4 Ocak 2012 Çarşamba

Patlak apandistle 6 günüm

Birinci günüm;Akşam olmuş Yunus yatağına gitmiş beni bekliyor koynuna doldurduğu bir dolu kitapla.
Uzanıyorum yanına ,okumaya başlıyorum,içimde özellikle karnımda tarifsiz bir ağrı ile.Ağrıyı önemsemiyorum
dikkatimi okuduğum uyduruk masallara odaklıyorum.Uyduruk çocuk masalları narkoz etkisi yapıyor hem ağrımı hem uyanıklığımı gideriyor..O gün oracıkta sonlanıyor...
İkinci günüm;Uyanıyoruz, Yunus derin  bir yolculuğa gitmiş çok uzaklarda gibi uyuyor,öperek evinde olduğunu
servisin on dakika sonra geleceğini hatırlatıyorum.Gözlerini açsada hala derin yolculukta geziniyor gibi..
Kucağıma alıp tuvalete oturtuyorum karnımda dünden kalan bir acıyı hissediyorum...
Evde tek başıma kaldığım o sabah vaktine yine geldim,yanlızlığımı yaşayamıyorum etrafa saçılmış pijamalar
düzeni bozulmuş eşyalar,seninleyiz yanlız değilsin diyor...Hepsinin sesini duyuyorum, onlar olmasa
bu yanlızlıkta delirirdim diyerek bozulmuşları düzeltiyorum temizliyorum.Midemde bulantı gibi şeyler de hissediyorum.Hissettiklerim içinde en değersizi kendi sağlığıma dair şeyler olduğundan  ev düzenine dair işlerimi akasatmadan
günüme devam ediyorum.
Üçüncü günüm;Ev işleri erkenden bitirildi baş dönmesinin etkisi çok büyük...Yeni bir kitaba başladım yazarı
kadın,onun gerçek hayatı...Hayatından bir kesiti anlatıyor "biri üç diğeri beş yaşındaki oğullarımı terk etmek
zorunda kalıyorum,eşyalarımı yüklediğim kamyonun ardından çığlıklarla koşuyorlardı." Baş dönmem arttı
bir de mide bulantısı ve dayanılacak kadar karın ağrısı...Tüm bunların sorumlusu bu kadın yazardı.O nun bu
satırları midemi bulandırıp başımı döndürüp tarifsiz karın ağrısı yaptı....Tüm günümü annelerinin ardından  koşan oğlan çocuklarının çığlıklarını dinleyerek geçirdim.
Dördüncü günüm;Yunusun ateşi çıktı tüm geceyi kolanyalı bezlerle derece ile geçirdim.Pencereden diğer apatman dairelerine bakınıyorum tüm ışıklar sönmüş, ateşli çocuk ve onun yanında sabahlayan anneli bir
pencere yok diye iç geçirdim...Başımı yukarı kaldırdım gökyüzünün tüm ışıkları yanıyordu...Ben bu saatlarde
hep uyurum sen hep orda ışıl ışılsın görsemde görmesem de diye yıldızla konuşmaya başladım.Hayatımın neresindesin şu dev apartmanın üstündeki küçücük yıldız, gördüm işte seni,  adın nedir bilmiyorum
küçük bir yıldız..Sokak lambasının aydınlattığı  yazın yaprakları olan kışın olmayan orta boylu şu ağaç senin adını da bilmiyorum genel olarak ağaç diyip geçiyorum kırılıyormusun? Duyarsızlığım
için özür diliyorum adını bilmediğim her gün gördüğüm ağaç..Ateşli bir çocuğu var bu pencereden bakan
annenin adını bilmediğim yıldızlar ve ağaçlar...
Beşinci gün;Yunus'u derin ve uzak yolculuğunda bıraktım uyandırmadım bu sabah, servis onsuz gitsin okul onsuz ders işlesin...Sağlık ocağına gittik sırtını dinledi boğazına baktı bir şeyi yok dedi.Kendimide araya
sıkıştırdım halimi anlattım sırtımı dinledi boğazıma baktı bir şeyin yok dedi...Yunusun ateş sebebini sormaya
cesaret ettim de kendi halimin sebebini sormaya tenezzül etmedim...Bir şeyim yoktu işte sebebi o kadın yazardı o çığlıklarla ardından koşan oğulları idi biliyorum....
Altıncı gün;Yunus okuluna gitti ev işi yapayacak kadar başım dönüyor midem bulanıyor ve ateşim vardı.
Doktor bir şeyin yok dedi sevgili vücudum kaytarma işine dön...Doktor bir şeyin yok dedi ,güvenecek
inanacaksın ben inanıyorum sen de inan ve işine dön vücudum...Vücudum beni dinlemiyor söylediklerime
inanmıyor kendini yatağa atmak için bir dolu şeyle geliyor mide bulantısı baş dönmesi ateş....O kadın yazarı
ve oğullarını aklıma bile getirememiştim neden bu halim...
Kayınvalidem isyanları oynayan vücudumun elinden tutup özel bir hastaneye götürüyor.Hiç istemiyorum özel hastane bir dolu gereksiz masraf bir şeyim yok derken özel hastanenin bol ışıklı konforlu temiz sakin odasına
kraliçeler gibi yatırılıyorum,beş gece salmıyorlar...Apandist günler öncesinden patlamış vücudum onu sarmış
sarmalamış zehirini dışarı akıtmasına izin vermemiş kanımda dört insanı yatağa yatıracak kadar lökosit çıkıyor.
Beşinci günün sonunda pırıltılı hastanenin güleryüzlü doktorları "sizi tekrar hayata döndürdük"diyerek uğurladılar.
Evime dönüş yolundayım Yunus u çok özledim ,sokağın köşesinde penceremin altındaki o ağaç ve küçük yıldızlar yine sizi gördüm söz adlarınızı öğreneceğim....

7 yorum:

  1. Ayşem, çok geçmiş olsun, çok üzüldüm.
    daha iyi bak kendine, Yunus için hiç değilse.
    acil şifalar diliyorum.

    YanıtlaSil
  2. cok cok gecmis olsun sevgili Ayse! Cok uzuldum, ve huzunlendim okurken... Hem senin icin, hem Yunus icin, hem de annelerinin ardindan kosan cocuklar icin :(((
    Gorunen o ki 2012 hepimiz icin pek hos gelmemis, umarim bundan sonrasi saglik dolu olur; bizler, ve yavrular icin!

    YanıtlaSil
  3. çok geçmiş olsun,büyük tehlike atlatmışsınız...
    acil şifalar diliyorum.

    YanıtlaSil
  4. Esra;yorumun içim teşekkür ederim.
    Sümüklüböcek teşekkür ederim 2011 den çok korktum,oğluma gelmesin bana gelsin diye bir söz
    söylemiştim doğru değilmiş ben demirden bir kalkan değilmişim...
    Deren iyi dileklerin için teşekkür ederim...

    YanıtlaSil
  5. Ayşecim, geçmiş olsun.

    YanıtlaSil
  6. Teşekkür ederim bolkepçe...

    YanıtlaSil
  7. yorumum sırf bu yazıya değil blogun tastamamınadır en sondan başladım okumaya buraya kadar geldim çokca göz yaşı döktüm, oğlumu özledim okuldan gelsin sımsıkı sarılayım dedim, bu kadın hep yazsın yazsın ki ben okuyayım dedim, sevgiler...

    YanıtlaSil