27 Eylül 2011 Salı

Bir Zamanlar Anadolu'da izlendikten sonra

Gömülmüş bir cesedin birleştirdiği savcı,komiser,doktor ve katilin ortak bir gecesi filmin konusunu oluşturuyor
Başrol de anadolunun ıssız bozkırı var çünkü ceset onun içinde gömülü.
Ceset,Anadolunun kırsalında bir yerde gömülü.Katil olay yerini hatırlayamıyor, bir çeşme bir top ağaç,
yorgun yüzünden zor okunan bu kelimeler ile gece gömüyü arıyorlar.Filmin açılış sahnesi, uzak yolculuk-
larda ıssız kasabaların ıssız yollarında görmeye alıştığımız herhangi bir oto lastikçi dükkanı ile başlıyor. "Alışkanlık"ve alışkanlığın sıradanlığında hissisleşen karakterler bu lastikçi de işlenen cinayet ile bir-
leşerek karanlık bir gecede işlerini yapmaya başlarlar.Komiser Naci yirmi yıldır suçlu peşindedir yılgındır
ama onu en çok evde hasta çoçuğu yıpratmıştır bunca yıl suçlu peşinde koşmak, evdeki acıdan uzak
kalabilmek için bir kaçıştır.Savcı Nusret görüntüsünden ağır bir devlet adamı hissini zaten verir
karanlık gecede suçlunun suçunu gömdüğü yeri bulup görevini yerine getirmeye alışıktır ama ölen
karısının gerçek katilinin kendisi olduğunun bu gecede  yavaş yavaş fark etmesine çok yabancıdır.
Geçmişte durup dururken hiç sebebsiz kalp krizi ile ölen karısının aslında intihar etmiş olduğunu bu
karanlık gecede anlamıştır.Savcı intiharına sebep olmuş karısının katilidir ve suçu ne kadar önemsiz
olsa da istemeden bilmeden katil olmuştur onunda bir cesedi vardır gömülü...
Doktor Cemal ise aralarında en genç olanı.Alışkanlıklar henüz onu hissisleştirmemiş.Acıyor,üzülüyor
ve düşünüyor olmasından anlıyoruz.Katil Kenan üzgün,üzgün olması pişman olduğunu gösteriyor hele
bir de filmin ilerleyen dakikalarında haklı sebep yüzünden elini kana bulamış olması katili sevip
gömülü cesetten nefret etmeye kadar götürüyor.Cesedin bulunup havanın aydınlandığı bir sahnede
savcının cesed üzerinden yaptığı espiriye tüm sineme seyircileriyle beraber oyuncularda gülüyordu
 katil sarsıla sarsıla ağlıyordu.Uçsuz bucaksız sarı bozkırın bir ağacının dibine gömülü cesed
hiç kimsenin umurunda değildi sadece katilinin ağlaması bile duyguların ölmediğine işaret olarak yeterdi.
Sonra cesedin karısı ve oğlu görünüyor olanca sessizlikleriyle.Otopsi kapısında bekleyen karısı ve oğluna
gidilmesi söylenip işlerine devam ediyor savcı ve doktor.Sadece bürokrasi ile var olan  savcı çocuğun
kafasını okşamıyor,genç doktorun çocuk için ne yaptığını ise izleyerek öğrenin derim...
Bir zamanlar anadoluyu izledikten sonra,alışkanlığın hissizleştirdiği insanı, birbirine benzeyen
bu insanların, köylerine kasabalarına giden yolların nasıl çorak olduğunu bir kez daha hatırlarız
ve her mola vermek istediğimizde bu sıradanlığa hissizliğe ve çoraklığa inat ıssızbir çeşme bulabildiğimizi de...
Filmin olanca karanlık sahnesine inat aklımızda sadece aydınlık kalıyor.Elektiriklerin kesildiği köy
evine lamba getiren güzel kız tüm karanlığı unutturuyor,bir umut gibi...
Bir cesedi ararken tüm ilgililer içlerinde gömülü cesetlerini hatırladılar.
Savcı Nusret,bir gecelik kaçamağı yüzünden çok sevdiği karısının katili olmuş ve onu içine
sessizce gömüvermiş olduğunu hatırlar.
Komiser Naci,dünyaya gelmesine vesile olduğu oğlunun katilidir,oğlu canlı bir cenazedir
ve onu evine gömmüştür.
Doktor Muharrem ise evliliğinin katilidir belliki hala unutamadığı eski karısını içine gömmüştür.
Diğer oyuncular ise adliye şoförü,muhtar,jandarma komutanı ,katip düşünceli olmanın katilleridir,
sadece kendi çıkarını ,karnını ,işini düşünen adamlar...
Herkes suçlu ve suçunu gömmüş bir şekilde yaşamaya alışkın.
Tek masum, cesedin oğlu olan çocuk idi,büyüklerin suçunu da bu küçük çocuk çekecekti...
Bir zamanlar anadolu'da yı izledikten sonra herkes gibi benim içimde de bir ceset gömülü mü
diye içime yöneldim.



1 yorum:

  1. Çok seviyorum Nuri B. Ceylan'ı. Hem sanatını, hem kendiyle haşır neşir olmasını (ki bir yerde içimdeki ktüyle uğraşmayı seviyorum demişti de beni çok cezbetmişyi) bir de -Yalnız ve güzel ülke-sine atıfta bulunmasını..

    İnşallah bana da izlemek nasip olur.. tamamını okumadım yazının.. :)

    YanıtlaSil