19 Ekim 2011 Çarşamba

İçim Yanıyor Nuran

Dün beni aramıştın,sana içim sıkılıyor demiştim.
Bugün içim yanıyor canım Nuran...
Bugün ilk kez güneş açtı günlerdir süren karanlığın ardından oysa...
Yunusun hesab edemeyeceği kadar çok beden (bir elin iki elin parmaklarından daha çok) şimdi dünya ile
ilgisini kesip ebediyyete göçtü...Genç bedenler,çocuk bedenler...
Yunus'la size geldiğimiz gün bu fotoğrafı çekmiştim.Ne mutlu olmuştu Yunus ,bende..
Yunus da ben de arkadaş yoksunluğumuzu gidermiştik...
Dünya hayatı neydi ki demiştim tam da bu fotoğrafı çekerken.Bir an...
Bir anlık çok mutlu olmuştum bu fotoğrafı çekerken bunun adı huzur olsa gerekti çünkü tüm benliğime işlemişti
hissetmiştim.Dünya hayatı neydi bir an...Sonra sen fotoğrafları sevmediğini söylemiştin acı verdiğini söylemiştin.Bir daha gelmeyecek anları saklamak bana hüzün veriyor demiştin hatırladın mı?
Dünya hayatı bir daha gelmeyecek anlarla dolu bir fotoğraf albümü oysa...
Bir yolculuk ,göllgelenmek için durulan bir ağaç gölgesi...
Ne mutlu olmuştum o gün senin hep gülen , kinden hasetten kibirden uzak güzel yüzün dü içime huzuru dolduran.
İnsan olmak sana ne kolaydı...
O kısacık günde şimdi bile unutulmayan sıcaklığın ,zorla değildi.
Çocuklarımız gülüyordu aynı sofradan yemek yerken, dünya hayatı neydi?
Sen misafirlerine güler yüzle elinden ne gelirse ikramlarda bulunuyordun,dünya hayatı neydi?
Bir andı işte içimden geçirdim keşke böyle anlarla dolu olsa dünya hayatı dedim,çocuklarımız hep gülsün dedim
içtenliğini sıcaklığını güler yüzüyle gösteren senin gibi insanlarla dolu olsa dedim.
Şimdi parça parça olmuş genç bedenler dünya hayatından korkutuyor beni.
Dünya hayatına kapanan gözler gerisinde hiç yaşı dinmeyecek gözler bıraktı...
Sevgili Nuran ,iyi ki varsın...

1 yorum: