6 Mayıs 2011 Cuma

Çalışmayan anne olmak


    Çiçeklerin birkaç gün önce fotoğrafı çekilmeliydi.Geç kaldım.Şimdi birkaçgün öncesinin canlılığı
yok çiceklerimde.Halbuki birkaç gün önce çok güzel şeyler yazacaktım ve çiceklerim canlılığı ve renkleriyle yazdıklarıma eşlik edecekti.Oysa şu haliyle çiçeklerimde hüzün verici bir görüntü var.
Geç kalma,zamanında yapamamak ve vakti geçirilen her şeyin görüntüsü bu çiçekler gibi olmaya mahkum mudur?
 Oğlumu ilk görüşümü hatırlıyorum,sol tarafımda kalbimin biraz üstünde bana bakan bir çift göz...
İlk gördüğüm şey evlat yavru oğlum değilde çaresizlikti ve bana bakan bir çift gözde ilk hissettiğim şey sadece çaresiz bir mırıldanışa cevap vermek zorunluluğuydu.
Morarmış buruş buruş bir yüzde simsiyah parıldayan bir çift göz kalbimin üzerinde çaresiz mırıldanıyordu.Baktım ve ilk kez hayatımda çaresiz mırıldanan bir çift göze sahiplendim.Adı annelik yada başka bir şey ne olursa fark etmez ama onun çaresizliğini sahiplenip karnını doyurmak,elini yüzünü
koklamak,koynunda ısıtmak  ile dolup taşmak gibi bir şey hissettim.Bana ihtiyaçla bakan gözler şimdi altı yaşında.Hiç bir şey değişmedi sadece gözleri daha bir büyüdü,ihtiyaçları daha bi arttı.
Zamanında cevap veren bir anne olmuşumdur inşallah.Sabah uyandığında annesini hep kahvaltı hazırlarken bulmuş,günün her saatini annesiyle oyun oynarak geçirmiş,akşam annesinin masallarıyla uyumuş bir çocuk oldun.Annenin misafir olacağı arkadaşı,para kazanacak bir işi olmadı sen altı yaşına basana kadar.Belki asosyal olduk ama bizim elimizde olmayanları dert etmedik dört duvar evimizde hiç
duraksız oyunlar oynadık.Koltuk minderlerini yere indirip gemi yaptık tüm dünyayı dolaştık bilinmedik adalar keşfettik hazineler bulduk,duvarlarımızı hayallerimizin resmini yaparak süsledik.Bir duvarımızda
en güzel hayalimiz her gün bize bakar...Bir küllahta elli top rengarenk dondurma topları....Ne çok gülmüştük ne çok ağzımız sulanmıştı boyarken...Uzaktaki yakınlarımızı özlediğimizde ben otobüs olurdum sen bazen yolcu bazen ikram servisi yapan muavin olurdun her daim yolculara oyuncak ikram ederdin.Doktorculuk,evcilik,marketçilik,itfaiyecilik filan akla gelen tüm oyunları oynardıkta en güzeli
bizim hayallerimizle ilgili olanları idi benim için...Pencereden bakmacılık oynamak en güzeli idi ...
Pencereden görebildiklerimiz ne varsa onları oyunumuza dahil ederdik.Bir kedi bir köpek çöp tenekesi
çiçeklenmiş ağaç dalları yoldan geçen bir araba....Bir kedi olurdun sen kuş peşinde koşardın çiçeklenmiş ağaç dalına çıkar inerken pat diye düşerdin çok gülerdik.Ben çöp tenekesi olurdum akşam olup görevliler gelip beni çöp kamyonuna götürüşlerine heyecanla bakardın...Yoldan geçen bir araba senin olurdu beni alıp götürürdün en çok istediğim o yere...Ben en çok martı olmayı severdim sana arkadaş bulmak için evlerin penceresine konmak,yanlız tek başına oynayan çocuklara "hadi benim oğlumla oynamak için kanatlarıma gel"diyebilmek için...Her istediğini alamayan ama her istediğinde
oyun oynayan bir anne oldum oynarken sıkılmadım saate bakmadım daha önemli hiç bir şeyim olmadı
seninle oynarken.Güzel renkli kitaplar alamadım ama dergilerden gazetelerden resimler fotoğraflar kesip rastgele yanyana koyup hikayeler yaptık.Kapılara bırakılan market reklamlı katologların üzerine  hazine bulmuş gibi atılışımız yeni hikayelerimize malzeme bulmamızdandır...
Çalışmamış bir anne olmak benim için tam zamanlı oyun oynamak hediyesini verdi hayatıma.
Dertli sıkıntılı günlerim de oldu ama hepsi oğlumla oynayarak yaşanılası hale dönüşüverdi...
Onunla geçiremediğim oynayamadığım hiç bir vakte kılıf uyduramayıp,olması gerekenler listemde hiç bir zaman onun olamayacağı vakitlere öncelik veremedim.
Kariyerim,mesleğim,oğlumun dahil olamayacağı her türlü işlerim altı sene sıralarını beklediler,
yeteri kadar annesiyle oynayamamış,masallar dinleyememiş,hayallar kurup onları resimleyememiş bir
çoçukta aynı bu çiçeklerdeki gibi gizli bir hüzün olacağını sanıyorum.
Bu gizli hüznü çiçeklerde yaptığım gibi kaldırıp çöpe atamam.
Anne olduğum gün gözlerime ihtiyaçla bakan canlının aslında en büyük ihtiyacı onu sevdiğimi onun hayatındaki tüm oyunlarında yanında olduğumu hissetirmemi istediğini anlamıştım...

2 yorum:

  1. Sizin gibi biri olmayı çok isterdim. Ben hep saate bakarak azıcık oynadım oğlumla. benim oğlumda yunus yaşında ve aynı sizin dediğiniz gibi içinde gizli bir hüzün var. Çalışıyorum ve hep çok yorgundum,yorgunum:(
    Sizin gibi hayal gücü bu kadar geniş olmayı çok isterdim. Eminim Yunus kendini güvenli kendini seven mutlu bir çocuk olmuştur.
    Ben oğluma çok oyuncak aldım ama hiçbiri ona sevgi ve mutluluk vermedi. O da Yunus gibi çok yalnız büyüdü, malesef tek arkadaşı tv oldu:(
    yazılarınızı en başından çok severek okuyorum. Deli anne vasıtasıyla tanıdım sizi ve bırakmaya hiç niyetim yok:)
    IŞIL

    YanıtlaSil
  2. sanırım işi bırakacağım, güzel bir işe vesile oluyorsunuz ayşe hanım

    YanıtlaSil