acı halini bir şekilde yazıyorum işte....
      Şükran yanıbaşımda şimdi,kaçma işini erteledi...dayanma gücünün sonuna kadar sabretmeyi benim için deneyecek...Kendide en yakın zamanda bu yazıya yorum yapacak...Okuduğun için teşekkür ederim...

      Sil
  5. çok üzüldüm şimdi okudum allah yardımcısı olsun.

    YanıtlaSil
  6. yazıyı 5 yıl sonra okuma şansı yakalamış insan olarak çok merak ettim bu güzel insanı, bitirdi mi okulunu?

    YanıtlaSil