15 Şubat 2011 Salı

Gülay

Bindokuzyüzdoksanüç öss ve öys maratonunun çocuklarıyız biz.Gözlerim kapalı öyle bir koşmuşum ki
gözlerimi açtığımda yarışı kazanmış ,hiç sevmediğim ve yıllarcada sevemeyeceğim bir bölüme yerleşmiştim.
Fakültede anadolunun tüm illerinden arkadaş edindim.Gülay farklıydı...İstanbullu ,güzel not tutan
simsiyah gözlerinin üzerinde rimeli hiç eksik olmayan ve rimelleri akacak kadarda her daim kahkahası
eksik olmayandı...Benim arkadaşımdı diyemiyorum çünkü yanından hiç eksik etmediği kendi gibi
İstanbullu Pınar'ı vardı.Anfide kampüste yemekhanede hep yanyana ayrılmaz ikiliydiler...
Kıskanmıyordum Allah için,ama herkesin arkadaş olmak istediği bir tipti.En güzeliyle dinler en olumlu
çözümler getirir yardımı sever sıcacık biriydi.Olağanüstü bir şey yok işte aslında herkesin tanıdığı bir
Gülay olmuştur yaşantısında.Şimdi şuracığa bir resmini koyabilseydim onsekiz sene evvel kampüste
anfide ne bileyim işte üniversite hatırası diye...Ama yok işte,ne kıtlık zamanlarmış fotoğraf makinası
bile lükstü ...
Okul bitince tüm arkadaşları kaybettim hepsi birdenbire rüyadan uyanılmış gibi yok oldular.
Neden birbirimizi böyle kolay unutabildik oysa unutulması haksızlık mı bencillik mi desem onca
güzel anılar yaşamışken...
Nasıl unutulur Salih Turan'ın rengarenk mendilleri ,Ali Özgüvenin mikrofonu,Macide Soğur'un şortları
Mehmet Altan'ın "internet denilen şeyi bilen var mı" sorusuna yüzkişilik anfiden ses çıkmayışını,
Toktamış Ateşin masmavi gözleri ile Nevzat Yalçıntaşın parlak bürokratlığı,Yavuz Yıldızın finalinde
alışık olmadığımız bir melodi çalarken "oooo aramızda zengin cep telefonlular varmış" dediğini...
Şimdi burada kesiyorum üniversite anılarımı detaylı yazacağım ama Gülay'ı şimdi anmak istedim.
Çünkü onbeş sene sonra beni bulmuştu,benim gibi ev hanımını bulmak kolay değil hiç bir yerde
çalışmamış adı sanı hiç bir yerde geçmemiş sıradan birini bulabilmesi benim için çok büyük bir şey..
Bende seni unutmadım Gülay ve hasretle okul anılarımızı anıyorum.Kampüste yüzyıllık ağaçların
altında otururken,anfilere giden uzun patikada seni yanlız görüp koşarak koluna girmeyi ,olur olmaz
herşeye kahkahayla gülmeyi çok özledim.
Onsekiz yaşında olabilmeyi çok isterdim...
Hayatı, sanki  çoğu yanlış cevaplandırılmış sınav kağıdı gibi elimde tutuyorum,oysa onsekiz yaşıma
tekrar dönebilsem biliyorum hep doğruları bulur cevaplardım...
Sevgili arkadaşım Gülay sen benim onsekiz yaşlarım gibisin seninle hatıralarım hayatımın
en güzel yıllarına ait..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder