5 Temmuz 2011 Salı

Saadet,hayatı olduğu gibi kabul etmektir.

Çocukluğumun tüm tatilleri , minareli gölü olan köyümüzde geçti.
Öğretmenimizin elini öpüp karnemizi aldığımız gün otobüse biner tüm yaz tatilimizi burada geçirirmek üzere
yola koyulurduk.Tatil ,yazın çalışmak zorunda olan akrabalara yardım demekti, ailecek dinlenmek gezmek hatta sohbet etmek çok yabancı gelirdi hiç yaptığımız bir şey değildi.

Çok kalabalık, çok iş arasında kaybolup giderdim.Almanya'dan dayılar Belçika'dan teyzeler,köy dışına
bile çıkamamış büyükanne-büyükbabalar ile tüm zorluklarını kabul etmiş olarak köyde yaşamayı seçen
amcalar ve halalar ile yaşanan bir köy.
Kaybolmak çok acı verirdi.Bazen adımı unuturdum duymaya duymaya...
Sıkıcı uzun yaz tatilleri...
Sonra yaşım büyüdükçe kalabalık artacağına azalmaya başladı.Gençler şehre gitti,yaşlılarımız ise

                                     
bir daha tatilde bile göremeyeceğimiz yere gittiler.
Her öğün üç sofra kurulurdu birinci sofrada erkekler ve büyükler ,ikinci sofrada kadınlar ile gençler,üçüncü
sofrada ise biz çocuklar sıkışık sıkışık karnımızı doyurmaya çalışırdık.
Şimdi tek bir can , sessizlik ve insansızlıkla yaşamaya çalışıyor bu köyde.
Dolu dolu kalabalık içinde yitip gitmek istiyorum diyor.Yanlızlıktan haz etmiyorum diyor.Evimi de bırakmak
istemiyorum diyor.Yıllarca süren eşsizlik,insansızlık ,sessizlik ,tek başınalık çok zor diyor.

Yeni bir eş,yeni bir ev,yeni bir hayat istemiyor büyükbabam.Sadece yaz tatiline yine köye gelin diyor.
Hayat olduğu gibi kabul edilmeli diyor,değiştirmeye çalışmamalı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder