18 Mayıs 2011 Çarşamba

Ayşe ütüde

Masallar gibi yazı yazmak istiyorum ütü başında olduğum zamanlara dair...
Her gün ütü yaparım çok nadir bir gün ara ile gün aşırı yaptığım olur.
Her gün beni ütü masasına çeken şey az kıyafetli oluşumuz.Eşimin ütülü takım gerektiren bir işi var (çok
şükür).Biri hali hazırda giyinilmiş işini görürken iken diğeri dün giyildiği için ütülenmek ister.
Oğlumun da iki okul eşofmanı vardır her gün sırası geleni elimde yıkamaya üşenmem.Haftanın beş günü
için takım alan veliler bu yazıdan sıkılabilir çünkü onların haftada bir çamaşır yıkama olasılıkları
vardır yada eve gelen yardımcıları ütüde yardımcı olabilir.Yinede bu ütü yazısını okumalarını bir kereliğinede olsa
tecrübe etmelerini öneririm.
-Odaklanma....
 Bu kavram çok önemlidir ütüye başlarken yığılmış ütülenmeyi bekleyen çamaşır yığınına odaklanmak
bir süre sonra şalterleri attırabilir benim de asıl yazmak istediğim bu odaklanma meselesi...
-Konumun önemi...
 Ütü masasının yeri her zaman televizyon önü olmasa,bahçeyi sokağı gören pencere ve fonda kulağa hoş
gelen bir müzik sesi olsa daha kolay transa geçilebilir...
-Farkındalık...
Her yerde olduğu gibi ütü yaparkende kendi bildiğimiz yada becerebildiğimiz ölçünün en iyisi olduğunun farkında bilincinde olarak başlayabilmek.
-Özgünlük...
Herkesin kendi el beceresi başkasınınkine benzemez.Özgünlüğü abartmamak gerek. (işe yetiştirme telaşı ile sabahın kör vaktinde uykulu gözlerle yapılan eşin pantolon ütüsünün üç çizgili akordiyon gibi olduğunun,
ne yapan ne giyen tarafından farkedilmeyişinin sonrası özgünlükle açıklanmaya çalışılması inandırıcılıktan uzak olacaktır.)
-Kaliteli bir ütü ve masası...
Markalı şeylerle hiç münasebetim ol(a)madı,ama markalı bir ütü  evlenirken düğün hediyesi diye geldi.
"Altın bilezik alacaktım ama ütü aldım "diyerek hediyesini verirken aslında ne kadar pahalı bir ütüye sahip olacağımın bilincine varmamı istiyordu annenim arkadaşı bir teyze...
Yıllardır her ütüde yani her gün onu iyilikle anarım,çünkü kaliteli bir ütüde dikkati başka yere dağıtmada odaklamada çok etkindir...Maddeleri uzatmak elimizde ama ben konuya girmeye hazırım...
Bugün çarşamba elimde ütümle  buruşuk çamaşırları tek tek güzelleştirmek insan içine çıkılabilir
vaziyete getirebilmek için yine masa başındayım.Odaklanma sorunu yaşamıyorum çünkü dün akşam izlediğim dizi hala hafızamda canlı taze...Cemile geliyor gözlerimin önüne ,ben cemile olsam ne yapardım diye hayallere dalıyorum.Dizi gerçekmiş gibi her salı akşamı canlanıveriyormuş gibi kan ter içinde soluksuz izliyorum ya ütü mütü görmüyor gözlerim adeta dizi içinde cemile oluveriyorum.
Cemile fakir, balıkçı zengin .Fakirin zengin olması lazım.Fakir hiç fakir olarak kalmamıştır dizilerde
hep zengin olabilmiştir  zengin birine abanılarak.Cemile mutlak zengin balıkçı ile evlenmeli.Zengin olunca iyi evlerde oturacak, güzel giyinecek (markalı), sağlıklı beslenecek,hobileri olacak...Keşke hobi
olarak fotoğrafçılığı seçse kaliteli pahalı bir makina alıp kursa gidip inceliklerini öğrense sonra çektiği
fotolara zengin kocasıyla baksa.Her fotoğraf karesinde iyi ki seninle evlenmişim zengin eşim dedirtecek
kadar mutluluk görse Cemile.Atolyede çalışmaktan kurtulsa her sabaha para kazanma mecburiyeti ile değil bugün nerde eğlensem nerden alışveriş yapsam telaşı ile uyansa...Yardım etmeyi de unutma Cemile bir kaç hayır kurumuna üye ol nerden geldiğini unutma da diyeceğim ama mümkün değil.Sarayda
yaşayan saraylı gibi gecekonduda yaşayan gecekondulu gibi düşünmeye mahkum.Saray yada gecekondu
olmazdı herhalde insanlar birbirlerinin sıkıntıları ile hallenebilserledi değil mi Cemile...
Benim ütüm bitti zaten azdı. Cemileye odaklanıp  ütüyü gözlerim kapalı yaptım .Bakalım haftanın diğer ütü günlerinde nerelerde olacağım....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder